Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Paralar ve kapılar

Radikal · 11 Haziran 2003

İlginç bir araştırma olurdu, rüşvetin tarihçesini çıkarmak. Acaba ilk rüşveti kim verdi, kim aldı, nasıl akıl edildi ve neyin karşılığıydı? Günümüzde 'rüşvet' deyince önce para gelir aklımıza. Oysa eminim, değiş tokuşla başlamıştır. Örneğin, mağara komşusunun daha sıcak tutan ayı postuna göz koyan maymunumsu bir atamız, davarımsı bir hayvan derisinin yanına kendi elleriyle yonttuğu yeni baltayı 'rüşvet' olarak katıp elde etmiştir arzularının objesini. Daha sonra, cins bir ata karşılık yavrulu eşek değiş tokuşunda sıpa, 'rüşvet' sayılmıştır. Daha daha sonraları yoksul ve güzel bir kadına karşılık verilmek istenen çirkin kadının eline tutuşturulan bir kese altın, rüşveti parasallaştırmıştır. Herhalde, belki de.

Öyle ya da böyle, rüşvetin insanlık tarihi kadar eski olduğu, ancak insanlık tarihinin de rüşvet ve yolsuzluk mücadelesiyle geçtiği kesin. Çünkü toplumlar, kişisel çıkarlara hizmet eden bu tarihsel kurumun, yani rüşvetin, yaygınlaştığı zaman iş gördürür olmaktan çıkıp iş durdurur niteliğe büründüğünü, ortak çıkarlara zarar verdiğini anlamışlar. Yollar yapmışlar ve yolsuzluğu yasaklamışlar. Gerçekten de her yerde, her

ülkede yasaktır rüşvet vermek, almak, kısacası yolsuzluk. Yolsuzluğa karşı yapılan yollar da bildiğimiz yasalar. ABD'nin de yolsuzluğa

karşı yasaları var, Türkiye'nin de. Meğer rüşvetçilikte de benziyorlarmış birbirlerine, bakın ne kadar bize yakın Amerika'daki kafalar:

Jack Grubman, Wall Street Borsası'nda tanınmış bir finans uzmanı, aynı zamanda Salomon Smith Barney bankasının yatırım danışmanıymış. Nasıl önemli bir danışmansa, SSB bankasına hepimizin bildiği iletişim teknolojileri devi AT&T'ye yatırım yapmasını engellermiş Jack Grubman. Oysa Salomon Smith Barney'in başkanı Sandy Weill, aynı zamanda AT&T'nin yönetim kurulunda olup, bu şirketin borsadaki hisselerinin tavan yapabilmesi için SSB bankasının yatırımına ihtiyacı olduğunu bilir ve istermiş. Günün birinde Jack Grubman'ın patronu, SSB'nin başkanı ve AT&T'nin yönetim kurulu üyesi Sandy Weill, tekerine taş koyan danışmanın zayıf noktasını çözmüş. Meğer New York'un en gözde anaokulu, Jack Grubman'ın çocuklarını kaydetmeyi reddeder dururmuş. Oysa ünlü finans danışmanı için çocuklarını bu anaokuluna yazdıramamak, raconu çızdırmakmış. 'Sen bu işi bana bırak', dedi herhalde, Sandy Weill o saat telefona sarılmış ve sözü geçen anaokulunun müdüresini bizzat arayarak Jack Grubman'ın çocuklarını şıpınişi okula aldırmış. Çocukları okula kaydolur olmaz, Jack Grubman AT&T şirketinin performansını göklere çıkarmış. Danışmanın onayını alır almaz, SSB bankası AT&T'ye yatırım yapmış. SSB yatırım yaptığının ertesi günü AT&T'nin hisseleri de Wall Street Borsası'nda tavan, tabii. Elbette New York'taki güzide anaokulunun müdiresi de unutulmamış ve SSB bankasından 1 milyon dolarlık bir çek almış. Nereden nereye, anaokulundan Wall Street'e, tam onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine olacakken... New York eyaleti cumhuriyet savcısı ve borsa yetkilileri çıkmışlar meydane.

Son sahne: Jack Grubman 15 milyon dolar ceza ödemeye çarptırıldı ve borsa işlerinden ömür boyu yasaklı. Ama çocuklar okulda. Para her kapıyı açar ya, Grubman da çocuklarına 15 milyon dolarlık

bir anaokul kapısı açtı denebilir. Haber, SSB bankası başkanı ve AT&T Yönetim Kurulu Üyesi Sandy Weill'e nasıl bir yaptırım uygulandığını söylemiyor. Kuşkusuz o kurtardı paçayı.

Ancak bu iş Türkiye'de olsaydı, herhangi bir ünlünün çocuğunu herhangi bir güzide okula sokmak için rüşvet gerekmez, 'torpil' yeterdi.

Çünkü bizimkiler rüşvette, değiş tokuş aşamasında.

15 milyon dolarlık cezalarsa, 22 milyar dolar hortumlayanlardan bile tahsil edilemiyor. Her ülkede yolsuzluk ve rüşvet var, ama her yerde mücadele yok. Mücadele edenlere 'büyük' deniyor. 'Küçük Amerika' olmak hayaliyle oyalananlar ise, ezelden ebede cüce.