Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Tecrübe ve tasfiye

Radikal · 11 Nisan 2003

Hemen söyleyeyim: Malum ikinci tezkereden beri tüm AKP milletvekillerini aynı kefeye koymuyorum. İçlerinde insanlık onurunu iktidar çukurundan yukarıda tutan adamlar da var. Ancak partinin yürütme erki, yani AKP hükümeti, kurnazlığı zekâ sanan yönetici kadrosuyla fena çuvalladı ve içeride, dışarıda 'tecrübesiz' damgasını yedi. Önce AB'nin Kopenhag zirvesinde, ABD ile birlikte bastırırsak olur (oysa tam tersine yol açacakları bu sütunda defalarca yazıldı) zihniyeti, ardından Kofi Annan Planı'na verip geri çektikleri destekle Kıbrıs'ta, sonra ABD ile giriştikleri kof pazarlıkta, suya götürdüklerini sandıkları tarafından susuz getirildiler.

Kendilerine önce dil, sonra bel bağlayıp, sonuçta orduya yanaşmakta karar kılan ABD'nin Washington Post gazetesi ne diyor?

"...Ama tecrübesiz ve hassas konumdaki Erdoğan hükümetinin, ulusal güvenlikle ilgisiz konulara bile müdahale etme geleneği olan ordunun kararına riayet edeceği, hemen hemen kesin."

Buyrun Türkiye'de demokratik seçimlerle işbaşına getirilmiş AKP hükümetinin

yetkinlik cenazesine. Buyrun Türkiye'de sivil devletin etkinlik namazına. Sahibinin sesi Washington Post'un Erdoğan hükümeti hakkında kullandığı iki tanım çok önemli. 'Tecrübesiz' sıfatı öyle bir toyluk damgasıdır ki, damgayı yiyen ağzıyla kuş tutsa 'tecrübeliye terfi edemez. 70 yaşına gelip 'baby face' kalmak gibi bir şey.

Tecrübesizlikleri tamam, biz de anladık da, Washington Post niye 'hassas konumda' diyor acaba Erdoğan hükümeti için, en azından naçiz yazarınız, işte bunu çözemedi. Meclis'te ezici bir çoğunluğa sırtını yaslayan iktidar partisi nasıl olur da 'hassas konumda' bulunur? Ekonomik anlamda mı, siyasal anlamda mı?

Yoksa, artık komşumuz olan ABD'nin Türkiye'ye ilişkin bir öngörüsü DE mi var? Tecrübesiz AKP hükümetinin bu işi götüremeyeceğine, Türkiye'nin karışacağına, askerin karışıklığa izin vermeyeceğine, asker izin vermeyince

Amerika'nın da 'demokrasi getir götürcüsü' olarak kendisini müdahale etmek zorunda hissedeceğine dair bir senaryo falan?

Acaba ben mi paranoyakım? Ama Türkiye'nin ait olduğu coğrafya, artık her türlü spekülasyona açık. Kim tutacak Amerika'yı Irak'tan sonra? Bölge ameliyatta. Tepeden tırnağa yeniden dizayn ediliyor, niye Türkiye'yi dışında bıraksınlar ki bu hegemonik planın? Bölgeye hayat veren su kaynakları bizde, İran ve Irak petrolünü Akdeniz'e taşıyan limanlar bizde, Karadeniz'e açılan Boğazlar bizde.

Ve böyle bir zamanda tecrübesizliğiyle parlayan AKP hükümeti öylesine donanımsız, öylesine bilgisiz ki; tecrübe kazanmaya çalışmak, tecrübesi olanlardan yararlanmak yerine, TECRÜBEYİ TASFİYE EDİYOR, devlet kadrolarından. 61 yaşında emeklilik yasası, bir üçüncü dünya ülkesi budalalığıdır. Her uzmanlık dalının daha çok eğitim gerektirdiği, insan ömrünün uzadığı bir çağda, tüm Avrupa emeklilik yaşını 65'in üstüne çekmeyi tartışır ve böyle bir önlemin kesinlikle işsizliğe çare olmadığı, sosyal sigorta gelirleri açısından tam tersi sonuç verdiği kanıtlanan bir zamanda, yıllarca edindikleri deneyimi ancak olgunluk düzeyine erişen bir avuç pırıl pırıl beyni ıskartaya çıkarmak, akıl mıdır yoksa takıl mı?

AKP hükümeti bu yasayla, devlet tecrübesini kendi tecrübesizlik düzeyine çekmeyi amaçladı.

CHP de çanak tuttu. Türkiye bu yasanın en ağır bedelini Dışişleri kadrolarında yapılacak tasfiye ile ödeyecek. Bırakın tecrübeli diplomatlarımızın kıyımını, ele güne rezil oluyoruz!

En önemli merkezlere daha dün bir, bugün iki atanan Washington, New York, Londra, Paris, Tokyo vb. büyükelçilerimiz bavullarını topluyor. Kimse sanmasın ki, görevlerini bırakmak istemiyorlar. Tam tersi. Hemen hepsinin,

"Eğer görevi uzatılacak büyükelçiler listesine alır ve beni yerimde bırakırlarsa, geri çekilen arkadaşlarımın yüzüne bakamam, beni de AKP'ye yanaştı sanırlar," diye düşündüğüne eminim. Çünkü 19 yıldan beri kıtaları dolaşıyor ve çoğunu tanıyorum. Türkiye'de bilinmez, ama yaban ellerde yaşayan biz Türkler biliriz. Türk basını tarafından en az 'lanse' edilen

diplomatlarımız, en çok çalışanlarıdır. Canları çıkar, savunulması her zaman zor, bazen imkânsız Türkiye'nin davalarını kurda kuşa yedirmemek için.

Bunlardan biri Paris Büyükelçimiz Uluç Özülker. Görevini geçen eylül ayında teslim aldı, Fransa Cumhurbaşkanı'na yeni sundu itimatnamesini.

Uzun süredir böylesine saygın, böylesine etkin, çalışkan ve sözünün ağırlığı olan bir büyükelçi görmemiştik Paris'te. Fransız devleti de görmemişti, medyaları da. Her gün bir başka televizyona çağrılıyor, Türkiye'yi inandırıcı bir üslupla savunuyor, yüzümüzü ağartıyor. Böyle bir büyükelçinin 61 yaşına girdi diye göreve getirildiğinin altıncı ayında emekli edilmesine, artık Fransızlar güler mi, ağlar mı bilmiyorum. Ama AKP hükümetinin tecrübeden sonra ciddiyet çıtasından da düşürüldüğü kesin.

Ya Türkiye? Nereye yuvarlanıyor en seçkin kadrolarını tasfiye eden bu iktidarla birlikte?