Zaferin bedeli
Radikal · 14 Haziran 2003
Britanya'yı sarsan skandal haber, tüm dünya basınıyla birlikte geçen hafta Radikal'de de yer aldı: İngiliz askerlerinin tutsak aldıkları Iraklı askerlere yaptıkları işkenceleri fotoğraflayan bir İngiliz askeri tutuklandı ve orduda soruşturma başlatıldı. İşkence olayının ortaya çıkma biçimi, başlı başına ilginçti:
Britanya Kraliyet Ordusu'nun 1. Tüfekli Alayı'ndan bir er, Irak savaşı dönüşü, bir laboratuvara film vermişti basılması için. Laboratuvar teknisyenleri, filmin dehşet verici içeriğini görünce polisi haberdar etti. Askerin çektiği fotoğraflardan birinde, ağzına bant yapıştırılmış, elleri ve ayakları bağlanmış bir Iraklı tutsak, İngiliz ordusuna ait bir kepçenin ucuna takılıp sallandırılmıştı. Bir diğerinde, yine ağızları bantlı, elleri ayakları bağlı Iraklı asker tutsakların önünde, bir dizi İngiliz asker 'cinsel eylem' yaparken görünüyorlardı! Dünya basınına bu kadarı sızdırıldı. Kim bilir daha ne işkence sahneleri var, o fotoğraflarda.
İngiliz askeri polisi tarafından tutuklanan er, nasıl bir rahatlık içinde hissediyorsa kendisini memleketinde, bu iğrenç fotoğrafları bastırmak için bir laboratuvara teslim etmekte hiçbir sakınca görmemiş, gizlemek, saklamak gereğini duymamıştı. Herifçioğlu sanki tatile gitmiş ve geçirdiği güzel günlerin anısını, deniz, kum ve güneş sefasını resimleyip vasat zekâlı aile albümüne yerleştiren turistler gibi, Irak'ta geçirdiği zafer günlerinin tadına doyulmaz işkence sefasını resimlemişti. Acaba o fotoğraflarla ne yapacaktı? Sadomazo web sitelerine mi satacak, yoksa pub'larda ayyaş arkadaşlarına mı gösterecekti? Yoksa baş ucuna asıp mastürbasyon mu yapacaktı yalnız ve savaşsız gecelerinde? Bu askere, galipler ve mağluplar üstüne, tutsaklık hakkında ne öğretilmişti Britanya ordusunda? Ya öteki işkencecilere?
Irak ve Iraklılar için neler söylenmiş, neler aşılanmıştı ki hiçbir beis duymamışlardı yaptıkları barbarlıktan. Ya cinsel eylemler? İngiliz ordusunda tutsakları cinsel teşhircilikle taciz, yaygın mıydı acaba?
'Toplu sadizm' uygulayan askerlerin, şiddetten zevk alan ruh hastaları oldukları kesin, ama ortada korkunç bir soru daha var: İngiliz ordularındaki 'sapık asker' oranı nedir? Düşük müdür, yüksek midir?
Bir başka tüyler ürpertici kesinlik, 'galip' İngiliz askerlerinin 'mağlup' Iraklıları adamdan ve insandan saymadığı. Nasıl ve hangi araçlarla aşağıladıkları düşünülecek olursa yenikleri, İngiliz askerlerin hiçbir ahlaki değer, tutsağa saygı gibi duygular taşımadıkları açık.
Türk basınına ne kadar yansıdı bilmiyorum, ben dış basından izledim, Irak'a gönderilen Amerikan ordusu erlerinden üçte ikisinin, Amerikan yurttaşı olmadığını biliyor muydunuz? ABD bu askerleri, dönüşte kendilerine
ve ailelerine Amerikan yurttaşlığı vaadiyle Irak'a gönderdi. Söz konusu üçte ikinin hepsi, yoksul göçmenlerden oluşuyor. Amerikan ordusuyla imzaladıkları anlaşma gereği, Irak'ta ölenler postmortem Amerikan yurttaşı olarak gömüldü, ama geride kalan ailelerine de yurttaşlık kazandırdılar. Sağlar, ABD'ye döndükçe madalyalarıyla birlikte alıyorlar Amerikan pasaportlarını.
Anlatmak istediğim, henüz Britanya'daki gibi sadomazo işkence seansları ortaya çıkmasa bile ABD ordusu da 'et duvarı' olarak seçkin askerlerinden çok 'safra takımı'nı gönderdi Irak'a. Zaten ordu profesyonel ordu, hepsi paralı asker. Ama en çok sayıda en az değerlilerini kullandı Amerika, Irak'a saldırı ve işgalde. 16 'delta force' seçkin askeri öldürülünce Somali'den çekilmek zorunda kalan ABD, bu yöntemle Irak'tan dönen cesetlerin fazla tepki uyandırmamasını sağladı. Ölen ölüyor, ama cesetlerin
çoğu geride kalan, hesap soracak ailelerine de o değerli Amerikan yurttaşlığını kazandırıyor. Ama her gün, ölüyor hâlâ. Her gün, çoğu yoksul göçmenin cesetleri dönüyor Amerika'ya. Anglosakson orduları, Irak'ta zafer kazandı, ama savaşı kazanamadı henüz. Afganistan'da da aynı film, çekim bitmedi daha.
Bakalım nereye kadar? Bakalım kaç ikinci sınıf askerin cesedi ABD kamuoyu tarafından görmezlikten gelinecek? Bakalım sıra, görmezlikten gelinemeyecek
'seçkin'lere ne zaman gelecek. Her savaşta, yenilen kadar olmasa bile yenenin de ödeyeceği bir bedel var elbet.