Nem ve yem
Radikal · 3 Ocak 2003
Zenginin parası züğürdün çenesini yorar, ama parmağını dinlendirir. Çünkü biliyorsunuz, para saymak kolay değildir. Hele Türkiye'de. Çokluğun yokluk anlamına geldiği tuhaf ülkemizde, sıfırları arttıkça değeri azalan, nesnel miktarın niceliğe ters orantılı büyüdüğü paraları saymaya, parmaklar yetişmez ve sıkça makine kullanılır. Ama rüşvet parası, hâlâ parmakla sayılmaktadır. Çünkü para sayacı, cebe sığmaz. Oysa parmak, elin bir parçası olup cepte taşınabilir bir araçtır. Kullanımı kolay, eğitimi basittir. Ne var ki, öyle her parmak düzgün para sayamaz. Örneğin
Çinliler, para sayacak parmağın nasıl olması gerektiğini, nasıl olmamasını söyleyerek açıklamışlardır: "Kuru parmak tuz tutmaz..." Yani rüşvet parasını sayacak parmakları nemlendirmek, şarttır.
Farkındaysanız AKP, iktidara geldiği günden beri tükürükten başka hiçbir iş üretmediği gibi, tüm çabasını su başlarını tutmaya yoğunlaştırdı. Nemlenmeye ve yemlenmeye kilitlendiler yani. Bak bu konuda çok ciddi çalışıyorlar: Halen Türkiye, bir iktidar partisi il örgütleri yöneticilerinin, hiçbir yasal hak ve hukuka dayanmadan, yani AKP'nin iktidar durumundan kendilerine muktedir vaziyeti çıkartarak, kapı kapı resmi kurumları dolaşıp devlet memurlarını 'fişlediği' ilk ve tek ülke. Demokrasi ansiklopedisinin bir 'gudubet' babı olsa, başa yazılmaya aday.
Duble yol, AKP'nin nemlendirme ve yemlendirme projesinin 'but'u tabii. Belkemiği demiyorum, çünkü belkemiği olsa olsa bir 'demiryolları projesi' olurdu. Oysa belkemiği sağlam bir Türkiye, salt AKP değil bugüne değin hiçbir iktidarın işine gelmemiştir. Türkiye'de iktidarlar, ikide bir asfalt dökülen, döküleni iki ayda eriyen, çöken yollar; bol kaza üreten ve bol araç ve bol petrol tüketen, dolayısıyla yumuşak karınlı bir Türkiye isterler ki, nemlensinler ve yemlensinler. Irak savaşı patlar, petrol fiyatları fırlar, hatta petrolsüz kalırız falan gibi hesaplar, asla bu nem ve yem hesabına katılmaz, zaten ülkemiz de hep bu yüzden hapı yutar, ama ne gam.
Duble yolcu AKP, zaten olmayan demiryollarına, daha fazla yok edilemeyeceği için dokunamadı, ama Türkiye Denizcilik İşletmesi'nin başını yedi. TDİ'nin, yarım yüzyıldır gördüğü en başarılı genel müdür Erkan Arıkan, 2002'nin sonuncu günü görevinden alındı. Neden? Çünkü Erkan Arıkan'ın 'tuzu kuruydu': Gemi mühendisiydi, ne yaptığını ve ne yapması gerektiğini biliyordu ve üç yıl içinde yarım yüzyıldır yapılmamış işlere imzasını atmış, başarılı projeler üretmişti. Çok sevgili dostum Melih Aşık'ın Milliyet'teki Açık Pencere'sinden öğrendim ben de Erkan Arıkan'ın görevinden alındığını. Çünkü AKP iktidarına, ülke için çalışan tuzu kuru insanlar değil, kendi yemliklerini dolduracak 'nemli parmaklar' gerekiyor. Zaten denizcilik işletmesi, iktidar yemliklerini doldurmayacaksa, dünyanın denizlerle çevrili olup denize sırtını dönen tek ülkesi Türkiye'nin nesine gerek? AKP iktidarı, ona yar olmayan işletmeye işletme, Tayyip Erdoğan'ın memleketinden olmayan, genel müdüre genel müdür mü der?
AKP hükümeti, sevgili okurlar, iktidara geldiği günden bu yana yalnızca konuştu, tükürük üretti, parmak nemledi. Ama hızla süren bürokrat kadrolaşması dışında, henüz bal tutamadı. Topluma verdiği sözlerin hemen hepsinden böylesine çabuk tornistan eden bir iktidar da görülmedi. Umarım yalayıp yuttukları sözler gibi, avuçlarını da yalar, nemli parmakları boşta kalır.
Zaten bunca çapsızlığa bir de parmaklar oynarsa, önümüzdeki beş yıl içinde ya Türkiye AKP'yi batırır ya da bu AKP kadrolaşması Türkiye'yi.