Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Laik balans ayarı

Radikal · 12 Temmuz 2003

Laikliğin tarihçesi uzun. Ama din ve devlet işlerinin ayrılığını anayasasına kaydederek cumhuriyetle özdeşleştiren ilk ülke Fransa'dır ve Türkiye, laiklik ilkesini her ne kadar zamanla, önce 'layık' sonra 'yayık' yaptıysa da, başlangıçta Fransa'yı örnek alarak tanımlamıştır.

İşte bu yüzdendir ki, laikliğin Fransa'daki evrimi, Türkiye'deki laiklik tartışmalarını yakından etkiler. Çünkü ölçüdür.

Ve Fransa'nın laiklik tazelediği söylenebilir: Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından atanan bilimsel bir komisyon, 'laik cumhuriyet' kavramını yeniden tanımlama çalışmalarına başladı. Tarihçi, hukukçu, sosyal bilimci ve eğitimcilerden oluşan komisyonun açıklayacağı yeni tanım, çizeceği yeni sınırlar, hükümetin çoktan hazır bir

yasa tasarısına esas alınacak. Kamuoyunda şimdiden 'türban yasağı' diye ünlenen tasarının, komisyonun vereceği yeni ölçütler doğrultusunda, devlet okullarında tüm dini aidiyet simgelerini yasaklaması, büyük olasılıkla kamusal alanda da engellemesi ve dini aidiyet simgeleri arasında Müslüman türbanı, çarşafı, Hıristiyan haçı, Yahudi yıldızı, takkesi (kippa) ve diğer din ya da mezhep işaretlerini sayması bekleniyor.

Meclis'ten böyle bir yasanın çıkacağı kesin. Çünkü komisyon çalışmalarının sonucu bile beklenmeden, ikisi muhalefet, birisi iktidar partilerinden benzeri üç tasarı, eylül ayında parlamento gündeminde zaten. İktidar muhalefet el ele, Fransa'da da bizde olduğu gibi bir 'türban' sorunuyla ateşlenen laiklik karşıtı İslami söylemi ve eylemi, durdurmaya kararlılar.

Bu ülkede cumhuriyet eşittir laiklik ve laik cumhuriyeti korumak konusunda, sağ da kalmaz sol da, hepsi bir olurlar. 4.8 milyon Arap kökenli ama Fransız yurttaşı Müslüman'ın da ülkesi olan Fransa devleti, elbette yalnızca türbanı, çarşafı yasaklıyorum diyemezdi. Tehlikeli görmemesine rağmen, haçı, yıldızı vb. de yasaklayacak.

Ancak Fransa'da, laikliğe yapılan balans ayarı sırasında önemli bir gelişme daha oldu ve devlet okullarında türbanı yasaklamaya hazırlanan hükümet, ilk Fransız 'imam hatip lisesi'ne üç yıldır 'yangın kapısı yok' türünden sudan gerekçelerle vermediği izni verdi ve önümüzdeki eylül ayında, Lille kenti camiinin alt katında 'İbni Rüşti Lisesi' adlı imam hatip okulu açılıyor. Lisede, tüm liselerde okutulan derslerin haricinde dört saat Arapça İslamiyet dersi var. Ama mecburi değil, seçmeli. Türbanlı ve çarşaflı kız öğrenciler alınabilecek, ancak kız erkek ayrımı yok, erkek öğrenciler de gidebilecek. Müslüman olmak koşulu aranamayacak. Kayıtlarda din sorulamayacak. Fransa, devlet okullarında yasaklayacağı türbanı, imam hatip okuluna alıyor. Böylece İslami eğitime, diğer papaz, ruhban okullarına tanıdığı hakkı tanıyor. Ama özel okul olarak. Dolayısıyla araç, gereç, parasal destek yok. Buna karşın denetimini elinde tutuyor.

Laikliğin bence en güzel tanımı, Aristide Briand tarafından yapılmıştır: 'Devlet dine karşı değildir, dinsizdir.' Bu dinsizlik, tüm dinlere karşı aynı mesafeyi koyan tarafsızlık demektir. Laik cumhuriyet, her dinden ve dinsiz insana; inanmak, inanmamak, inancını ve inançsızlığını özgürce, en önemlisi de kendisinden farklı düşünene baskı yapmadan yaşatan rejimdir.

Bir zamanlar laiklik ilkesi gereği, Fransız bakanları ve milletvekilleri, yani devlet temsilcileri kiliselere, sinagoglara, camilere giremezdi. Zamana uyum, devletin bu tapınaklara oyunun kurallarını koymak, serbest ve yasak sınırlarını çizmek için girmesini gerektirdi. Bakalım Fransa, devlet okullarından yasaklayıp özel dini okullarda izin verdiği türbanla, İslamiyet'in baskısını da bir zamanlar kilisenin baskısını aştığı gibi aşabilecek mi? Hep birlikte göreceğiz.

Türkiye'nin de yeni bir ölçüte ihtiyacı var.