Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Yalanlar ve tuzaklar

Radikal · 11 Temmuz 2003

"Yandan vurabileceğiniz mevzilere cepheden saldırmayınız."

Napolyon BONAPART

ABD'nin 2000'de son rötuşları, 2002'de ise 60 bin askerin katıldığı Millenium Challenge tatbikatıyla provası yapılan tuzak planı Türkiye'nin üstüne kapanıyor yavaş yavaş. Tuzağın köşeye sıkıştırma aşaması, hakaret niteliğinde Süleymaniye baskını, Güneydoğu'da Amerikan destekli Kürdistan tarafından canlandırılan PKK-KADEK terörü ve Washington'da Senato'dan geçirilmeye hazırlanan Ermeni soykırım yasasıyla başladı. Bakalım kıstırıldığımız köşeden kapana girmemizi nasıl sağlayacak, Millenium Challenge tatbikatında öngörülen bir askeri darbeyi nasıl kışkırtacak, uluslararası bir mahkeme kararını neye dayandıracak ve.. doğal bir afeti bekleyecek mi ABD?

Washington bu tür kurt kapanlarını yalnız Türkiye için kurmuyor. İran, Suriye yakın gelecekte bizden öncelikli, tüm Ortadoğu ve Pakistan da potansiyel av. Ancak bu tür planlar, sürek avıdır. Sürek avları da,

tek avın kaçıp tek avcının kovaladığı klasik ava benzemez. Bazen avcılar birbirini vurur, köpekler yaralı avcının kanını yalamak için dalaşırken, peşi bırakılan asıl av aradan sıvışıverir. Türkiye'ye, İran'a, Suriye'ye kurulan tuzak planları, Pentagon'daki haritalar üstünde sahneye konadursun; ABD Irak'ta gerçek bir kapana sıkışıyor ve söylem ile eylemin arasındaki farkın şokunu yaşıyor. Söylemler kâğıtta kalırken, eylem canla, kanla yazılıyor.

Irak'taki Amerikan Kara Orduları Komutanı General Ricardo Sanchez, bizzat açıklamak zorunda kaldı: Altı haftadan beri Amerikan ve Britanya kuvvetlerine günde yapılan ortalama saldırı sayısı

13. Bu demektir ki Irak'ta, işgal güçlerine altı haftadır 546 kez saldırıldı. Bu demektir ki Irak'ta, dağınık ya da organize, ABD ve Britanya ordularına karşı savaşan binlerce kişilik bir ordu var. General Ricardo Sanchez, yaptığı açıklamayı, "Halen savaştayız," sözleriyle bitirdi. Hani Bush oğlu Bush, "Savaş bitti, biz kazandık," demişti ya, meğer savaş bitmemiş. Belki onlar da kazanmamıştır... Henüz. Ya da Hiç. Yakıp yıkmak zafer, işgal de fetih olmayabilir!

Avrupa basını, örneğin Le Monde'a bakılırsa, Amerikan askeri uzmanları Irak'ta işgalcilerle direnişçiler arasındaki çatışmaların, klasik bir gerilla savaşına dönüştüğünü doğruluyorlar. Kentsel bölgede klasik gerilla savaşı nedir? Zayıf taraf güçlü tarafı seçtiği yerde, seçtiği zaman vurur ve kalabalığa karışıp izini kaybettirir. Misilleme ne kadar sert olursa, sivil halkın zayıf savaşçıya verdiği destek ve beslediği sempati de

o denli artar. Amerikalılar da misilleme şiddetini artırıyor, ama saldırı trendini yavaşlatamıyorlar.

Pentagon'daki allameler bir hesap yapmış: Günde bir asker öldürülür ve öldürülen asker sayısı yılda 300'ü aşmazsa, Irak'taki Amerikan varlığı sorgulanmazmış!

Pentagon hesaplarının sağlamasını yapmak, elbet haddimiz değil. Ama ben Amerikan halkının 16 ay sonraki başkanlık seçimlerine kadar, akıl edip başka bir hesabı soracağını umuyorum: Başkan Clinton, salt Monica Lewinsky'ye uçkuru indirip de indirmedim dediği için, 'yalan' söylemekten hesap verdi mecliste. Başkan Bush, Irak'a savaş açabilmek için "Kitle imha silahları var" diye tüm dünyaya yalan söyledi. Kimseye zararı olmayan uçkur yalanı yalan da, koca bir ülkeyi yıkıp yakan, Iraklıları bırakın, kendi askerlerinin kanına giren bir yalan, yeterince vahim değil mi? Bush oğlu Bush için bir 'empeachment' ne zaman? Yalnız belden aşağı mı çalışıyor yoksa, Amerikan ahlakı?

ABD kamuoyu soruyu er geç soracak. Tarzan zor durumda ve ona buna kurduğu tuzakları tek tek sökmek zorunda kalacak.