Bu yazı ciddidir !
Radikal · 15 Ocak 2003
Son günlerin siyasal tablosuna bakarak, Türklerin yaptığı en iyi iş bilmeden yaptıklarıdır, kanısına varmak gerekiyor, sevgili okurlar.
Herkes ayrı telden çalmakla kalmıyor, Gershwin'in Gran Canyon'ıyla Konya kaşık havası oynanıyor.
Olsun varsın, bence sonuç mükemmel!
Ne dünya ne de ahret görüşünü paylaştığım AKP hükümetini, ABD'nin olası Irak operasyonuna gösterdiği direnç, Ortadoğu ülkeleri nezdindeki ortak direniş girişimi ve Irak'a yaptığı ekonomik çıkarma dolayısıyla KESİN destekliyorum. Kimi AKP'liler Irak'ı vuracak Amerikan savaş gemilerini gezerken, Kürşat Tüzmen ve 300 işadamı Irak'la iş mi bağlıyor? Aferin onlara. Bu saatten sonra bu Amerika'yı ancak 'oryantal dansöz' politikası paklar. Yok efendim, Irak'ın iki numaralı adamı Taha Ramazan 'Musul-Kerkük' sorusuna kızıp basın toplantısını terk etmişmiş de, Türkiye'nin gururu incinmiş. Sorarım size, Amerikalı Mark Parris'in, 'Bize he demezseniz, kapıda paltonuzla beklersiniz, Washington telefonları meşgul çalar!' tehdidi gurur mu verici? Bağdat'ta yaralanan gurur, aslında Taha Ramazan ve Irak'ın 'ulusal bütünlük' gururu!
Bizim gururu dert edenler Mark Parris'in küstahlığını düşünsünler. Asıl sopayı o gösteriyor. Yoksa ABD'nin attığı sopalara alıştık mı da aldırmıyoruz?
AKP'nin 'oryantal dansöz' politikasını destekliyorum ya, bugünlerde bana bir şeyler oldu anlaşılan, Amerikan sözcüsü tavırlarını ayıpladığım TÜSİAD'ın, ABD ve dolayısıyla savaş yanlısı çıkışını, hükümet eleştirisini de destekliyorum. Üstelik, bizim ordunun Irak konusundaki sessizliğini de müthiş tutuyorum, iyi mi? Neden derseniz, ortaya tam anlamıyla bir karmaşa çıkıyor ve ABD'nin Türkiye babında belli bir hedefe kilitlenmesini önlüyor. Washington bir bakıyor, AKP iktidarı savaşa, dolayısıyla kendisine karşı. Tam kızıp köpürecekken bir bakıyor, TÜSİAD savaştan ve kendisinden yana. Basın zaten bir öyle bir böyle. Asker de ses çıkarmayınca, Türkiye'de kime ve neye yaptırım uygulayacağını şaşırıyor tabii. Yukarı tükürse umutlarını bağladığı AKP, aşağı tükürse kadim müttefiki TÜSİAD. N'eylesin ABD? Aradan sıvışıyor Türkiye.
Bizim en hayati sorunlarımızda; en haklı taleplerimiz, Amerikan başkanlığında kabul görürken, Senato'da reddedilmedi mi? Bunun adına
'Demokrasi valla, elimizden bir şey gelmez,' demedi mi Washington? Buyursunlar işte, bizde de demokrasi var, her kafadan bir ses çıkıyor, Sezen Aksu'nun kulakları çınlasın, Türkiye'nin de 'Ortası istiyor, kenarı bırakmıyor!', ne yapalım?
Bence bu 'oryantal dansöz' politikasına devam.
Etkili ve yetkililerin her şeyi söyleyip tersini yaparak yarattıkları demokratik kargaşa, Türkiye'nin bilmeden kazandığı bir başarı. Devletin, Irak krizinde 'tek vücut, tek bir ağızdan' konuşmasını isteyenleri, hiç anlamıyorum. Tek bir ağızdan konuşulanlara emir, tek vücut hareketlere de itaat denir. Barış zamanlarında dikta rejimlerine özgüdür. Savaş zamanlarında ise, 'manu militari' disipline. Herkesin ayrı telden çaldığı demokratik kargaşa, tam da böyle zamanlarda en gereklidir.
Washington'un geçici efendileri, Irak'ta yalnız dünyayı değil, ABD'nin kendi iç düzenini ve dünya egemenliğini sarsacak bir maceraya girişiyor. Aynı Amerika'nın 1993 yılında Somali'deki baldırı çıplakların
önünden pılısını pırtısını toplayıp kaçtığı asla unutulmamalı! Irak savaşı, yalnız Saddam'ın değil, Bush'un da işini bitirebilir. Çalan telefonları da, başkası açar.
Cuma günü, size ABD'nin Somali'de başına gelenleri anlatacağım. Bağdat'a pirince gitmeden önce, Amerika'nın Mukdişo'da yitirdiği bulguru anımsamakta yarar var!