Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Böl ve yönet

Radikal · 10 Ocak 2003

Dürüstlük, 'iyi'nin bir gün mutlaka galip geleceğine inanmaktır. Cesaret ise, dürüstlüğün bir gün mutlaka kötülüğü yeneceğine yatırım. Çürüğün sağlama karıştığı, hatta sağlamı çürütmeye çalışıp geniş genelinde başarılı olduğu Türkiye'de, iyi, dürüst ve cesur kalabilmiş gazeteci de azdır. Genç kıkırdakları kemikleşmeden kırılır kiminin, kiminin iliği emilir; bazısı da löp ilik emdirilerek vampirleşir. İyi kalmayı başaran namusunu yitirir, namusunu koruyan cesaretini. Ama bir de... Bir de tüm tuzaklardan yüz akıyla çıkanlar vardır ki, işte onlar; itilseler kakıl-

salar da, değerleri görmezden gelinse de, onlardan her gazete, her televizyona lazımdır. Çünkü medyayı, onlar güvenilir kılar; çürük küfenin üstüne dizilen 'sağlam numune'lerdir onlar. Öyle her medya da taşıyamaz onları zaten. Onlar da bilirler ağır çektiklerini.

Çeken bir yer buldular mı, kalırlar ve tırım tırım çalışırlar. 'İyi'nin bir gün mutlaka galip geceleceğine, namusun namussuzluğu yeneceğine inanarak ve cesaretlerine destek arayarak geçer ömürleri.

Onlar, azınlık olsalar bile çok sayılanlar. Ama bugün ekonomi basınındaki iki 'sağlam numune'den söz edeceğim. Milliyet gazetesinden Nedim Şener ve Radikal gazetesinden Hanife Şenyüz.

Milliyet'e her uğradığımda, Nedim Şener'e yeni bir heyecan içinde rastlarım. Bakarım elinde koca bir dosya, peşimden koşuyor. Senaryo teklifi geldi, sonunda artist oluyor, diye sevinirim. Çünkü Nedim, günümüzün sinema ve televizyon 'yaldızlarını' solup sarartacak kadar yakışıklı bir gencimizdir, bir gün doğru yolu bulacağına dair inancımı yitirmedim. Ne gezer? Nedim yine bir yolsuzluk dosyası hazırlamış, ya gazetede, ya kitap olarak bastırmıştır. Yolsuzların karabasanı olmayı, genç kızların rüyalarını süslemeye yeğleyen tuhaf bir gencimizdir.

'Deliyürek' rolü keseceğine tutar, 'Tepeden Tırnağa Yolsuzluk'u (Metis Yayınları, 2001) yayımlar; Kadir İnanır'ı 'out'a çıkaracağına Orhan Aslıtürk'ü 'alt'etmek peşinde 'Naylon Holding'i (OM Yayınları, 2002) yazar. Üstüne üstlük, 'Ben bir gazetecilik mürtecisiyim' diye imzalar.

Bugünlerde kafayı Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın 'vergi barışı'na takmış. Neymiş efendim, bakan efendi başta kendisi, ne kadar bildiğimiz naylon fatura hortumcusu varsa, hepsini aklayacak bir af hazırlamış. Türk toplumu ne bekliyordu ki, ne umuyordu Nedim Şener? Adamın adı üstünde: Unakıtan. O bakanlığa naylon fatura hortumlarına 'vergi savaşı' açsın diye getirilmedi herhalde. Sanki savaş varmış da bitmiş gibi, 'vergi barışı' diye kendisi gibi dibi karaları 'unlayacak'.

Radikal'in ekonomi muhabiri Hanife Şenyüz, aynı ekolün yılmaz, daha doğrusu yıldırılmaz şövalyelerinden. Ser verir ödün vermez, dürüstlerden. Sert kişiliği, yumuşak karnını sakınmak için. Yani iyi yüreğini.

Az tanımama karşın, çok seviyor ve güveniyorum Hanife'ye. Ne yazık ki o da yıldızı parladığı an yaldızı dökülmeye başlayan bu hükümete değgin korkularımı doğru çıkarıyor bir bir. 6 Ocak tarihli Radikal'de, AKP'nin yeni yılda yürürlüğe giren yeni 'Kamu İhale Yasası'nı delmek üzere hazırladığı değişiklikler üzerine geniş kapsamlı bir haber/yorumu yayımlandı Hanife'nin. Bu yazıyı mutlaka okuyun. Çünkü...

Hanife Şenyüz'ün açıkladığı gibi, AKP duble yol sevdasına tüm yüksek tutarlı yol yapım işlerini küçük parçalara bölerek ihaleye çıkarmayı, böylece Sayıştay ve Maliye denetimini ortadan kaldırarak 'ödeneksiz' ihaleye kapı açmayı amaçlıyor. Kamu İhale Yasası, bölerek deliniyor yani.

Dikkat ederseniz, YÖK'teki 'acil eylem planı' da aynı taktiği izliyor: Üniversiteleri bölerek merkezi denetimden kaçırmak ve ufak ufak parçalar

halinde kendi denetimlerine almak.

Bu hükümetin stratejisi belli artık: 'Böl ve yönet'.

Ancak bilmedikleri, daha doğrusu öğrenemedikleri bir gerçek var ortada: Türkiye'de bölerek yönetilecek pek bir şey kalmadı. IMF ve Dünya Bankası, kendi direktifleri olan mali milat ve Kamu İhale Yasası'na yapılanları görünce zor kredi verirler. Yabancı yatırım, aynı nedenlerle gelmez. Çok güvendikleri 'dış' yeşil sermaye ise, topu attı bile. Eğer Maliye Bakanı'nın affettiği Cavit Çağlar, Murat Demirel, Erol Evcil,

Ali Balkaner gibi naylon fatura hortumculara güveniyorlarsa, bilmeleri gerekir ki bu hazretler, bırakın affedilmeyi, devletin en yüksek katında itibar gördükleri 'altın' yıllarında bile Türkiye'ye 'zırnık' getirmediler. Hep götürdüler, götürdüler. Götürürler.

Benim en yandığım, yeni Kamu İhale Yasası'nın budanma çabası. AB'de yapılan bir araştırmaya göre, bizim yasada da yer alan AB yönergelerinin uygulanması ile Avrupa ülkelerinde yılda 90 milyar dolar civarında bir tasarruf sağlanmış. Bu tutar, AB'deki GSMH'nin yüzde 10'u ediyor. Üstelik AB ülkeleri, ihale saydamlığı açısından bu yönergeler uygulanmadan önce de bizden daha iyi durumdaydı. Varın siz hesaplayın Türkiye'nin delinmemiş bir Kamu İhale Yasası'ndan kazanacağını ve delinmişinden kaybedeceğini.

AKP iktidarı, Musul, Kerkük diye oyaladığı Türkiye'yi ikinci bir iflasa sürüklüyor.