Geri dön Bill!
Radikal · 23 Mart 2003
'Love' sözcüğü yerine kırmızı bir yürek çizilmiş 'I love New York' sloganını kim bilmez? New York zamanla Singapur, İstanbul, Paris, Londra, hatta sevilen insan isimleri olmuş, ama 'seviyorum' sözcüğünün yürekle ifadesi grafik tarihinde yerini almıştır. Milton Glaser, işte bu ünlü sloganın hem anası, hem babasıdır, 73 yaşında ve Manhattan'daki grafik bürosunun başında, usta kalemini oynatmaktadır hâlâ.
Geçenlerde telefonu çalar, Milton Glaser açar, kadim dostu Philip Roth karşısındadır: "Milton, yardımına ihtiyacım var!"
Peki Philip Roth kimdir? Bilenler bilir, bilmeyenlere söyleyelim; ABD'yi yerinden oynatan roman 'İnsan Lekesi'nin, bu kitabı yazmadan önce de ünlü yazarı. Roth, söz konusu romanında Bill Clinton'ın başına dert olan Monica Lewinsky skandalından yola çıkarak Amerikan toplumunun zekâ düzeyini rendeleyen, çocuksu kalıplara sokan, hatta zekâsını gerileten salaklık ölçüsü 'political correctness', yani siyaseten uygunluk kavramını yerden yere vurmaktadır. Ve ülkesinin George W. Bush takımının önderliğinde girdiği 'adap diktatörlüğü' kalıbıyla mücadele etmek için bireysel ya da kolektif, eski usül protestoyu savunmaktadır.
Philip Roth, grafiker arkadaşından 'Monica Lewinsky'yi geri verin' tümcesini içeren bir logo çizmesini ister. Formül muhteşemdir ve siyaseten uygunluk rendesinde en yontulmuş, en düzeltilmiş ve beyni ütülenmiş Amerikalının bile anlatılmak isteneni anlamaması olanaksızdır. Bush yönetiminin dindar/milliyetçi/egemen pompalamasıyla sonu belli olmayan maceralara, hatta belki felakete sürüklediği Amerikan
halkına; 1998 yılında Beyaz Saray'da stajyer genç bir kızla oral ilişki kurdu, kurmadım dedi diye yüce divanda yargılanan, hayatı karartılan 'çapkın yalancı' Bill Clinton'ın ne kadar zararsız ve onun döneminde ABD halklarının ne kadar mutlu ve huzurlu olduğu anımsatılmaktadır.
Grafiker Milton Glaser, coşar. Mavi fon üzerine bembeyaz harflerle 'Bring back Monica Lewinsky' yazan yapışkan logo, iki sanatçının dost çevresi sayesinde çok geçmeden araba camlarında boy göstermeye başlar.
Le Monde gazetesinin bildirdiğine göre, Monica'yı, dolayısıyla çapkın yalancı Clinton'ı geri çağıran logo, Milton Glaser'in başyapıtı 'I love New York' salgını kadar etkili olacağa benziyor. Zaten Glaser ne kalemlerini ne de inançlarını kınına soktu bugüne değin.
Savaş karşıtı The Nation dergisinde sürdürüyor dindar/milliyetçi/egemen kalıba karşı mücadelesini. Amerikalıların düğme diye adlandırdıkları yaka rozetleri 'Gizlilik diktatörlüğü çağırır', 'Çatlak ses demokrasiyi korur', 'Gözetim özgürlüğü ihlaldir' ve hepsinden daha ünlüsü 'Oil War' (Petrol Savaşı) logoları hep onun eseri. Milton Glaser, 11 Eylül'den sonra 'I love New York' sloganına 'More than ever', 'her zamankinden çok', eklemesini yapmıştı. Yazar dostu Philip Roth'la birlikte yarattıkları Monica logosuyla, iki ahbap çavuş, Amerikalıları silkeleyip akıllanmaya çağırıyorlar.
1964-1971 yılları arasında İtalya Cumhurbaşkanı Guiseppe Saragat'ı pek seven gazeteciler, her basın toplantısını aynı soruyla bitirmeyi âdet edinmişlerdi: 'İtalyan bayrağının renkleri nedir sayın Cumhurbaşkanı?'
Guiseppe Saragat düşünür gibi yapar, 'Yeşil... Kırmızı... Ve SEK beyaz!' derdi, gazetecilerin kahkahaları arasında. Sert beyaz şarabı çok seven Saragat, 1988 yılında öldüğünde 90 yaşındaydı ve mutlu olduğu kadar iyi şeylerle dolu bir ömür sürmüştü. 1947 yılında örgütlenen İtalyan Sosyal Demokrat Partisi'nin kurucusuydu.
Dindar/milliyetçi/megaloman ve siyaseten adaba uygun liderlerden ne dünyaya hayır gelir, ne yönettikleri ülkelere: İşte Hitler, işte Franco, işte Pinochet, işte Bush ve Blair... Ve karşıtları Atatürk, Churchill, Kennedy ve Clinton. Ne yazık ki ABD'nin başında dindar/milliyetçi/megaloman Bush olan bir dönemde, Türkiye'nin başında da lider doğduğunu sanan dindar ve çapsız bir futbolcu var. Daha maçın ortasına gelinmeden yoruldu. Egosunu belediye seçimlerinden, başını namazdan (ya da uykudan) kaldırıp işe koşulamıyor.