Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

İstihbarat bahane,baskın şahane

Radikal · 18 Temmuz 2003

'Ben İtalyanları çok severim,' diye bir genelleme, elbette saçma bir ifade. Ama bir kültürü yaratmak ve paylaşmak anlamında ortak bir İtalyan kimliğini bilmem sevmeyen var mıdır, yaşam sevinci taşıyan insanlar arasında. İtalyanların en belirgin ortak özelliği, bence zevk. Yaşadıkları kentlerden evlere, giyindiklerinden yiyip içtiklerine, İtalyanların en yoksulu ve cahili bile bir 'estetik gaile' taşır, güzel yapmaya çalışır, dolayısıyla yaratıcıdır. Bu yaratıcılık tüm kimliklerine yansır, soygunculukta bile bir İtalyan dehası vardır.

"İtalyan usulü kapkaççılık" üstüne bir belgesel seyretmiştim. Sokak hırsızlığından emekli bir 'maestro', belgesel çekimi için bir gösteri yapmıştı, sahneyi hâlâ unutamam: Kürk giymiş bir kadın sokakta yürümektedir. Karşıdan bizim kapkaççı 'maestro' ilerler. Aynı hizaya geldiklerinde kapkaççı, kadına okkalı bir tokat çakar. Kadıncağız neye uğradığını anlayamadan, öfkeyle bağırır: "Seni gidi sürtük, seni! Demek beni aldatıyorsun ha? Sırtında benim aldığım kürk, sevgilini görmeye gidiyorsun demek! Ver bana o kürkü geriye!" Yanlarından gelip geçenler, adamın metresiyle kavgaya tutuştuğunu sanmaktadırlar. Kadının, "O kürk benim, sen kimsin? İmdat, yetişin!" feryatları kimse tarafından ciddiye alınmaz, tam tersine gülerek gelip geçerler yanlarından ve kapkaççı, feryat figan kadının sırtından zorla, saniyesi aksamayan bir zamanlamayla çıkardığı kürkle, kayıplara karışır... Durum, hem tokat yiyip hem soyulan kadın açısından elbette iç açıcı sayılmaz. Uğradığı usta işi soygunun 'inceliğini', mağduriyetini bir yana koyup takdir etmesi ya da gülmesi beklenemez. Ama itiraf ediyorum ki mağdurun yerinde olmayan ben çok güldüm, hem de katıla katıla.

İtalyanların hırsızlıkta bile yaratıcı dehası, güldürebildiği için belgesel konusu olabiliyor, hayranlık uyandırıyor galiba.

Ama İtalyan Askeri İstihbarat birimi SISMI'nin son bir performansı var ki, külyutmaz mağrur ABD'ye mi güleyim, mağdur Irak'a mı ağlayayım, şaşırdım!

İtalyan La Repubblica gazetesine göre, İtalyan casusluk örgütü, Irak'a saldırmak için 'kitle imha silahları var' bahanesi arayan Amerikan ve İngiliz istihbarat birimlerine 'Irak'ın Nijerya'dan yılda 500 ton uranyum almak için anlaştığına' dair düzmece bir belge vermiş. Hatta 10 Ekim 2000 yılı tarihini ve Nijerya Dışişleri Bakanı Haile Habibu'nun imzasını taşıyan ve iki ülke arasındaki protokol anlaşması olan belgenin, 'güvenilir istihbarat' olarak bizzat Berlusconi tarafından Başkan Bush'a iletildiği iddia ediliyor. Oysa Bush ve şürekasının "Saddam nükleer silah hazırlıyor, Irak'a hemen saldırmak gerek" tezini güçlendiren, dolayısıyla ABD ve İngiliz istihbarat servislerine göbek attıran belgeyi imzalayan Haile Habibu... 1998 yılından beri Nijerya Dışişleri Bakanı değil, dolayısıyla belge de gerçek değil!

CIA ve M6, İtalyan SISMI'cilerin 'ele geçirdiği' sahte belgeyi eğer sahteliğini bile bile doğru kabullendilerse, demek ki istihbarat değil, bahane arıyorlardı. Düpedüz yuttularsa, demek ki Nijerya'da ve 2000 yılında kimin bakan olduğunu bilmiyorlardı, dolayısıyla bırakın uluslararası istihbarat; muhaberat, hububat ve hatta rutubet ölçümünde sıfırlar. Ya SISMI? Acaba İtalyan istihbarat örgütü de mi kendi casuslarından birinin tongasına bastı, yoksa bünyesinde ABD ve Britanya ile dalga geçmeye kararlı bir 'muziplik çetesi' mi vardı?

ABD Savunma Bakanı Ronald Rumsfeld, Başbakan Tayyip Erdoğan'a gönderdiği mektupta, Süleymaniye'deki Türk askerlerinin kafasına çuval geçirip tutukladıkları baskın hakkında, 'güvenilir istihbarata dayanılarak yapıldı,' diye yazmış. Belki de İtalyanlardan almıştır...

Aslında Rumsfeld ve şürekâsının, kapkaççılıkta İtalyanlardan öğreneceği bir 'ince sanat' yok. Ne kadını, ne mağduru, ne kürkü? Tokadı çaktı mı on iki Türk askerini çuvala, kasadaki paraları ve belgeleri zulaya atıp götürüyor.

ABD'lilerin 'güvenilir istihbarat'a dayanarak Afganistan ve Irak'a yaptıkları, Bin Ladin ve Saddam'a yapamadıklarına bakılırsa... Bir de 'güvenilmez istihbarata' dayansalar, kim bilir ne kadar başarılı olurlar!