Elhamdülillah cumhuriyet
Radikal · 19 Ocak 2003
Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Diyanet İşleri'ni yeniden yapılandırmak için Anlgosakson modelini önermiş. Ancak seçtiği konu mankeni eleştiriye
uğrayınca, amacına açıklık getirmiş: "Tek istediğim, Diyanet'in AB'de dini kurumların ulaştığı düzeye ulaşması. Anglosakson modeli yalnızca bir örnekti. Yoksa bizde kral mı var, elhamdülillah cumhuriyet var!" Vallahi AKP'yi iktidara taşıdığı için her gün çektiğimiz 'elhamdülillah'ı değil ama, 'cumhuriyet'in varlığını unutmuştuk, hatırlattığı iyi oldu!
Aydın bakan yetinmemiş, Anglosakson diyanetinin siyasal saygınlığına dair engin bilgisini de döküp saçıvermiş: "Londra Piskoposu başbakandan randevu istese, 10 dakika bekletilmez. O işi yapan din bilgini, kilise adamı ne yaptığını bilir. Toplum içinde kimse onların durumunu tartışmaz!" Vay be. Elhamdülillah bu günleri de gördük. İslamcı AKP'nin diyanet işlerinden sorumlu Devlet Bakanı, Suudi Arabistan yerine kâfir İngiltere krallığını örnek alıyor, İmamı Azam saygınlığı yerine Piskoposluk konumu istiyor. Farsça 'aferin' mi demeliyim, Latince 'bravo' mu acaba, ben de şaşırdım. Kutlamasına kutlayacağım da, neresinden tutmalıyım ki, elimde kalmasın?
Çünkü, hiç olmazsa kâğıt üstünde, Türkiye'deki rejim 'elhamdülillah cumhuriyet' olamaz, laiktir, bir.
İkincisi, şeriatçı cumhuriyet de olabilir, İran şeriatla yönetilen bir cumhuriyettir. Eğer Türkiye'nin devlet yapısına bir örnek gösterilecekse, mümin ve küffar dünyada anayasalarında 'laik devlet' yazan iki cumhuriyet vardır: Fransa ve Portekiz. Buna karşın İngiltere'nin resmi dini Anglikan mezhebi olup, dini lideri kral ya da kraliçedir. Ancak uygulamada, din işleri devlet işlerinden ayrı tutulur, kâğıt üstünde olmayan bir laiklik benimsenmiştir. Katolik kilisesi, Protestan mercileri de vardır, dinsizliği yayan örgütler de. Hiçbir konuda tabu yoktur. Toplum içinde herkes, her isteyen, dini de tartışabilir, din adamını da, dinsizliği de. Hem de en ağır yargılarla, alayla...
Elhamdülillah cumhuriyetçi Mehmet Aydın'ın 'Londra Piskoposu' örneği de geçersiz zaten. Belki bir Londra piskoposu da vardır, Londra'da. Ancak eğer bizim Diyanet İşleri Başkanı'na denk bir merci arıyorsa, o merci kraliçe. Kraliçeden sonra, Anglikan kilisesinin en yüksek temsilcisi ise Canterbury Başpiskoposu olup, halen Prof. Dr. Rowan Williams adını taşıyor. Eğer başbakan tarafından on dakika bile bekletilmediği doğruysa, bu saygınlığı mevkiinden çok kendi kişiliğine borçlu. Çünkü...
Rowan Williams, 53 yaşında ve Oxford'da teoloji (ilahiyat) profesörü. Sular seller gibi yedi dil konuşuyor. Hümünist, filozof ve bilgin. Kadınların ve eşcinsellerin papaz olabilme haklarını savunuyor. On dört kitabı ve iki çocuğu var. On beş yaşında Rhiannon ve 7 yaşındaki Pip ile televizyonun karşısına geçip The Simpson'ları seyrediyor, eşiyle el ele. Sarrey Naibiyle ortak kaleme aldığı bir 'Aile Duaları' kitabı var ki, ekmek peynir gibi kapışılıyor. İşte size bu dualardan birisi:
"Tanrım, Çocuklarımı yatırdım. Telefon görüşmelerimi yaptım. Dağılan oyuncakları topladım ve mutfağı temizledim. Dünyayı değiştiremedim ve mükemmel olamadım ama, bugün üstüme düşen tüm büyüklü küçüklü işleri, bana verdiğiniz sorumluluk bilinci ve sevinçle yerine getirdim. Hamdolsun."
Portresini çizmeye çalıştığım Canterbury BaşPiskoposu Prof. Dr. Rowan Willams; bizim herhangi bir Prof. Dr. imam ya da diyanet işleri başkanıyla ne kadar benzerlik taşıyorsa; elhamdülillah cumhuriyetçi Mehmet Aydın da işte o kadar parlak fikirler taşıyan bir elemanımız, sevgili okurlar.