Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Gasp ve barış

Radikal · 21 Mart 2003

Dünyanın birkaç büyük haber ajansından AFP'nin üst düzey yöneticilerinden biri Türk olup, arkadaşım diye gururlandığım Sinan Fişek'tir. Dün akşam İngilizlerin savaş karşıtı Fransa hakkında uydurdukları iki fıkra aktardı.

Biri: "Fransa olmadan savaşa girmek, akordeon olmadan ava gitmeye benzer!"

Öteki: "Fransa'nın girmediği bir savaş nasıl yapılır?.. İkinci Dünya Savaşı gibi!"

Canımız hiç gülmek istemiyordu. Anglosaksonların Irak saldırısına saatler kalmıştı. Olağan günlerde cıvıl cıvıl kahvede, kulağa çarpan tek tük sesler hep aynı sözcükleri dillendiriyordu: Amerika... Savaş... Irak... Yine de güldük. İngilizler Fransızları aşağılıyor diye, ağlayacak değildik ya. Burnu büyük Fransa'nın tırmalanması hoşumuza bile gitti hatta.

Ama aslında, iyi ki burnu büyük Fransa'nın. İyi ki kibirli. İyi ki kendini bir şey sanıyor, hiç olmazsa kafasını dik tutabiliyor. O kibir yüzünden hiçbir yazar, düşünür ve gazeteci, ister Amerika'nın yanında olsun, ister karşısında: 'Aman para versin de altına yatalım!' diye alçalamıyor. Düşünüyorum da, bizim basındaki yapışkan Amerikan çığırtkanlığı Fransız basınında yapılsa, yer yerinden oynar. Ama zaten.... Bizim basında onun bunun şakşakçılığını yapan zibidiler, uygar bir ülkenin ciddi basınında, gazeteci bile olamaz!

Başladı işte istedikleri savaş. Para da alamadılar. Boşuna mı reklamını yaptılar onca Amerikan topunun tüfeğinin, fantomunun uçağının, bombasının fünyesinin? Bedavaya geldi mi size ölüm çığırtkanlığı?

Başladı işte, istedikleri savaş. Savaş bile değil, silahlı gasp! Tarihin en kapsamlı soygunu gözümüzün önünde yapılıyor ve polis gelmiyor.

Çünkü polisin kendisi soyguncu. Irak, zorbalar tarafından basıldı, bir ülkeye silahla el konulacak ve soyguncular arasında paylaşılacak.

Dünya tarihinde böyle haksız bir saldırıyı en son Hitler Almanyası Polonya'ya karşı yapmıştı. Kendi ajanlarının ateşe verdiği Alman bayraklarını ve sahte saldırıya uğrayan Alman birliğini bahane ederek.

Amerikalılar, ilk Körfez Savaşı'nda Irak'ın Kuveyt'i işgalini bahane ettiler. Suudi Arabistan'a kurup bir daha kaldırmadıkları ve bugün Irak'a karşı kullandıkları muazzam Amerikan üssü içinse, Suudilere uydudan çekilmiş sahte fotoğraflar göstermiş: 'Bakın Irak, sizin sınıra yığınak yapıyor, size de saldıracak!' demişlerdi. Fotoğrafların tümüyle düzmece olduğu ve Irak'ın Suudi Arabistan sınırına yığınak yapmadığı ortaya çıktığında, Amerika istediği izni koparmış ve yerleşmişti Suudi Arabistan'a.

Suudiler arasında Amerikan düşmanlığı, tam da bu muazzam üsler dolayısıyla körüklendi. Usame bin Ladin gibileri, İslamiyet'in kutsal topraklarının kâfir Amerikan ayakları tarafından çiğnenmesine, bu üslerden sonra kafa tutmaya başladılar.

Düşünüyorum da... Amerika'nın Irak'a el koyma planı, galiba 1980'li yılların sonunda yapıldı.

Daha önce, ABD'nin bölgedeki karabasanı İran'daki molla rejimiydi. Zaten Irak'ı silahlandırıp İran'a saldırtan, Saddam rejimini şimdi yok etmedi diye yıkmaya kalktığı kimyasal ve biyolojik silahlarla donatan ABD değil miydi?

Ya 1990 Temmuz ayında, Amerikan Dışişleri'nde çok saygın bir diplomat olan Bağdat Büyükelçisi April Glaspie'yi Saddam'a gönderip: "Kuveyt'e saldırıp alırsan, bizden çekinme, Kuveyt'le aramızda bir koruma anlaşması yok, biz bu işe karışmayız!" dedirten kimdi? Baba Bush hükümeti değil mi?

Devamı yarına.