Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Savaş ve ticaret

Radikal · 17 Mayıs 2003

Birkaç gün önce televizyondaki sunucunun ciddi sesi, ciddi ciddi iki haber verdi Irak'tan: ABD, arananlar listesinde biyolojik silah programlarının sorumlusu olarak yer alan Doktor Şarbon ile Bayan Mikrop'u tutuklamıştı, bir. Irak'ta baş gösteren yakıt sıkıntısına karşı Türkiye'den petrol ithal ediyordu, iki. Sunucu ikinci haberi okurken, ekrana petrol sıkıntısını fırsat bilip bidonla kaçak benzin satan karaborsacılarla Amerikalı jandarmaların arasındaki kovalamaca sahneleri ve Türkiye'den Irak'a giriş yapan sıra sıra Türk petrol tankerlerinin görüntüleri yansıyordu.

Beni bir gülme tuttu.

Çünkü iki haberi de doğru anlamak için tersyüz etmek gerekiyordu:

ABD, Irak'ta BULUNMAYAN şarbon hastalığı ile OLMAYAN biyolojik silahlardan sorumlu tuttuğu Doktor Şarbon ile Bayan Mikrop'u tutukladıktan sonra, ibadullah petrol ülkesi Irak'a, topraklarında (sözüm ona) petrol olmayan Türkiye'den petrol ithal etmeye başlamıştı. Fıkra gibi değil mi?

ABD, topuyla tankıyla girdiği her yeri kurutuyor.

Aradıklarını bulamıyor, buldukları da aslında aradıkları olmuyor. Irak'a, dünyanın ikinci büyük petrol rezervlerine el koymak için girdi, ülkede petrol üretimi durdu, petrolünü ithal eden Türkiye, Irak'a petrol ihraç eder hale geldi. ABD'nin Irak'taki petrol kuyularını yeniden çalıştırabilmek için elektriğe ihtiyaç var. Ancak elektrik santrallarını çalıştırmak için de petrole gereksiniyor. Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan derken, ülkenin genç horozu ABD kısır çıktı, galiba. Üstelik, salt kısır da değil... Kime sarktığı, kimi yakalayıp kimi bıraktığı da meçhul. Haddim olmasa da söyleyeceğim, ben bu Bush yönetiminin safi salaklardan oluştuğunu düşünmeye başladım. Şöyle ki:

Irak'a kitle imha silahları var diye geldi, bulamadı. Saddam'ı yakalayacaktı, tutamadı. Özgürlük getirecekti, anarşi geldi. Laik demokrasiyi oturtacaktı, şeriatçı Şiiler ayağa kalktı. Refah sağlayacaktı, sefalet arttı. İmar edecekti, yıkım, talan ve yağmadan sonra taş üstüne taş koyamadı. Asıl amacı petrol rezervlerini ele geçirmekse, geçirdi, ama neresine koyar bilinmiyor, çünkü petrolü güvenlik içinde denize taşıyabileceği tek hat, şimdilik Türkiye'den geçiyor! Oysa Türkiye ile arası alabildiğine açık, Yumurtalık hattına kısa devre yaptırmak istiyor. Bu durumda Irak petrolünü bombalanmayacak, patlatılmayacak, güvenli bir yoldan İsrail Hayfa Limanı'na kadar taşımak için hem Irak, hem de Suriye'de

ABD çıkarlarına karşı sabotaj riski taşımayan bir ortam oluşturması gerekiyor. Oysa o topraklarda artık, İslam ümmeti ABD'den nefret ediyor!

Afganistan'ı da Türki cumhuriyetlerden çıkarılan petrolün geçeceği yolun güvenliği için işgal etmedi mi Amerika? Peki başardı mı? Hayır.

Afganistan'a El Kaide ve Usame bin Ladin'in işini bitirmek için geldi. El Kaide bitmemekle kalmadı, her yere dağıldı ve Riyad'daki son marifeti, etkinliğinden hiçbir şey kaybetmediğini gösteriyor. Usame bin Ladin de tıpkı Saddam gibi kayıp. Sözüm ona özgürleştirilen Afganistan, eskisinden daha sefil. Biten haşhaş üretimi yeniden başladı, savaş ağaları cirit atıyor. Yarın öbür gün, ABD'nin bırakın tüm Afganistan'ı Kâbil'in bile ancak bir bölümüne hâkim kılabildiği tepeden vidalı adamı Karzani, bir suikasta kurban adayı. Kısacası ABD, Afganistan'da da güvenlikte değil. Güvenliğini sağlayamayadığı için de Afganistan'a yaptığı refah ve bolluk vaatlerinin hiçbirini tutmadı, ülkeyi kendi kaderine terk etti. Bugün Afganistan, eskisinden daha yoksul, daha acınacak durumda ve ülkede yeni bir iç savaşa çeyrek var.

ABD, Somali'de de böyle yapmıştı. Girdiği her yere yoksulluk, kargaşa ve iç savaş getiriyor. İyi de, umurun da mı, diyeceksiniz şimdi. Bence olmalı. Çünkü şavulladığı petrolse, o topraklardaki petrolü selametle çıkarsa, selametle taşıyamayacak. ABD'nin hatası, husumet ortamında silah ticareti dışında, hele petrol ticareti yapılamayacağını göz ardı etmesi. Oysa dünyanın en büyük kapitalist ülkesinin hiç olmazsa petrol pazarında barışın daha kazançlı olduğunu bilmesi gerekirdi.

Bush ekibi salak demekte haksız mıyım gerçekten?