Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Mükemmelsin!

Radikal · 15 Mart 2003

Çok büyük bir ülkenin başkanı, küçük ama sadık müttefiki bir ülkeye başbakan olan politikacıyı, seçimlerde kazandığı zaferden ötürü kutlamak istemiş. Açmış telefonu küçük ama sadık müttefiki ülkede bulundurduğu büyükelçisine, "Benim yerime kutla adamımızı, ama elin boş gitme, bir de pasta yaptır götür!" demiş.

Büyükelçi sormuş:

"Hay hay, sayın başkanım. Pastanın üzerine ne yazdıralım?"

Başkan, seçilene kadar akla karayı seçen başbakanın nerelerden nerelere geldiğini, kendisine hizmet edebilmek için yaptığı fedakârlıkları düşünmüş ve: "Yıllarca yoruldun, ama inan daha mükemmelsin, yazdır!" demiş.

Büyükelçi yine sormuş: "Başüstüne başkanım, pastanın üzerine nasıl yerleştirelim bu ithafınızı?"

"İki satır halinde yazdır, üstte 'Yıllarca yoruldun ama', altta 'inan daha mükemmelsin...' olsun," demiş çok büyük ülkenin başkanı.

Büyükelçi pastayı yaptırıp küçük ama sadık müttefik ülkenin başbakanlığında

almış soluğu. Başbakanla kısa bir hoşbeşten sonra, çay servisiyle birlikte maytapları yakılmış pasta, kıvılcımlar saçarak getirilip konulmuş önlerine. Üzerinde aynen şöyle yazıyormuş:

"Üstte yıllarca yoruldun ama

Altta inan daha mükemmelsin..."

*

Sevgili dostum Melih Aşık'ın sabah sabah e-postaladığı bu fıkranın aslı, tabii böyle değil, karıkoca arasında masum bir evlilik yıldönümü kutlamasıydı. Naçiz yazarınız eliyle estetik cerrahi bir müdahalede bulundu. Hep erkekler tahrik olacak değiller ya, güzelim fıkra penceresini kapatmamış, içerde gecelikle dolaşıyordu. Ağır tahrik altında kendimi kaybedip iğfal ettim kız oğlan kız fıkrayı. Pişman değilim. Çünkü karşı koymadı!

Oysa ustalıkları dünyaca onaylanmış, ciddi yazarlar Irak'a Amerikan saldırısına karşı koymayı canla başla sürdürüyor sevgili okurlar. Türkiye'de savaş karşıtı Amerikalı olarak salt Hollywood ünlülerinin adları okunuyor. Oysa savaşın karşısında yer almaya karar veren New York Times gibi, efsanevi edebiyat dergisi 'New York Review of Books', adlarını hepimizin, eserlerini çoğumuzun tanıdığı yazın devlerinin savaş karşıtı makalelerini birbiri ardından yayımlıyor. Hepsinin kaleminden kan damlıyor.

Harold Pinter'ın kalemi dişçi burgusu gibi oyuyor: "Amerikan yönetimi artık kan kokusu almış vahşi bir hayvan. Yegâne konuşma dili, bombalar. Bizim gibi pek çok Amerikalı, bu hükümetin nasıl olup da

yerinde kalabildiğine şaşıyor, ama sesimizi duyuramıyoruz. Tüm umudumuz, Avrupa'nın Amerikan gücüne kafa tutacak ve karşı durabilecek dayanışmayı, zekâyı, cesareti, iradeyi gösterebilmesi. Avrupa, eğer direnebilirse, işte o zaman Alexander Huzen'in sözü doğrulanacak: Biz (Amerikalılar) doktor değil, hastalığın ta kendisiyiz!"

Amerikan edebiyatının yaşayan tanrılarından, 80 yaşındaki Norman Mailer'ın aynı dergide yayımlanan uzun bir savaş karşıtı söylevi, şu satırlarla bitiyor: "Hiçbir kışkırtma söz konusu değilken, nüfusunun yüzde 50'si çocuklardan oluşan bir ulusa karşı yapılacak yoğun bir askeri harekâtın, ülkemizin büyük ahlaki geleneği gereği olduğunu ileri süren bir başkanın aklıselimini ciddi olarak sorgulamam gerekiyor."

Anlaşılan Amerikalı Norman Mailer, George W. Bush'un deli olduğundan kuşkulanıyor. Oysa Türkiye'ye gelse ve 'nasıl olsa olacak' diye savaşa

arka çıkıp Bush'un peşine takılan bizim kalemşorları görse, aklıselimi bırakır 'ahlakı' sorgulardı.