Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Savaş pazarı

Radikal · 28 Mart 2003

Tepemize bombalar düşecek kadar içinde olmasak da ne fikirsel ne de duygusal anlamda dışında kalabildiğimiz bir vahşeti, uzaktan kumandalı bir dehşetle izliyoruz Irak'ta. Gözlerimiz, önünde işlenen cinayete tutsak. Yüreğimiz paramparça. Aklımız isyanlarda. Elimiz kolumuz bağlı. Biliyorum kolay değil, ama bir an ivedi eylemden uzaklaşarak; ivedi eylemi yani savaşı yapanlarla size gösterenlere bakmaya davet ediyorum sizi:

Savaşı yapanlar, en ağır silahlarla donanmış bir soyguncu ordusu, üstelik 20. yüzyıl başında sınırlarını kendi çizdikleri bir ülkeyi gaspetmek amacıyla bombalıyor, insanlarını öldürüyor, tarihini yıkıyor, gününü yakıyor. Karşılaştığı direnişe rağmen soygunun başarıyla tamamlanacağından hiç kuşkusu olmayan gangster şefleri, koyunu kesmeden postunu çekiştiren kasaplar gibi bir araya geliyor ve Irak'ın yeniden inşasını hangi müteahhitlere vereceklerinin pazarlığını yapıyorlar.

Ya da kavgasını: İngilizler, tüm parsanın Amerikan şirketleri tarafından toplandığından şikâyetçi.

Dünkü Bush/Blair toplantısı bile başlı başına, Irak'a saldırmaktan amacın saldırganların şirketlerine iş çıkarmak olduğunu ortaya koyuyor. Petrol kuyularının paylaşımı da hangi petrol şirketlerinin saldırıyı finanse ettiğini, hangisinin Irak'ın silahlı gaspına en çok yatırımı yaptığını açığa çıkaracak. Bir de savaşı evimizin içine taşıyan, bize gösterenler var: Medya.

İster görsel, ister yazılı olsun tüm medyaların çabası da okura ve seyirciye en alımlı, en ilgi çekici haberi satmak değil mi? Yani kuramda olmasa bile uygulamada, medyanın da amacı satış. Güncel satılık malı, savaşı çıkaran saldırganlarla aynı:

Irak'ın yıkımı ve sonrası.

Mal aynı da, Irak savaşını pazarlamak babında savaşı başlatanlar, haberini satan medyadan daha tutarlı: Demokrasi getireceğiz diye gaspedecekler, ganimeti de şirketleri arasında paylaştırıp ulusal ekonomilerini canlandıracaklar. Satan memnun, alan memnun. Gaspedilenin hakkı kimin umurunda.

Ancak medyanın alıcısı, örneğin Türkiye'de bu savaşa karşı. Saldırganları lanetliyor, toplumun tamamına yakını Irak'ta hakkı gaspedilen mazlum halkla özdeşleşiyor.

Akıllı bir medya satıcısının, daha çok satmak için 'mal'ını, daha başarılı olmak için kısaca, alıcının nabzına göre şerbet vermesi gerekmez mi?

Müşteri bugüne değin velinimeti değil miydi basının? Müşteri istiyor diye satmadı mı gerdan, göbek, apış arası, aşk yarası; yaz öncesi zayıflama rejimi, kış zamanı pasta börek tarifi, ramazan aylarında Hz. Muhammed'in hayatı, Hac mevsiminde Mekke'nin tarihi ve coğrafi özelliklerini?

İşte şimdi de savaş yergisi, Amerika ve gasp koalisyonuna muhalefet istiyor halk, yani medya alıcısı, yani velinimet müşteri okur ve seyirci, niye istediğini yayımlayıp basmıyorlar? Niye eveleyip geveleyip 'tarafsız' görünmeye çalışarak gasp güçlerinin üstün ateş güçlerini YENİDEN ve DOYASIYA, tıpkı savaş başlamadan önce yaptıkları gibi, övebilecekleri zaferi bekliyorlar sabırsızlıkla?

Niçin medyada su başlarını tutanlar açıkça 'editoryal' tavır almıyorlar Amerika ve uydusu İngiltere'ye karşı? Halk istiyor diye eğilmedikleri uzuv, sömürmedikleri duygu, karıştırmadıkları skandal kalmayanlar, niye bu kez, bu savaşta halka duymak ve görmek istediğini vermiyor, saldırgana kesin muhalefet içeren bir duruş satmıyorlar?

Yoksa medyadan başka bir pazarları, gazetecilikten başka bir meslekleri, haberden başka satacakları, üstelik daha öncelikli bir malları mı var? Acaba 'ruhi' mi, 'bedeni' mi? Madden mi, manen mi ödeniyorlar?