Boat people!
Radikal · 5 Temmuz 2003
Yaz gelip havalar ısınınca, İtalya'nın Brindisi Limanı'nda tuhaf bir evsizler ordusu barınmaya başlar. Liman binalarının duvar diplerine battaniyeler serilir, üstüne yastıklar, çay ocaklarına çaydanlıklar yerleştirilir ve yüzlerce insan gözlerini Akdeniz'e dikerek beklemeye başlar. Manzara, kaçak yolcu gemileri bekleyen bir mülteci topluluğunu andırsa da, bu insanlar, her birinin cebinde binlerce euro, Türkiye'ye gidecek bir feribot beklemektedirler aslında. Onlar ki 11 ay çalışıp dişlerinden tırnaklarından artırdıkları milyonlarca euro'yu, Türkiye'de geçirecekleri bir ayda, Türkiye'de harcayacaklardır. 11 aylık didinmeye karşı dinlenecekleri hepi topu bir aylık iznin dört günü yolda harcanmakta ve kimi zaman bir, kimi zaman iki ya da üç günlerini de, Brindisi Limanı'nda hayali olmadığı zaman hayvan bile taşınmaz 'çöp gemileri'ni beklemekle geçirirler.
Onlar, tam 40 yıldır her yaz sadakatle anavatana dönen, birinci, ikinci, üçüncü kuşak Türk işçileridir. Çoğu Türkiye'de doğmamıştır. Ama yumurtadan genetik güzergâh bilgisiyle çıkan göçmen kuşlar gibi, bir yön bellemişlerdir: Anavatan. Onlar 40 yıldır aynı yoldan dönerler ya, Türkiye'nin muktedirleri 40 yıldır, tek lüksü arabasıyla gelmek olan bu döviz yumurtlayan göçmen kuşları, sadık evlatlarını, Brindisi-Çeşme arası çağdaş standartlarda bir yolculukla taşımak için organize olamamıştır.
Dört bir yanı denizlerle çevrili Türkiye'nin, adı var sanı yok Denizcilik İşletmesi'nin, Brindisi-Çeşme arası sefere koyduğu TEK bir feribotu vardır: Samsun. Zaten bu yolculuğun, eksiği olmayan, hemen hemen zamanında kalkan iki feribotundan birisidir, 'Samsun'. Diğeri, RECA Şirketi'nin yine aynı güzergâhta öteki iyisi, hatta en hızlı feribotu, 'Çeşme'. Ama bu iki feribot, on binlerce Türk işçisi ve ülkemize arabasıyla gelmek isteyen bir o kadar yabancı turisti taşımaya yetmez. Geriye kalır biri Yunan, öteki Türk, iki kâbus şirket ve işlettikleri iki 'çöp gemisi': Yunan Mega Star Lines'ın hayvan bile taşımasına izin verilmeyecek 40 yaşındaki Hermes feribotu ve Türk şirketi Sancak Lines'ın TDİ'den kiraladığı, eksikli ve sorunlu Ankara feribotu.
Ne gariptir ki, ama Türkiye'de değil tabii, AKP'li Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Sancak Lines'ın eski genel müdürüdür, zaten bakanın oğlu da aynı şirketin halen Çeşme acentesi! İhaleye çıkarılmayan Ankara feribotunun, nasıl ve hangi koşullarla Sancak Lines'a kiralandığı yalnızca Bakan Binali Yıldırım'ın malumu, bir devlet mevzuat muammasıdır! Sonuç: Eksiği gediği, arızası püsürü bir türlü giderilemeyen Ankara feribotu, vardığı limandan bir türlü kalkamamakta, kalktığı limana zamanında varamamaktadır ve halen AB standartlarına uymadığı için, denetleyeci mercii İtalya'nın 'Yolcular perişan olmasın' diye 30 Temmuz'a kadar verdiği özel sefer izniyle ite kaka çalışmaktadır.
İşte Brindisi Limanı'nda yatıp kalkan Türk işçileri ve Türkiye'ye gitmeye kalktıklarına bin pişman yabancı turistler, Ankara feribotunun
'people'ıdır, bir.
İkinci kâbus şirket, Yunan Mega Star Lines'ın Panama bandıralı 'çöp gemisi' Hermes'i ise, Türkiye yollarında bir ömür geçiren Liliane ve Alfred Screve çifti anlatıyor: "Brindisi'den gelen feribot Çeşme'den temizlenmeden kalktı. Kabinler, bir önceki yolcuların pisliğiyle doluydu. Gemide havalandırma ve klima yoktu, her yer kenef kokuyordu. Yüzlerce yolcuya sokak serserilerine benzeyen üniformasız sekiz personel düşüyor, zaten onlar da hizmet etmiyorlardı. İnanılmaz pahalı yemekleri, köpeğin önüne atsan yiyemezdi. Duş ve tuvalet var diye sattıkları 'lüks' kabinde, pis su borusu patlak, kırık bir lavabo vardı. Bir kattaki onlarca kabine yalnız üç duş ve üç tuvalet düşüyordu. Duşu unuttuk. Yolculuk boyunca, çişimizi ortadan kestiğimiz su şişelerine yaptık. Çünkü WC'lere girmek için, ayak bileklerimize kadar iğrenç bir birikintiye batmayı göze almak gerekiyordu. Büyük ihtiyacımızı iki gün boyunca tuttuk, kabızlığı tercih ettik. Feribotun kaptan köşkü yol boyunca karartılmıştı, kaptanı ilk ve son kez Brindisi'de gemiye çıkan İtalyan polisi bas bas bağırıp, kendisine fırça çekmek için çağırınca gördük. Feribotun Türk yolcuları, infial ve utanç içindeydiler. Türkiye'nin dört düzgün feribot seferi koyamayıp, yerli yabancı turistlerini ve deniz turizmini böylesi iğrenç şirketlere peşkeş çekmesi anlaşılır gibi değil. Türkiye aşkımızı ne yazık ki bu yıl noktaladık ve bir daha döner miyiz, bilmiyoruz artık..."
Liliane ve Alfred Screve çifti, bir araba ve iki kişilik bu 'yolculuğa', tam 844.43 euro ödemişlerdi, sevgili okurlar. Ve Çeşme limanı, bu gemiler ve bu koşullarda Türkiye'ye gelen yolculardan, bilet parası dışında, yetişkin ya da çocuk, halen kişi başına tek sefere 30 euro liman vergisi alıyor. Aynı vergi, Brindisi Limanı için 3 euro... Türkiye turist bekliyor, AKP hükümeti para arıyor, turizm gelirini artırmak için takla atıyor. Ve Türkiye'ye böyle turist getiriliyor. Bilmem anlatabildim mi?