Savaş mönüsü
Radikal · 28 Şubat 2003
Her gece saat sekizde, direniyor Coşkun Sokak. Her gece pencerelerdeyiz ve yakıp söndürdüğümüz ışıklar ve çıkardığımız gürültü, zavallı martıları ürkütüp kaçırıyor ancak. Ama yine de, kör gözler gibi birbirine bakan pencerelerde aynı amaçta birleştiğim komşularımı, barış yoldaşlarımı seyrederken her gece, gözlerim yaşarıyor nedense. Onların da aynı duyguları paylaştığına eminim.
Bir düşüncede, kavgada, davada olduğunca, eğer haklıysa; umutsuz bir çaresizlikte, aciz bir isyanda bile.. yalnız olmamak güzel şey, be kardeşim!
Kardeşim. Kardeş. Kardeşlik.
İnsanlığı biz böyle hayal etmiştik.
Çünkü henüz minicikken, agu der parmak emer emeklerken, daha iki ayak üstüne bile dikilmeden, dişlerimiz çıkmadan tırnakları çıkan yumuk ellerimiz bir başka bebenin saçına yapıştığında öfkeyle, annemiz: "Ne kadar ayıp! O senin kardeşin..." demişti. Ufacık pençelerimizi şefkatli bir zorbalıkla tek tek açıp, kardeşin saçlarını yolmak yerine cici cici okşamayı öğretmişti.
Coşkun Sokak direniyor. Coşkun Sokak, dünyayı hâlâ bir kardeş sofrası gibi düşleyenlerin, bu sofrada her kardeşe bir lokma düşmesi gerektiğine inananların ve yoksulluğu ve ölümü ve haksızlığı kanıksamayan pencerelerin açıldığı bir hava boşluğu. Öylesine gürültü çıkarıyoruz ki o hava boşluğu, umut koridorunda, bilmiyoruz öteki sokakları Cihangir'in, Taksim'in, Beyoğlu'nun, hatta tüm İstanbul'un bizim kadar karşı mı savaşa?
Niye gazetelerde, televizyonlarda HİÇBİR GÜN TEK SATIR haber yok savaşa karşı 'Bir Dakika Karanlık' eylemi hakkında? Halk arasında hangi oranda, ne kadar izleniyor Barış Girişimi? Olacak savaşta neler olacağını her gün, her saat başı orgazmik bir hazla ekranlara taşıyıp, gazetelerde çarşaf çarşaf zifaf müjdesi gibi yayımlayanlar, niye barış eylemlerine kulak asmıyorlar? Düşünüyorum da, bir tek sokak bile Coşkun Sokak kadar eyleme yönelse bir İspanyol kentinde, her gün haber yapardı İspanyol basını. Ya da Fransız. Ya da Alman. Ya da Amerikan.
Amerika'yla girdiği uğursuz gerdekte, kaşarlı bir profesyonellikle peşinat sayan AKP iktidarının 'İstemiyoruz ama mecburuz,' dediğine kanmayın.
Niçin Ankara'da barış için oturma eylemi yapan üç kişi, beş polis tarafından zorla kaldırılıp dağıtılıyor? Niçin barışçı barışçı yürüyen 200 kişiyi 300 polis izliyor, copluyor, gözaltına alıyor?
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'ya soruyorum: Amerika'yla istemeden pazarlığa oturan bir hükümetin elini, sokaklardan yükselen savaş karşıtı sesler güçlendirmez miydi? Niye korkuyorlar sokaklardan? Niye bastırıyorlar, copluyorlar, dağıtıyorlar barış diye toplananları?
Çünkü aslında, savaşı istiyorlar. İktidarda iştahı açıldı Müslüman Muhafazakâr Muktedirlerin. 'Camiler kışlamız, minareler süngümüz' dediler, İLK cihatta (haltta mı demeliydim, acaba?) kendi din kardeşlerini tepeleyecekler. Meğer bunlar Arapçayı bile Amerika'ya daha iyi hizmet etmek için öğrenmişler. Peki Kuran'ı hangi duygularla ve ne anlayarak hatmettiler? Niçin Tayyip efendi, 'Halk beni anlayacaktır,' diyor? Niçin 'Allah affetsin' demiyor? Masum öldürmeye hazırlanan cellata tas tutmanın günah olduğunu bilmez mi? Üstelik Müslüman kanı dökecek zorba kâfire boyun eğerken, Allah'tan korkmaz mı?
Şu hale bakar mısınız? Laik Cumhurbaşkanı Sezer, Amerika'ya karşı durmaya çalışıyor; elhamdülillah Müslümanlar Amerika'yla el ele, Müslüman kırmaya gidiyor! Gerçekten değişmişler de, anlamamışız. Bunlar bırakın dinciliği, dindar bile değillermiş! Ya da dindar değiller ama, Amerika'ya hizmet yolunda dinci olabilirler. Minareler süngümüz derken, belki de öteki Müslümanlara çakılacak 'helal' kazıkları anlıyorlardı. Tıpkı dolar yeşiline, türbedir diye yüz sürdükleri gibi.
Bizim Mehmetçiğin yanı sıra, Amerikan Conileri için de savaş kumanyaları Türkiye'de hazırlanıyormuş. Conilerin yiyeceği günlük kumanyada 3 bin 600 kalori, Mehmetçiğin yiyeceğinde 4 bin 384 kalori var.
Iraklılar ise, Amerikan saldırısının ilk iki gününde 3 bin ton bomba yiyecekler! En büyük lokma, saldırıyı başlatacak, yani sabah kahvaltısı olarak atılacak 10 tonluk MOAB bombaları. Bir MOAB bombası, dört futbol sahası genişliğinde çukur açıyor ve düştüğü yerin altını üstünü yıkan bir deprem etkisi yaratıyor. Açların bombalarla doyurulduğu bir ziyafet ki, seyredenin bile boğazından, vicdan yırtmadan geçmez. AKP'nin işkembesinden geçebilecek mi bakalım?