Çin’in dayanılmaz çekiciliği!
Radikal · 26 Ocak 2003
Dün dünya basını, ajansların Şanghay'dan geçtiği bir haberle sarsıldı: Paris Roissy havaalanından kalkan AF 112 sefer sayılı Air France uçağı, on dört saatlik bir yolculuktan sonra Şanghay'ın Pudong havaalanına doğru alçalırken, iki 'yolcu'su uçaktan önce inmiş, biri bir köy evinin damını delip geçmiş, öteki bir tarlaya çakılmış! China Daily ve Milliyet gazetesinin fotoğrafını yayımladığı damdaki delik ve tarladaki çukura bakılırsa, inmesine inmişler de, ne yazık ki canlı inememişler.
İkisi de kırmızı anorak ve mavi pantolon giymiş kaçak yolcular, uçağın iniş takımlarına saklanmışlar, uçak inişe geçince açılan takımlardan paldır küldür düşmüşler. Bu hazin olayda tek teselli, Şanghay'a gelmek için her şeyi göze alan iki kaçağın, on dört saatlik uçuş sırasında zaten donarak ölmüş ve bir de uçaktan düşmenin azabını çekmemiş olmaları. Cesetleri inceleyen Fransız ve Çinli uzmanlara bakılırsa, zavallıların başına önce donmuş sonra pişmiş tavuğun başına gelenler gelmiş, donarak
ölmüş ve yanarak düşmüşler çünkü. Şimdi Çinli yetkililer ve Fransız diplomatlar, elim kazayı ve kurbanların kimliklerini aydınlatmaya uğraşıyorlar. Olayın Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir yanı var: Çin polisi, cesetlerin iki Kafkasyalı'ya ait olduğunu açıkladı. Ancak üzerlerinden Türkçe belgeler, Türk parası çıkmış. Bir de Paris haritası ve İtalya'da bazı adresler. Kazayı araştıranlar mantıklı düşündükleri için, Türkiye çıkışlı iki Kafkasyalı'nın, niçin Fransa'dan Çin'e kaçmak için uçağa gizlendiklerini anlayamıyorlar. Genelinde Çin'den Fransa'ya kaçılıyor çünkü. Tarihte ters yönde kaçak göç görülmedi, bu ilk ve tek örnek. Mevtanın mantığını çözemeyen uzmanlar, iki kaçağın aslında İtalya'ya kalkacak uçakla Şanghay'a kalkacak uçakları karıştırdıklarını ve Çin'e giden uçağa yanlışlıkla bindiklerini düşünüyorlar.
Biliyorum ölümle, ölenle alay edilmez. Ayıptır, yazıktır, vb. Ama elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, Laz fıkrası gibi değil mi? Sen Kafkasya'dan kalk, daha iyi bir yaşam umuduyla Türkiye'ye gel. Tabii daha iyi bir yaşam bulama. Haydi tekrar yollara düş ve Paris'e ulaş. Yine iyi bir yaşam bulama. Doğum yerinden olmadığı belli şansını, bir de İtalya'da denemeye kalkış. Tüm güvenlik denetimlerini atlatıp, uçağa saklanabilecek kadar kurnaz ol. Ama on bin metreye yükselen bir uçağın iniş takımlarında ısının -60'lara düşeceğini, inerken adı üstünde iniş takımlarının açılacağını bilme, İtalya diye Şanghay'a düşüp öl. Bu ne gözü kara cesarettir? Cesaret midir, cehalet midir?
Üstelik, Çin polisi 'Kafkasyalı' diyor ama, merhum kaçakların Türk olması ihtimali çok yüksek. Çünkü Kafkaslıkları belli değil, ama taşıdıkları belgeler Türkçe. Yani Çinlilerin Kafkasya dedikleri, Trabzon, Rize, Kars, Artvin falan olabilir bence.
Çinli 'internot'lar da çok acımasız. İnternette kaza üstüne üretilen varsayımların bini bir para. Komplo teorisine meraklı bir Çinli, "Türk teröristlerin Şanghay'da suikast yapmaya geldiklerini," ileri sürüyor. Oysa biz bizim teröristlerin iki milyar adam kaynayan ve idam cezası kalkmayan Çin'de terörle iştigal edecek kadar enayi olmadıklarını biliriz. Le Monde gazetesi, en iyimser yorumun ise milliyetçi bir Çinli tarafından yapıldığını belirtiyor. "Ülkemiz Çin'in son yıllarda ne kadar çekici bir hale geldiğini hâlâ anlamayan yurttaşlarımı kınıyorum. Şanghay'a gelmeye çalışırken ölen bu kaçak yolcular, uluslararası alanda kazandığımız
önemi gösteriyor," diye yazmış vatansever internot.
Ama ne yazık ki, böyle düşünen bir o varmış.