Olamamak
Radikal · 6 Temmuz 2003
Bu memlekette, vergi kaçıranı kovuşturmakla görevli Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, kendisinin de aralarında bulunduğu vergi kaçakçılarına af çıkartır.
Ama bu memlekette, Hazine arazilerini ve tapulu mülkü korumakla yükümlü Maliye Bakanı Unakıtan, zaten tapusuz Hazine arazisi satın alabilmekte ve ne tapusuzluğunda ne de yasasızlığında bir beis görmemektedir.
Bu memlekette yasa yapmak, yasalara uymak ve milleti de yasalara uymaya zorunlu kılmaktan sorumlu bu hükümetin bu Maliye Bakanı, kaçak yaptırdığı bir villada oturmakta, dolayısıyla kanun kaçağıdır.
Ama bu memlekette, kanun kaçağı Maliye Bakanı'nın ruhsatsız villası hakkında verilen 3 yasal yıkım kararı, kazma kürek bulunmadığı için 'teknik imkânsızlıklardan' yıkılamamıştır.
Bu memlekette kanun dışı adamların bakan olduğu bu hükümet, titizlikle uyduğu yasaları titizlikle uyguladığı gerekçesiyle Cumhurbaşkanı'na diş biler, demokrasiyi çalıştırıyor, veto ediyor diye içerler ve zaten olmayan yetkilerini kısmak, daha doğrusu sesini kesmek ve görev süresini kısaltmak peşindedir.
Ama bu memlekette bu hükümet, Tayyip Erdoğan'ı cumhurbaşkanı seçtirir seçtirmez görev süresini uzatacak ve yetkilerini artıracaktır.
Bu memlekette bu hükümet, kanunun cezalandırdığı Sivas katliamı canilerini
'aradan' afla hapisten çıkarmaya hazırlanmaktadır.
Ama bu memlekette bu hükümet için, zaten yandaşlarını kollayıp korumak, karşıtlarının da çanına ot tıkmak demokrasidir. Bunun için seçilmiştir.
Bu memlekette hükümet partisinin bir milletvekili, gazetecilere 'Bedelli askerlik çalışması var anam!' diye konuşabilmektedir: AKP'li Cengiz Kaptanoğlu.
Ama bu memlekette bu hükümet ve partisi, ordudan da çekinmektedir! Bir de çekinmese...
Bu memlekette, bu parti iktidar olurken, 'it dedin mi, demedin mi' diye tekme tokat birbirlerini döven iki kabadayıdan biri Prof. Dr., diğeri de Doçent Dr. olabilmektedir: EÜ öğretim görevlileri Kemalettin Kara ve Ali Öztürk.
Ama bu memlekette zaten Başbakan Kasımpaşalı olup, o üniversitelere türban üstü peruklu kafalarla girilmektedir.
Bu memlekette genelinde herkes yolda yürürken kafasına taş düşüp ölebilir. Özelinde bir genç adam, 39 yaşındaki öğretim görevlisi Sadi Konuralp, Beyoğlu'nda yürürken bir çatıdan kafasına taş düşer ve ölür.
Ama taşları düşen hiçbir binaya hiçbir önlem almayan Beyoğlu Belediyesi, her yerde bol kaldırım söker, bol kaldırım yapar.
Bu memlekette basın, Mardinli 13 yaşındaki N.Ç.'nin ünsüz ırzına fuhuş yoluyla mı geçildi, yoksa tecavüz yöntemiyle mi sorunsalıyla uğraşmadığı zamanlar, ırzı eskimiş erişkin ünlüler arasında kim kimden boşanıyor, kim kimle fingirdiyorla uğraşır.
Tabii ki bu memlekette ruhun gıdacısı iki 'zarif' müzisyen, biri fagotum, biri klarnetim diye tutturup birbirlerine açtıkları dört ayrı davayla ancak boşanabilmektedir. Fagotçu Tolga Alpay ve klarnetçi Özlem Doğdu, seviyeli ilişkilerinden kalan zamanlarda, Devlet Senfoni Orkestrası'nda sanatlarını icra edebilmektedirler.
Bu memleket de zaten, fagotçu ve klarnetçilerden çok, TV dizilerinin cipçi sanatçılarıyla ilgilenmektedir.
Zaten bu memlekette devlet yasa, hükümet iktidar, bakan adam, millet yurttaş, her sanatçı da sanatçı değildir. Basınsa, memleketin aynasından ibarettir.
Bu memleketin derdi, 'olmak ya da olmamak' değil. Olamamak. Her şey olup, hiçbir şey olamamak.