Sanatma,seviş
Radikal · 9 Şubat 2003
Çağdaş sanatın en son ve görkemli tapınağı, İspanya'nın Bilbao kentindeki Guggenheim Müzesi, geçen hafta sanatsal bir teröre sahne oldu. Müzeyi gezen sanatseverler, 'Aşk Girdabı' tablosunu seyrederken hiçbir gariplik fark etmediler. 'Arte Povera' akımının öncüsü Mario Merz'in 'Kristal Igloo' eserinin yanına asılmış olan tablo, 50x40 cm boyutlarında, tahta üzerine kırmızıya boyalı helezoni bir yürek resmiydi. Altındaki açıklamada, New York'taki Guggenheim Vakfı'na Annika Barbangos tarafından hibe edildiği yazıyordu.
Eğer 'antisanatsal' Mike Nedo örgütü üyesi terörist, tabloyu örgüt emriyle 'en berbat eser' olarak kendisinin yapıp Guggenheim Müzesi duvarına yapıştırıcı bantlarla tutturduğunu açıklamasa ve eylemini çektiği video kasedi Bask televizyonlarında iki gün üst üste yayımlanmasa, 'Aşk Girdabı' başyapıtının önünden daha binlerce sanatveser geçebilir ve sahte sanat eseri daha yıllarca hayran hayran seyredilebilirdi.
Mike Nedo antisanatsal terör örgütünün Bask sözcüsü, 'koyulan' eylemi şöyle açıkladı televizyonlara: "Demek ki HERKES, büyük sevişici
(sözcüğün zarifini seçiyorum) olduğu gibi, büyük sanatçı da olabilirken; büyük tanıtılan HER ŞEY de büyük sanat oluyormuş!"
Bilbao, İspanyol Bask Ülkesi'nin en önemli kentidir. Zaten ancak Basklar akıl eder ve becerir böyle eylemleri! Bayıldım habere. Le Figaro gazetesi de bayılmış ve tarihteki bir başka antisanatsal terör eylemini anımsatmıştı. 1910 yılındaki Bağımsız Sanatçılar sergisinde de Boronali imzalı 'Adriyatik'te Gün Batımı' adlı bir tablo yer almış, zamanın 'sanat koyucuları' (küratör mü demeliydim acaba?) tabloyu övmek ya da yermek için bol bol tükürük akıttıktan sonra, Roland Dorgeles ve hınzır arkadaşları gerçeği açıklamışlardı: 'Adriyatik'te Gün Batımı' tablosunun ressamı, kuyruğuna fırça bağlanan bir EŞEK olup, Boronali imzası da Aliboron anagramından ibaretti!
Bilbao Guggenheim Müzesi, beş yıl önce kapılarını açtığında, var oluş amacını 'Halkı çağdaş sanata eğitmek' olarak açıklamıştı. Anlaşılan, ya halkın çağdaş eğitimine beş yıl yetmemiş, ya da öğretilecek bir sanat yok ortada. Şimdi bu satırı okuyan kimi çağdaş sanat yapıcı ve koyucuların tansiyonu fırlamıştır, bilirim. Oysa adını bir dua gibi andıkları Jean Baudrillard'ı hiç okumadıkları anlaşılıyor. Çünkü Baudrillard, 'Sanata Komplo' başlıklı makalesinde (20.05.1996, Liberation) bakın neler düşünüyor bizlere sanat diye yutturulan 'her şey' hakkında:
"Çağdaş sanatın geniş geneli, sıradan, artık ve düşük ölçülere sahip çıkarak değer ve ideoloji olarak benimsedi. O sayısız enstalasyonlar, performanslar; maddenin durumuyla olduğu kadar sanat tarihinin eskimiş biçimleriyle uzlaşan bir oyundan ibaret. Değer diye dikilen, hatta sapkın bir estetik orgazm diye yüceltilen özgünsüzlüğün, vasatlığın, sıfırlığın bir itirafı. Elbette bütün bu düzeysizlik, sanatın ikinci katına, alaycılığa (ironi) yükseldiğini öne sürerek savunuyor kendisini. Ama ikinci katta da birincide olduğu kadar boş ve değersiz. Estetik düzeye geçişleri hiçbir şeyi kurtarmıyor, tam tersine: Yetersizliği katlanıyor. Hiçliğe özeniyor: 'Ben hiçim! Ben hiçim!' Ve sonuç, gerçekten hiç, sıfır.
Çağdaş sanatın ikilemi işte burada: Zaten sıfırken sıfırı hedeflemek, zaten anlamsızken anlamsızlığı talep etmek. Yüzeysel deyimlerle, yüzeyselliğe sahip çıkmak. Oysa hiçlik gizli bir nitelik olup, her önüne gelen erişemez. Duygudan arınmışlığın duyguya gerçek zaferi anlamsızlık, duygusuzluk sanatı yalnızca birkaç sanat eserinin, sahiplenmeden erişebildiği olağanüstü bir niteliktir.(..) Andy Warhol gerçek hiçtir, çünkü hiçliği görüntünün yüreğine yerleştirir. Hiçlik ve anlamsızlıktan bir olay yaratır ve görüntünün kaçamayacağı bir stratejiye dönüştürür. Oysa ötekiler hiçlikten ancak ticari bir strateji çıkarıp, reklam biçimine dönüştürmekteler. Baudelaire'in dediği gibi, malın duygusal biçimine. Kendi hiçliklerinin ve sanatsal söylev metastaslarının arkasına saklanarak, vargüçleriyle bu hiçliği (tabii sanat pazarında da) değer olarak pazarlamaya çalışıyorlar. Bir anlamda, yokluktan bile beter bu hiçlik, çünkü yok ve yine de var, hem de var olması için bir sürü neden uydurularak..."
Jean Baudrillard'ın makalesi daha çok uzun. Ama savaş kapıda. Bugünlük bu kadar sanatma, yeter.