Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

O gece olmasın diye

Radikal · 16 Mayıs 2003

25 Eylül 2001, saat 16.56'da tık diye bir mesaj düştü elektronik posta kutuma. Posta programında değil, 'roman' dosyasındaydım. Dosya boştu henüz, ak ekranın karşısında ilk sözcükleri düşünüyordum. Teneffüs zili çalmış gibi, belki de başlamayı biraz geciktirmek amacıyla, roman dosyasını kapatıp mesajları açtım. 'Hüzün babam olur benim...' diye başlayan bir şiirdi kutuma düşen:

"Beyoğlu her akşam vahim

Küçükparmakkapı'da

Parmak kadar kadınlar

Birden ama hep birden solar Beyoğlu'nda

Yanlış yaşlanır orospular

Beyoğlu her akşam müphem

Yüzler saklansa

Yüzde yüz eller karanlık

Yenik yitik ömürleri sürükleyen su

Gittikçe sarı sokak lambaları

Gittikçe kaypak

Beyoğlu hek akşam mukim

Tombala çağlı döküntü bir coğrafyada

Belki biraz Madam Anahit'le

Belki biraz

Kemani ve veremi Kıpti Salih'le yaşar

Beyoğlu ki artık

Beyoğlu'nda kimsesiz bir düştür

Ve bir yerde rastlanır mı kim kaydına hiç

Beyoğlu'nun defterini kaç Beyoğlu dürmüştür."

Dizelerin yazarı, 'Sinek Sarayı, Aşk Hikâyeleri ve Yalnız Kalem'i okudum. Teşekkürler. Beyoğlu'nu özlemişsinizdir diye yazdım...' diye not düşmüş ve imzalamıştı: Kubilay ÖZER.

Belki iyi bir şiirdi, belki değildi, bilgini ve bilgici değilim ben mısralar dünyasının. Ama birden, artık kaçamayacağımı anladım, tekrar roman dosyasını açtım ve ilk satırlarını yazmaya başladım 'Bir Gün, Gece'nin. O gece olmasın diye, bir büyü bozulsun diye sarsacaktım Beyoğlu'nu, İstanbul'u, Marmara'yı. Baygın bilinçleri tokatlar gibi yazacaktım, gaflet uykusundan uyandırmak için insanları. 'Sinek Sarayı'nın kahramanlarını yardıma çağırdım. Gelirlerdi biliyordum, iki elleri kanda da olsalar. Çünkü onlar buralıydı, bu toprakları seviyordu aslen ve hep, Sinan, Cevat, Hilmi. Hepimiz gibi.

Bugün benim en heyecanlı günüm. Romanım bugün çıkıyor, karşınıza. Yarattığım kâbustan kendim korkuyor, sizin korkunuzdan ürküyorum. Ama birden, ne kadar çok dostum olduğunu da gördüm. Yazdıklarımdan ürpermelerine karşın, ne kadar da sevdiklerini beni ve savunduklarını ve benimsediklerini, kendi kendime yüklendiğim bir tuhaf misyonu. Roman bittiğinde, paraları yetmeyen kitaplarımın korsan baskılarını aldıkları için özür dileyen ve hatta aralarından biri, korsan baskıyı almadan önce 'izin' isteyen genç, öğrenci okurlarım geldi aklıma. Karar verdim: 'Bir Gün, Gece' pahalı bir kitap olmayacak, iki ayrı boyut ve fiyatta yayımlanacak, her keseye uygunu bulunacaktı. Öyle bulunuyor, bugünden öteye.

Bu romana ve bana sımsıkı sahip çıkan, destek olan tüm gazeteci ve yazar dostlarıma binlerce teşekkür. Emanet benden çıktı, İstanbul ve Türkiye'nin kaderi sizin, sizlerin ellerinizde. Farkına varın artık.