Sekizinci gün
Radikal · 30 Mart 2003
Mine G. Kırıkkanat
Cherokee'ler, her zaman jip değildiler. Asfalt kovboylarına 200 milyar liralara satılan arazi jipleri olmadan önce, insandılar. Kızılderili dedikleri, doğanın özene bezene yonttuğu o bakır tenli insanlar. Avrupa'nın safrası tarafından işgal edilen toprakları, bugünkü Kuzey ve Güney Carolina, Georgia, Tenessee ve Alabama eyaletlerinin tamamına uzanıyordu. Üstün ırk beyazlar bulaşıcı hastalıklarıyla gelmeden 30 bin candılar, 18. yüzyılın başında 16 bin kaldılar. Önce Avrupa'nın safrasından kaptıkları hastalıklardan telef oldu yarısı. Geri kalanı ise...
ABD'nin birinci George'u, başkentiyle özdeşleşen George Washington, kafaya koymuştu: Kızılderililer, tenlerinin renk farkından değil, göçebelikten geri kalmışlardı. Beyaz insanların muasır medeniyet seviyesine ulaşmaları için demek ki, yerleşik toplum olmaları gerekiyordu. Avcı Cherokee'ler çiftçi yapılacak, doğa tarafından değil okulda eğitilecekler ve tabii dağa taşa toprağa değil, Hıristiyan tanrısına tapındırılacaklardı. George Washington'ın fikirleri, 'Kızılderililerin alt düzey insan olmaları,
ırksal nedenlere değil kültürel nedenlere bağlıdır,' formülüyle özetleniyordu. Ancak hümanist ve ilerici diye sunulan bu formülün gerisindeki asıl hesap, yerleşik topluma geçen Cherokee'lerin artık onca araziye ihtiyaçları kalmayacağı, dolayısıyla topraklarını beyazlara satacakları, üstelik tarım işçisi olarak çalıştırılabilecekleri hesabı vardı. Washington'ın 'insancıl' programı, ikiyüzlü olmasına karşın Cherokee'ler tarafından çoşkuyla karşılandı. Hızla değişmeye başladılar. İsimlerini değiştirdiler. Kızgın Boğa'lar, Ay Işık'ları, Billur Su'lar John oldular, Jim oldular, Smith oldular. Hz. İsa'ya ve anası Meryem'e, biraz zor ve daha yavaş oldu, ama gönülsüz mönülsüz tapındılar sonunda. Yerleştiler, okudular; çiftçi, rençber, zanaatçı, tüccar ve avukat, hatta gazeteci oldular. Bir gazete bile çıkardılar: 'Cherokee Phoenix'. Bir fikir kulübü ve bir müze kurdular. 1822 yılında 'yüksek mahkeme'lerini yapılandırdılar, 1827'de federal yasalara uygun bir anayasa kabul ettiler.
George Washington'ın uygarlaştırma programı dört dörtlük bir başarıya ulaşmış, Amerikan toplumu içinde erimeye hazırdı Cherokee'ler.
Cherokee anayasasının yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra, su yemiş bizon yünü gibi küçülen, ama hâlâ onların olan Georgia topraklarında zengin ALTIN damarları bulundu. Üstün beyazlar, altın madenlerini herhalde eninde sonunda ikinci sınıf, çünkü Kızılderili Cherokee'lere bırakmayacaklardı.
Yıl 1830, ABD Başkanı Andrew Jackson'dı. Amerikan Senatosu, Cherokee'lere ait 400 bin hektar 'verimli toprağa' el koymaya ve 16 bin Cherokee ile toplam 100 bin Kızılderiliyi Missisippi Nehri'nin ötesindeki Oklahoma'ya sürme kararı aldı. 1832 yılında, Cherokee lideri John Ridge, şöyle yakarıyordu beyazlara: "Avcılık ve savaşçılık geleneklerimizi bırakmamızı istediniz, bıraktık. Cumhuriyetçi bir hükümet kurun dediniz, sizinkini örnek alarak kurduk. Toprağı işleyin, zanaat öğrenin dediniz, yaptık. Putlarımızı inkâr ettik, sizin tanrınıza tapmamızı istediniz, taptık..."
Ama işe yaramadı. 28 Ağustos ile 4 Aralık 1938 arasında, her biri 1200 Cherokee'den oluşan 13 konvoy insan sürüldü Georgia'dan. 645 araba, götürebilecekleri mallarını taşıyordu. Dükkânlarını, evlerini, ağaçlarını, dağlarını ve tarlalarını, kısacası ata topraklarını, ülkelerini geride, beyazlara bırakmışlardı. Federal ordunun silahları arasında üç yoldan sürülüyorlardı. En ağırı ve en çok ölü bıraktıkları, 'Gözyaşı Yolu' adı verdikleri ve 1500 kilometre yürütüldükleri kuzey güzergâhıydı. Missisippi'yi aşıp Oklahoma'ya, 17 Ocak'la 18 Mart 1939 arasında vardıklarında, tehcir kafilesindeki 16 bin Cherokee'den 12 bin can kalmış, 4 bin insan ölmüştü yollarda.
Ama bitmedi sömürü ve katliam. 20. yüzyılın başında Cherokee'lere verilen Oklahoma topraklarında petrol bulundu bu kez. Ve yeniden sürüldüler.
Bugün Cherokee'ler ve tüm Kızılderililer, ABD toplumunun en alt, en yoksul katmanını oluşturuyorlar. Ve onlar, doğaya saygılı bir kültürün canlı temsilcilerinden çok, yaşayan ölüleri artık.
Amerika Bulaşık Devletleri, dün Cherokee'lere yaptıklarını bugün Irak'a yapıyor. Yarın, acaba kimin ülkesi, hangimizin varlığı sırada?
Bu cani soyguncuların sahtekâr uygarlığına direnen Irak halkına selam olsun. Direnmeyenin sonu belli. Direnenin bir şansı var.
Bir gün bir haftanın sekizinci günü olacak ve sekizinci gün, tanrı müsvetteleri için çalacak çanlar. Sekiz devrildiğinde, sonsuzluk simgesidir çünkü ve tarih silbaştan yazar.