Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Washington şiddet ekiyor

Radikal · 31 Ocak 2003

Norman Mailer'in CIA üzerine yazdığı 'Harlot Hayaleti' romanını kim anımsar? Gazeteci yazar Marc Weitzmann anımsamış ve Le Monde gazetesine yazdığı bir makalesine alıntı yapmış. Hayali romanın 1950 yıllarında Uruguay'da geçen bölümü, günümüzün Irak gerçeği. Konuşma, bir CIA ajanı ile CIA için çalışan yerli bir 'dönek' devrimci arasında geçiyor.

CIA ajanı: "Yaşadığımız yüzyılın Amerikan yüzyılı olması zorunlu. Çünkü komünizme karşı Hıristiyanlığın savaş bayrağını kaldırmak Amerika'ya düşüyor."

Dönek devrimci: "Hayır, siz komünizmi bahane ediyorsunuz. Siyasal anlamda siz ve sizin temsil ettiklerinizin safındayım, çünkü çıkarım var. Ama ikimiz birden tarihin uzun gölgesinde kaybolduğumuz zaman, sizin safınız savaşı kaybedecek."

CIA ajanı: "Nasıl olur da kaybederiz, düşünemiyorum."

Dönek devrimci: "Çünkü siz bizi asla anlamayacaksınız."

CIA ajanı: "Siz bizden değil misiniz? Öyleyseniz, öteki 'biz' nereden çıktı?

Dönek devrimci: "Biz, koyu renkli halklarız. Latinler, Müslümanlar, Afrikalılar, Doğulular. İşte bunlar biziz. Siz bizi ve ONUR açlığımızı anlayamazsınız!"

Tüm dünya kamuoyunun muhalefetine rağmen Irak'a karşı tek yanlı saldırıya girişecek olan ABD, bu ülkeyi yalnızca haksız ve hayâsızca ezmeye değil, insanlığın onurunu kırmaya hazırlanıyor. Yoksul ve ezilmiş halklara özgürlük ve fırsat rüyası gördüren 'American Way' efsanesi bitti. Mazlumların kurtarıcısı Amerika, artık onların alikıran başkesen 'Zalim'i. Ve zulmün sopasını göstermesi için bir 11 Eylül yetti. Afganistan'da kendi eliyle besleyip büyüttüğü Taliban'a 11 Eylül diye saldırdı. Şimdi Irak'a, yine 11 Eylül oldu diye saldıracak. İyi de 11 Eylül, aslında kimin işiydi ve kimin işine yaradı?

Osman Ulagay'ın, dünyanın ABD tarafından sokulduğu şiddet çemberine ışık tutan bir kitabı yayımlandı. 'Hedefteki Amerika, 11 Eylül Şoku' (Timaş, 2002). Osman Ulagay'ın bu kitapta dün Afganistan'da olanlara ilişkin sorduğu sorular, yarın Irak'ta olacaklara yanıt veriyor sanki. Örneğin:

ABD ve müttefiklerinin 11 Eylül'ün faili olduğunu ileri sürdükleri Bin Ladin ve El Kaide'ye destek veren Taliban'a karşı Afganistan'a giriştikleri saldırı, Amerikalıların intikam duygusunu tatmin ve silah sanayiini beslemekten başka ne işe yaradı? Yarın Irak'ta neye yarayacak?

ABD'nin doğru dürüst bir ordusu bile olmayan bitkin Afganistan'a yağdırdığı bomba sayısı ve yıkım gücüyle üstünlüğünü kanıtlaması aslında bir zaaf belirtisi değil midir? Hele baş düşman Usame bin Ladin'i ele geçiremedikten ve El Kaide'yi yerle bir edemedikten sonra? Yarın yıllardır ambargo altında, çocukların açlık ve ilaçsızlıktan öldüğü Irak'ta neyi kanıtlayacak?

Küresel düzeni yönetme iddiasındaki ABD'nin ancak silah gücü ve zor kullanarak otorite sağlayabilmesi, çok ciddi bir zaaf belirtisi değil midir? Otoritesini silah gücüyle sağlayan bir yönetim anlayışı, demokrasiyle bağdaşır mı? Dünya ekonomisi ve liberalizm, silah zoruyla yönetilebilir mi? Ya da ne kadar süreyle yönetilir?

İnsanlık evrimi, uygarlığı ve tarihinde, hiç yalanlanmayan belki de tek gerçek, 'Ne ekersen, onu biçersin' saptamasıdır. Dünyanın tüm ülkeleri, tüm devletleri, tüm halkları ve insanları, dün ne yaptılarsa, bugün onun bedelini ödüyor ya da meyvesini topluyorlar. Amerika da, bugün dünyaya ektiği haksız şiddet ve zorbalığı, yarın biçecek. Öyle ya da böyle, ama mutlaka, bir biçimde ödeyecek bedelini.