Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

İki kurşun,bir eşantiyon

Radikal · 21 Aralık 2002

Dr. Hablemitoğlu, Türkiye'nin 21. yüzyılda 'faili meçhul terör'e verdiği ilk kurban. Cennet ülkemizde iki tür terör var çünkü: faili belli terör, faili meçhul terör. Olaya terörü yaratan, besleyen ve icra edenler açısından bakacak olursak, kinik bir saptama yapmak mümkün: Faili belli terör eylemleri, Türkiye'de düzeni yıkmak için yapılıyor. Faili meçhul terör ise, paradoksal gibi görünse de düzeni korumak amacıyla.

Bir cinayetin mekanizmasını çözmek için klasik yöntem, neden aramak, yani cinayetin kime yaradığını anlamaya çalışmaktır. Bu yöntemle ilk bakışta hasım, ancak cinayet 'yaramıyor' gibi görünen merciler izale edilir. Oysa Türkiye'de bazı odakların terörizm 'zanaat'ında olağanüstü uzmanlaştıkları su götürmez bir gerçek. Dolayısıyla ilk analizde ekarte edilen cinayetin yaramadığı hasımlar, bence kolay göz ardı edilmemelidir.

Dr. Hablemitoğlu'nun görüşlerini paylaşan biri değilim. Ancak Fethullahçılara ilişkin saptamalarına, basit bir nedenden ötürü katılıyorum: Fethullah Gülen'e yönelik yazılarıma aldığım tepkilerin nitelik ve niceliğine her zaman çok şaşırmışımdır. Gülen hakkında yazılmış en küçük bir tespit, eleştiri ya da yergiye, her meslek ve her kurumdan inanılmaz sayıda, aşırı ölçüde yağan protesto yoğunluğuna bakarak, Fethullahçıların toplumdaki her kademede yer aldıklarını, özellikle devlet kurumlarına köklü biçimde yuvalandıklarını ve örgütlendiklerini düşünüyorum. Ve... Fethullah Gülen'in ABD'nin 'yeşil kuşak' operasyonunda kullandığı 'yönlendiricilerden' biri olduğuna kesinlikle inanıyorum. Şimdi söyleyeceklerim, varsayımlardan ibaret. Ancak her kuramın kanıtlanmış bir varsayım olduğu unutulmamalı:

Dr. Hablemitoğlu'nun hunharca katlinde, Türkiye'nin geleceği açısından çok önemli iki sürece zamanlama yapıldığı anlaşılıyor. ABD'nin eli kulağında Irak operasyonu ve.. KKTC'de oynanan 'son' perde. Acaba, diyorum, birileri, Türkiye'ye artık kaçınılmaz Irak savaşında Amerika'nın yanında saf tutmazsa, nasıl bir 'risk' aldığını mı göstermeye çalıştı? Örneğin geçmişin travmalarını kaşıyan bir terör eşantiyonu mu bu cinayet? O zaman Dr. Hablemitoğlu'nun ortadan kaldırılmasında, pekâlâ Fethullahçılar kullanılmış olabilir. Üstelik merhumun bizzat kendisi, Amerikan güdümlü Fethullahçıların bizim derin devlet içinde gördükleri kabul, örneğin MİT'te kadrolaşmalarını ileri süren biri. Bu varsayımı, işlenen cinayetteki 'profesyonel mükemmeliyet' de destekliyor. Eğer böyleyse, Irak'ta Türk ve Amerikan askerinden önce, bizim topraklarda iki ülkenin meşum 'sivilleri' el ele verdiler bile.

İşin bir de KKTC yanı var. Maktulün, Kıbrıs konusunda ne düşünüp savunduğunu bilmiyorum. Ama genel tavrına bakılacak olursa, 'Kıbrıs Türk'tür, Türk kalacak'çılardan olduğunu söylemek mümkün. Zaten tersi olsa da fark etmez. Acaba diyorum, ikinci bir varsayımla, birileri bu cinayetle Türkiye'de 'milliyetçi şahinleri' hedef alan 'dış güçleri' işaret edip Kıbrıs'ta çözümsüzlük üstüne oynayanların elini güçlendirmeye çalışmasın?

Ya da karartma yapmasın? Çünkü KKTC'de oynanan son perde, tam bir kör dövüşü. Kıbrıslı Türk'te Kofi Annan planı 'kabul edilemez' diyenlerin savlarını dinleyecek hal kalmadı, iş istiyor, aş istiyor, eski komşularıyla birlikte AB'ye girmek istiyor. Çözümsüzlükten yana olanlar hiçbir meşru zemine dayanmıyorlar artık. Hamasi nutukların içi boşaldı. İşte böyle bir zamanda, 'dış güçler'e yüklenecek bir ulus-devletçi cinayeti, 'düzeni' korumaya yönelik bir 'faili meçhul terör' eşantiyonu da olabilir.