Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Laiklik nasıl çöktü

Radikal · 27 Nisan 2003

Kızlarını oğullarını yurtiçinde ya da yurtdışında, evrensel düzeyde eğitim veren okullarda okutup kurtardıklarını sananlara kötü bir haberim var: O çocuklar o okullardan çıkıp hayata atıldıklarında, eğer iş bulabilirlerse, Türkiye'de İslami bir devletin kuralları içinde çalışacaklar. Patron olsalar da uyacaklar, çalışan olsalar da işyerinde geçerli 'dini zorunluluklara'. Sanmasınlar ki evrensel düzeyde eğitim aldılar diye, kapağı dışarı atıp kendilerini kurtarabilecek o çocuklar. Büyük bölümü açıkta kalacak, çünkü özgürce yaşanabilen ülkeler, zaten kendileri gibi iyi yetişen üçüncü dünya ülkelerinin çocuklarıyla dolu. Rekabet zorlu, çünkü 1,5 milyarlık Hindistan gibi ülkelerden daha iyileri çıkıyor, üstelik Müslüman olmayan üçüncü dünya beyinleri daha revaçta.

Evlerinde bile peşlerini bırakmayacak dini vecibeler.

AKP iktidarının hazırladığı 'mescit' tasarısı kabul edilirse, Türkiye'de toplu konut dediğimiz her sitenin, büyük apartmanların, işyerlerinin birer mescidi olacak. Üç kişi toplanıp yönetici ya da işverene 'Mescit isterük' dilekçesi verilince, reddedilemeyecek!

Sekiz yıllık eğitimle imam hatip okulları kapatıldı diye rahatlayanlar ve üniversitelere türbanlı sokmayarak 'laiklik' kurtuldu sananlar, çok yanılıyorlar.

Türkiye'de laik cumhuriyet, dinciler tarafından tüm kapıları kırılmış, en ücra köşelerine kadar işgal edilmiş, iş son burcunda göstermelik olarak bırakılan bayrağın indirilmesine kalmış bir kale artık. Cumhurbaşkanlığı da değişince, iş bitecek. Çok mu karanlık bir tablo çiziyorum? Yanılıyorsunuz. Türkiye'nin nasıl elden gittiğini, bu ülkede en saygı duyduğum gazetecilerden biri, eğitim alanında uzman Abbas Güçlü yıllardır haykırıyor. Eğitimi ele geçiren, bir ülkeyi istediği gibi biçimler. Dinciler hem bunu başardılar, hem de sekiz yıllık eğitim kalenin fethini hızlandırmaktan başka bir işe yaramadı. Nasıl mı?

Zorunlu din dersi, laik bir devletin esasına aykırıdır: Türkiye'de TÜM orta öğretim okullarında din dersi 'din ve ahlak kültürü' adı altında yine ve hâlâ zorunlu. Din dersi, laik bir devletin eğitim sisteminde sınav ve derecelendirme ölçüsü olamaz: Türkiye'de Anadolu, fen ve meslek liseleri gibi öğrencilerin ezici çoğunluğunun okuduğu okullara giriş sınavında yine ve hâlâ din dersi puanı var. Devletin okullarında en önemli derslerin öğretmen açığı varken, tarih, coğrafya, matematik öğretmenleri atanmazken, AKP iktidarı bu yıl, tam 2 bin din dersi öğretmeni atıyor bu okullara.

İmam hatip liseleri kapatıldı derken, yerlerine binlerce, binlerce Fethullah Gülen okulları benzeri İslami kolejler açıldı. Her tarikatın eğitim 'yuvası' var artık.

Sekiz yıllık eğitime geçildikten sonra 20 bin köy ilkokulu, yeterli sayıda öğrenci olmadığı bahanesiyle kapatıldı. Oysa aynı köylere imam tayini hiç aksatılmadı ve o çocuklar artık imamların, tekkelerin eğitimine terk edildi. Bir köy öğretmeni, o köyde T.C.'nin temsilcisiydi, 23 Nisan'lar, 19 Mayıs'lar kutlanırdı o köylerde. Şimdi yalnız dini bayramlar kutlanıyor. 20 bin öğretmenin maaşını vermeyen devlet, 20 bin imamın maaşını hiç esirgemedi!

AB'ye girmek istediğini ileri süren, 'çoğulcu dil ve kültür' prensibini benimsemiş görünen Türkiye okullarında Fransızca ve Almanca dersleri kaldırıldı! Öğretmen atanmıyor. Yakında Arapçaya başlanacak çünkü,

İngilizce ABD'yle anlaşmak için gerekli, Fransızca ve Almancanın ne lüzumu var?

Türkiye'de bir okula karşılık, bir buçuk camii düşüyor artık. Bu camilerin çoğu boş duruyor, oysa okullarda seksen öğrenci, yüz öğrenci aynı derslikleri balık istifi paylaşıyor. Ama dini yapılanmanın stratejleri çok akıllı, günün birinde o camiilerde yapılacak yeni şeriat devletinin

'zoraki' eğitimi, zorla dolduracaklar nasılsa. İşte tablo bu ve iş bitmiş, türbanla uğraşmak üstüne dikilen tüyü üflemektir, o kadar. Çöken laik cumhuriyettir ve hepimiz altında kalacağız.

Aslında hepiniz, çünkü bu yazıyı ben değil, özenle ve özgür yetiştirdikleri çocukları için Türkiye'de bir gelecek kurmaya çalışanlar yazmalıydı. Alarm zilleri onlar için çalıyor. Ve olacaklardan hiç etkilenmeyecek benim ruhum daralıyor.