Hayat ve ölüm parmak ucunuzda
Radikal · 15 Şubat 2003
Sayın milletvekili,
Bizler, Türkiye toplumunun yüzde doksan dördü, yabancı askerlerin Türkiye'de konuşlandırılmasına ve savaşa hayır diyor, sizin de hayır demenizi istiyoruz. Sizi Meclis'e biz gönderdik, kulağınız grup başkanlığında değil, millette olsun. Üstelik siz de biliyorsunuz ki, milletin sesi, vicdanınızla aynı komutu veriyor: "Savaşa hayır de!"
Evet derseniz, bütün dünyayı karşısına alacak pervasızlıktaki bir süper gücün yoksul Irak halkını yok edi-şine, yıllarca sürecek bir kaosa, bir katliama evet demiş olacaksınız. Buna savaş bile denemez. Türkiye'nin çıkarları, insanlığa, hukuka, ahlaka aykırı olamaz.
İçlerinde, BM Güvenlik Daimi Konseyi üyelerinden bazılarının da bulunduğu devletler, barış için yeni formülleri zorluyor, silah denetçileri süre istiyor. Türkiye, uluslararası toplumu ve kurumlarını tanımayan Bush'un yanında savaşı kolaylaştıran devlet olmamalıdır. Türkiye, insanlıktan, barıştan yana tavır almalıdır.
Neye 'evet' demenizi istiyorlar, bir düşünün. Elbette, savaş çıkarsa, Irak'ta yalnızca düşen bombaları göreceğiz. Bombalanan bedenleri, bakışlarındaki kırgınlığı, küskünlüğü hiçbir zaman görmeyeceğiz ekranlarda. Hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz: O, neler yaşadı? Hayalleri, acıları, sırları neydi? Kimi sevdi; onu kimler sevdi? Mektupları, fotoğrafları, giysileri, diplomaları, anıları, geçmişi, geleceği... Binlerce beden, binlerce yaşam... Hepsi, hepsi bombaların altında kalacak. Belki Iraklı çocuklar, dünya zorbaları için bir yüz, bir isim, bir ses bile değildir. Oysa onların da isimleri, yüzleri, hayalleri var. Savaşa 'Hayır' derseniz, bir gelecekleri de olacak.
Savaş çıkarsa, binlerce mahkemenin binlerce dosyasını dolduracak kadar çok sayıda suç işlenecek. Irak'a ölüm, insanlığa keder yağdıracak bombaları atanlar, onlara emir verenler ise yargılanmayacak. Savaş, bütün suçların üstünü örtecek. 'Evet' derseniz, belki ortak olduğunuz suç için mahkemede yargılanmayacaksınız. Ama kamu vicdanındaki mahkûmiyetinizi ilk seçimde alacaksınız. Vicdanınızın sesini ise hiç susturamayacaksınız.
Unutmayın, siz bir vida değilsiniz. Oyunuz size, sizin kişiliğinize ait. Vereceğiniz oy, Türkiye'nin ve Irak'ın kaderini değiştirebilir. Savaşa, size rağmen de 'evet' diyenler çıkacaktır. Ama siz bu suça ortak olmayabilirsiniz ve biz cinayete 'Hayır' dediğinizi hiçbir zaman unutmayız.
Unutmayın, siz oy kullanırken, Irak'ta bir kadın saçını tarıyor, genç bir erkeğin gelecek düşleri bombalarla bölünüyor, bir bebek annesinin sütünü emiyor olacak. Hayat, henüz yanıbaşlarında duruyor; 'Savaşa hayır' dediğinizde, gülümsemek üzere.
BARIŞ GİRİŞİMİ
Zaman vardır, sevgili okurlar, insanın insanlık hakkında düşünmesi gerekir. Zaman vardır, insanın insanlık hakkında düşündüklerini söylemesi gerekir. Zaman vardır, söz eyleme dökülmelidir. İşte o noktada, bireyin kişiselliği asgari müşterekte insanlıkla bütünleşmelidir. Ve insanlığa karşı suç işlemeye hazırlananlara, hatta çoktan karar vermiş ve caydırılamayacaklara bile 'HAYIR!' demek, insan olanın asli görevidir. Tarih, tüm verilerin 'kayıp dava' ilan ettiği ahval ve şerait altında bile 'HAYIR' diyebilen cesur insanlar tarafından yazılmış; nihai zaferler o insanlar tarafından kazanılmıştır. Atatürk'ün, bugün Amerikan imparatorluğunu aratmayan uluslararası işgal güçlerine üstelik tüm veriler Türkiye'yi bitti gösterirken, tüm dünyaya 'Hayır!' diyerek davasını kazandığı ve Türkiye'ye kazandırdığı unutulmamalıdır. Tıpkı De Gaulle'ün ve Churchill'in ezici üstünlükteki güçlere 'Hayır' diyebildikten sonra ülkelerine kazandırdıkları zaferler gibi.
Zaman vardır, sevgili okurlar, insanın ekmek parası için değil, ilkeleri için 'hayır' demesi gerekir. Çünkü zalimler, bükemedikleri bileği öper, büktüklerini kırarlar. Irak'ın ırzına geçmeye hazırlanan ABD, bölgeyi ele geçirecek, kendi malını yapılandıracak ve zorla sahip olduğu Irak'ın alınmasına yardım eden Türkiye'yi 'aracı' olarak küçümsemekle kalmayıp, zayıflatacak ve sonunda yıkacaktır.
Türkiye'yi örnek alarak bağımsızlığını ilan eden Somali'yi, Cezayir'i BM'de tanımayarak kendi ilkelerini çiğneyen ülkemiz, onurunu ayaklar altına alarak gelmiştir bugünlere. Geldiği yerin ve durumun övünülecek hiçbir yanı yoktur. Türkiye'nin tarihine bakacak olursanız, nihai zaferleri kazandığı her mücadele, insanlık haklarına ve ilkelerine sahip çıktığı zamanlardır.
Bu gece saat 20.00'de evimin ışıklarını söndüreceğim ben de. Sizleri de söndürmeye çağırıyorum. O bir dakikalık karanlıkta, elektriğinizi bombaların kestiğini, duvarlarınızın titrediğini ve koruyucu sandığınız çatıların, sıcak yuvaların çocuklarınızın, sevdiklerinizin, sizin üstünüze çöktüğünü düşünün. Irak'ta aynen böyle olacak çünkü.
Tıpkı, Meclis'te 'Savaşa evet' oyu verecek milletvekillerinin üstüne çökecek onursuzluk, vicdansızlık, zalimle işbirlikçiliği unvanı gibi.
Zaman varken, savaşa HAYIR deyin ve dedirtin.
Çünkü hak 'Hayır' diyenlerden yana ve sonuçta onlar galip gelecek, mutlaka. Savaşa evet diyenler, insanlığa karşı suç işliyorlar. İnsan olun, suça ortak olmayın!