Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Zavallı dünya

Radikal · 24 Ocak 2003

Eğer bir kum tanesi, dönmeye başlayan canavar çarkın dişine kaçıp son anda durdurmazsa, ABD'nin Irak saldırısının şubatın ikinci yarısında başlayacağı aşağı yukarı kesinleşti. Dünya, şaşkın bir acz içinde 21. yüzyılın birinci büyük enayiliğini seyrediyor. İnanılmaz ama doğru, koskoca dünya, en büyük ülke olsa da bütün içinde 6 milyara karşı 250 milyon nüfustan ibaret ABD'nin üstelik yalnız yüzde 40'ını arkasına alan 'Bush & Cie' lobisinin mantıksız, ahlaksız ve haksız saldırı hazırlıklarına karşı hiçbir şey yapamıyor.

Bu bir savaş değil, tek taraflı saldırı. George W. Bush ve ortakları, silah ve petrol sanayicileri, tüccarları, oturak tutucuları Tony Blair ile Ariel Şaron'un desteğiyle, hiçbir geçerli nedene dayanmadan Irak'ı yok ve tüm bölgeyi altüst etmeye hazırlanıyor. Saldırının nasıl başlayıp biteceği biliniyor. Tereyağına giren bıçak gibi bir ucundan girip ötekinden çıkacaklar Irak'ın. ABD'nin saldırıyı kazanacağı kesin, ama savaşı kazanacak mı? Çünkü asıl savaş, Irak dümdüz edildikten sonra başlayacak. Uluslararası terörizmin, ABD'ye karşı evrenselleşen bir kinle beslendiği düşük yoğunluklu savaşı olacak bu. 'Bush & Cie'nin önce kendi kamuoyu, ardından tüm dünyaya rağmen dönmediği saldırı kararı, öylesine enayice bir macera ki, aklı başında insanlar, aklı başında insanların nasıl olup da böylesine kör olabildiğini anlayamıyor. Enayice, çünkü Bush'un Irak'ta kazanacağı zafer, 2004 yılındaki seçim hezimeti demek. Sonu belli, çünkü uluslararası terörizmden korunmak üzere içine kapanmak zorunda kalan ABD'ye karşı bugün acz içinde kıvranan hasım devletler, yarın değişik biçimde örgütlenecekler. Askeri alanda başa çıkamadıkları nefret odağını yumuşak karnından, zaten inişe geçen ekonomisini sinsi sinsi oyarak vurmaya çalışacaklar. Bu kadar kin, nefret ve tepki uyandırmak, ne kimseye hayır getirir, ne de dünyanın en büyük ülkesine.

ABD'nin Irak saldırısı, baştan sona dayanaksız. Kuzey Kore'nin nükleer kapasitesi belli, üstelik açık açık, gerekirse kullanacağını söylüyor, Amerikalı efendiler 'Diplomatik yollardan çözeceğiz' diyorlar. Irak'ta ne nükleer, ne kimyasal silah bulundu, resmen saldıracaklar. Kendi ileri sürdüğü 'nükleer tehdit' bahanesini, kendisi yalanlıyor ABD.

Amerikan saldırısına tepki göstermek üzere Bağdat'a giden 'barış gönüllüleri' arasında, 10 Ocak'tan beri gayriresmi bir Fransız delegasyonu var. Bilim adamları, insan hakları savunucuları, Fransız Müslüman Federasyonu Başkanı, iki emekli amiral, bir nükleer bakteriyolojik savaş uzmanı ve bir kontun yanı sıra, Jean Marie Le Pen'nin karısı bile var, aralarında.

Soyadı Fransız tarihine yazılı bir aileden gelen Em. amiral Michel Debray, bakın ne diyor:

"Irak'ta bulunan meşhur boş kovanları gözlerimle gördüm ve neye bahane olduklarını anladım. ABD, BM müfettişlerini casus olarak kullanıyor. Kovan var diye bu fabrikayı altı kez inceleyen müfettişler, Iraklıların konvansiyel silah üretim kapasite, hız ve stoklarını biliyorlar artık.

ABD de bombaları tam olarak nereye atacağını..."

Kont Philippe de Saint Robert ise kesin konuşuyor: "Blair raporu baştan sona bir yalan. Saddam Hüseyin, Iraklıların sorunudur ve Iraklılar, bize görmek istediğimiz her yeri gösterdiler, BM kararlarına uymayan hiçbir etkinlik tespit etmedik!"

Bush yönetimi, Irak'a ne ulusal, ne de evrensel anlamda demokratik olmayan, dikta rejimlerine yaraşır bir keyfilikle saldıracak. Bu barbarlıktır ve tarihe de ABD hegemonyasının gerileme devri başlangıcı olarak yazılacaktır.