Gülün ölümü
Radikal · 18 Aralık 2002
Posta kutusundan kenarları siyah bir zarf çıktı. Buz kesti tutan ellerim. Yüreğim çarparak göndereni okudum: Jeulin Ailesi. Anladım. Oysa anlaşılır, inanılır gibi değildi, iki gün önce göndermişti son mesajını. Demek ki yüce çınarlar gibi ayakta ve bir çırpıda, Azrail'in üzmeden aldığı 'seçkin' canlardandı, aziz dostum, bilge büyüğüm Jacques Jeulin. Elimde meşum mektup, bacaklarımda kurşun ağırlığı, titreyerek tırmandım merdivenleri. Sanki tersine bir haber gelebilirmiş gibi, 'arandınız' diye pırpır eden telefonu dinledim umutla. OM Yayınları'ndan Özgür Kalyoncu'nun neşeli sesi: "'Gülün Öteki Adı' çarşamba günü piyasaya verildi!" diye müjdeliyordu. Mektuptaki ölüm tarihine baktım ve işte o zaman ağlamaya başladım.
Jacques Jeulin, 'Gülün Öteki Adı'nın beşinci ve son baskısının, 'öteki' yazarıydı. İlk kez 1989 yılında yayımlanan kitabımı, bilgi ve araştırmalarıyla genişleterek Fransızca baskısına hazırlamış, 2000 yılında Paris'te birlikte imzalamıştık. Ve artık ikimize ait olan kitabın Türkçe çevirisi, Türkiye'de çıktığı gün son soluğunu vermişti Jacques. Ama yaşamının bitimini çevreleyen 'tamamlanmışlık' mucizeleri, bu işaretten ibaret değildi.
78 yıllık anılarını, sanki gideceğini biliyormuşcasına bir telaş içinde altı ay gibi kısa bir sürede yazmayı tamamlamış, son noktayı koyduktan birkaç gün sonra, çarşamba sabaha karşı uykusunda, içine çektiği ve geri vermediği iki derin soluk sesiyle veda etmişti dünyaya.
Ve Le Monde gazetesi, onun ölüm ilanıyla aynı gün, Jacques Jeulin'e son bir selam verir gibi Türkiye'ye ayırdığı sekiz sayfalık ekte, Osmanlı Bankası'nın yer aldığı bir İstanbul fotoğrafı yayımladı. Fotoğrafta, Galata Kulesi'nin hemen altındaki kemerli binanın tüm pencereleri açık, Jacques'ın 38 yıl İstanbul'u seyrettiği pencere, kapalıydı.
Jacques Jeulin, bir bilgin düzeyinde incelediği dinlerin 'öteki dünya' vaatlerine inanmayan bir azizdi. Oysa, evren tanrı ona inanmış olacak ki, Jacques'in sevgili bir can olduğunu gösterdi, onu ölümün yüzünü görmekten esirgedi, tüm isteklerini yerine getirmesini ve bitirmesini sağladı. Çünkü Jacques, ideal insan simgesiydi. Bilginin iradeyle bütünleşip, iyiliğe ve güzelliğe aktığı bir ömür. 1925 yılında Paris'te başlayan, İkinci Dünya Savaşı direnişçileri arasında insanlık idealleri için savaşan ve Türkiye'de yeniden doğan bir yaşam. 14 Şubat 1997 tarihli 'Bir Levanten' başlıklı yazımda Jacques Jeulin:
"1947 yılının şubat ayında Marsilya'dan kalkan 'Ege' vapuruyla yola çıktım Türkiye'ye. Osmanlı Bankası'na müfettiş tayin edilmiştim. Savaş yüzünden ne trenler çalışıyordu ne de uçak vardı. İstanbul'a dokuz günde vardık. Denizde yüzen mayınlar yüzünden, gemi yalnızca gündüzleri yol alıyordu. Ön küpeştede bir denizci, elinde dürbün, mayınları tarıyordu uykulu gözleriyle. İstanbul'a denizden varmanın ihtişamı, o gün bugündür değişmedi.
Türkiye'nin güzel manzaralarından çok, insanları sevdim. Türkçeyi çok iyi öğrenmiştim. Hatta eski Türkçe ve Arapçayı..."
1949 yılında, hayatının aşkı, güzeller güzeli Yolanda'ya yine Türkiye'de âşık olup evlendi Jacques Jeulin. Kendisi yedi göbek Parisliydi. Oysa Yolanda, 1840'lı yıllarda yurdumuza yerleşen bir 'carbonaro', İtalyan ihtilalcisi soyunun, Osmanlı Ortodoks ve Yahudileriyle karışarak Türkiye'nin kültürel zenginliğinin özeti sayılabilecek muhteşem bir Levanten ailesi, Bogettilerin kızıydı.
Hukukçu ve ekonomist Jacques Jeulin, Osmanlı Bankası Türkiye ve Ortadoğu genel müdürü olarak İstanbul'da geçirdiği 38 yılda, ülkemizin sıra dışı tarihsel olaylarına tanık oldu. 1980 ve 83 yıllarında, Evangelinos Misailidis'in Karamanlı dilinde, yani Yunanca harflerle yazılmış eski Türkçe eseri, 'Temaşa-i Dünya' romanını güncel Türkçeye kazandırdı. Emekli olduktan sonra Paris'e döndü, ama Türkiye'den kopmadı. Paris'te Fransa-Türkiye Dostluk Derneği'nin kilometre taşlarından biri, yöneticisiydi. Ayşe Osmanoğlu'nun 'Babam Abdülhamit, Saray'dan Hapisane'ye' adıyla yayımlanan hatıratını ve benim 'Sinek Sarayı' romanımı Fransızcaya çevirdi.
Bitirmeden gitmediği kendi anılarında, yine Türkiye'yi anlatıyordu. Her gün Türk gazetelerini okur, Fransız basınında ilginç gördüğü tüm bilgileri de bana aktarırdı. Pek çok makalemin konusunu ona borçluyum. Anılarına yine borçlanacağım.
Ülkemizin ve insanlarımızın büyük dostu Jacques Jeulin'i pazartesi günü Montparnasse Mezarlığı'nda, üzerine güller serperek toprağa verdik. Çünkü o, gülün öteki adı, bir güzel güldü. Arkasında aydınlık dünya vatandaşları, Türkçe konuşan torunlar bıraktı. Sevgili eşi Yolanda ve çocukları Jean Pierre, Fabienne, Sabine, Pascal ve tüm ailesine sabırlar dilerim.