Kelle koltukta
Radikal · 14 Aralık 2002
Mine G. Kırıkkanat
14/12/2002 (1602 defa okundu)
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Org. Kıvrıkoğlu'nun, Paris Adliyesi 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açtığı davada, Türkiye düşmanı Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü ve işbirlikçisi Erol Özkoray'ın yazılı tanıklığına karşı, mahkemeye Org. Kıvrıkoğlu ve Türkiye lehine sunduğum Fransızca ifadenin tam çevirisidir:
"Sayın Mahkeme Heyeti Başkanı,
Radikal yazarı ve Milliyet Paris temsilcisi ben Mine Kırıkkanat, Türk kamuoyunu Org. Kıvrıkoğlu'nun Saint Lazare zeminine serili fotoğrafından haberdar eden ilk gazeteciyim. Altı yıldan beri çeşitli Türk makamları tarafından, ülkemin hakkında en çok dava açılan kadın yazarı oldum. Hepsi makalelerim yüzünden 30'dan fazla dava açıldı, çoğunu kazandım ve kazanmaya devam ediyorum. 17 davam kaldı ve bunlardan biri Genelkurmay, beşi aralarında eski bir Genelkurmay Başkanı olan Doğan Güreş dahil, emekli generallerledir. Bu altı davada Genelkurmay, Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla üç yıl hapsimi, her general de 50'şer milyar TL'lik manevi tazminat talep ediyorlar.
Türkiye'deki en büyük basın grubu için çalışıyorum ve beni bu davalarda savunan avukatlar, çok ağır cezalar talep edilen bu altı davanın da geçmişte hükümet ve devlet yetkililerine karşı kazandıklarımız gibi tarafımızdan kazanılacağına eminler.
Çünkü sayın Başkan, benim ülkemde yargıçlar, savcılar ve avukatlar var; her gün tıpkı biz gazeteciler gibi basın özgürlüğünü korumak için savaşıyorlar. Size temin ederim ki bizler basın özgürlüğünü sonuna kadar, hiç sakınmadan ve cesaretle kullanıyoruz. Sonuç ortada: Ülkemde pek çok yasanın değiştirilmesine ve insan hakları konusunda büyük ilerlemeler kaydedilmesine katkıda bulunduk.
Türk Genelkurmay Başkanlığı ve generalleriyle davalı olmama karşın, Türkiye'yi bir diktatörlük olarak gösteremem. Gösterseydim, dürüst olmazdım. Türk ordusu faşist bir kurum değildir, Genelkurmay Başkanı da despot değildir. Eğer ordu kurumu ve mensupları, ülkemde diğer Avrupa demokrasilerinden daha önemli bir konumdaysalar, bu konum Türk yasaları tarafından belirlenmiş ve onlar yasal çerçeveyi aşmamaktadırlar. Bu yasaların çerçevesini korumak ya da değiştirmek, biz Türklere ait bir keyfiyettir. Sayın Kıvrıkoğlu, bir Saddam değildir ve rejimleri Türkiye'deki demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan Irak, İran vb. gibi ülkelerin despotlarıyla aynı konumda sergilenmeyi asla hak etmemektedir.
Herhalükârda, Türkiye'de askerlerin konumu ya da basın özgürlüğü hakkında, sistemin dürüst ve sağlıklı bir analizini yapmak sözüm ona gazeteci sayın Erol Özkoray'ın haddine düşmez. Çünkü bu bayı ben, bambaşka bir konum ve kimlik altında tanıyorum: 1993 ve 1994 yıllarında kendisine ait İDEA şirketiyle ilgili kapsamlı bir yolsuzluk araştırma dosyası hazırladım.
Bu davada Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tanığı sayın Erol Özkoray, her şeyden önce bir reklamcı olup, 1993'te bir siyasal partinin, ANAP'ın seçim kampanyasını yürütürken, ülkede Türk ordusunun konumu aynıydı. Seçimlerden sonra bu bay, Turizm Bakanlığı'nın açtığı ve Türkiye'nin tüm Avrupa'daki tanıtım ihalesini kazandı. 1994 yılında, yaptığı yolsuzluklar hakkında hazırladığım dosyayı zamanın Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş'e kendi elimle verdim. Sayın Erol Özkoray, 1997'ye kadar görevinden uzaklaştırıldı, ancak bu tarihte hükümetin değişmesinden yararlanarak Türkiye'nin Avrupa'da tanıtım ihalesini yeniden kazandı. Kendisi bugün, Türkiye Turizm Bakanlığı'yla mahkemelidir.
Türkiye'de Genelkurmay Başkanlığı ve Türk ordusunun konumu ve tutumu, 1993 yılından beri değişmedi. Ama 1997 yılına kadar Türkiye'deki sistemle pek uyuşan Erol Özkoray, ülkedeki demokrasiyi, hükümetleri ve orduyu; kamusal, dolayısıyla siyasal 'ihaleleri' alamaz olunca eleştirmeye başlamıştır.
Türkiye neyse odur ve biz dürüst insanlar hukukta, kamuda, basında, toplumun her kademesinde varız ve ülkemizin daha demokrat, özellikle de daha şeffaf olması için çalışıyoruz.
Kendisine epeyce çıkar sağlayan bir sistemi yargılamak, herhalde yoz bir siyasal çarkın eski ortağı sayın Erol Özkoray'a düşmez!
Sayın Başkan, en derin saygılarımın kabulünü rica ederim.
El yazısıyla resmi ek: 'Bu ifadenin Fransız adliyesine kaydolacağı ve yalan ifade verdiğim tespit edilirse yasal ceza yaptırımıyla karşılaşacağım tarafıma bildirilmiştir. İmza. Paris, 11.11.2002.'"
*
Günlerden 12.12.2002, aziz okurlarım.
Ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü işbirlikçisi Erol Özkoray'ın şahsıma karşı dava açtığı, naçiz yazarınıza bildirildi.