Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Ahlak,namus ve faşizm

Radikal · 8 Ağustos 2003

ABD'nin ilk, etkin, yetkin ve gerçek sansür bürosu 'New York Society for the Suppression of Vice', 1872 yılında bir posta memuru, Anthony Comstock tarafından kuruldu. 1873'te yasallaştırılarak devletin resmi sansür kurumu statüsüne kavuşan New York Cürüm Yok Etme Bürosu, bir yıl sonra, yani takvimler 1874'ü gösterdiğinde 194 bin ahlaka aykırı resim ve ilüstrasyonu,

134 bin 'pounds' ağırlığında kitabı, 14 bin 200 taş plak ve 60 bin 300 tüketim eşyasını yasaklayıp toplatarak, yakmış bulunuyordu. Comstock, baş sansürcülüğü kimselere bırakmadığı kurumun 1915 yılına değin gösterdiği performansı, ölümünden iki yıl önce verdiği son söylevde şöyle açıkladı:

"Burada görev yaptığım 41 yıl boyunca mahkûm ettirdiğim suçlular, her biri 60 yolcu alan 60 tren vagonunu doldurur ve 61'inci vagon halen yoldadır. Bu süre içerisinde yok ettiğim ahlaksız yayınların ağırlığı ise 160 bin tondur..." Mr. Comstock'un gurur tablosunda açıklamadığı tek ayrıntı, imanlı mücadelesi sırasında yalan yanlış suçladığı ve töhmet altında bıraktığı 15 kişinin intiharıdır...

Nazi propaganda bakanı Joseph Göbbels, 10 Mayıs 1933'te Berlin'de 100 bin kişilik bir kalabalığın ve kameraların ve birkaç dakika sonra ateşe atılacak 20 bin kitabın önünde şöyle diyordu: "Bu gece, geçmişin ahlaksızlıklarını yakmakla iyi ediyorsunuz. Eyleminiz büyük, eyleminiz simgesel ve güçlü. Tüm dünyaya eski düşüncenin öldüğünü, bittiğini müjdelemekte. Bu küllerden yeni düşüncenin Anka kuşu doğacak!" Külleri savrulan 'eski' düşünce kitapları arasında Freud, Steinbeck, Marx, Zola, Hemingway, Einstein, Proust, Heinrich, Mann ve Brecht'in yapıtları vardı. (Bkz. Christophe Courau, Historia dergisi, Eylül 2001)

1981'de Şili diktatörü Augusto Pinochet, Don Kişot'u yasaklayıp toplattırdığında, yanılmamıştı. Çünkü ilk baskısı 1605'te yapılan Cervantes'in bu başyapıtı, tam adıyla 'Don Quijote de La Mancha', 1917 Sovyet Devrimi'nin babası Vladimir İlyiç Lenin'in başucundan HİÇ eksik etmediği kitaptı. Lenin'in Don Kişot'tan ne anladığı meçhul. Çünkü bu kitap, kurulu düzene saldırıdır ve bireysel özgürlüğün savunucusudur. Oysa Lenin ve yoldaşları kurulu düzeni yıkmış, ancak yerine koydukları sistem bireysel özgürlüğü büsbütün boğmuş, yıktıkları düzenden beter bir sansür uygulamıştır.

Resimleri, kitapları, reel ve sanal yayın ürünlerini yok ederek tarihin iptal edilebileceği ve geçmişin yıkılabileceğine inancın tarihçesi çok uzun. Ve bir toplumda geçerli ahlakın, aslında o topluma egemen olan ideolojinin ahlakı olduğunu göstermesi bakımından çok ilginç. Çünkü her ahlak, bir kültür ürünü. Kültür de belli bir ideoloji. Örneğin Roma

İmparatorluğu'nda Hıristiyanlığın yayılmasını önlemek için MS 303 yılında bu dine ilişkin ne kadar eser varsa, yasaklandı ve yakıldı. Buna rağmen yayılan ve aynı Roma'da egemen ideoloji haline gelen Hıristiyanlık ise, kurduğu düzene başkaldıran düşünceyi, yine kitapları, yazarları ve okurları yakarak ezmeye çalıştı. Engizisyon üst kurulunun ilk yasaklı kitaplar listesi 1559 yılında yayımlandı. Söz konusu yasaklı yayınlar listesi biliyor musunuz ne zaman yürürlükten kaldırıldı? 1966 yılı haziran ayında... Ve iptal edildiği gün Katoliklere yasaklı kitaplar listesinde Graham Green'in yapıtları vardı!

Bugün, İslami şeriatı devlet sistemi olarak egemen kılan ya da kılmaya çalışan düzen koyucuların yasakçı zihniyeti ve sansürcü uygulamaları, yüzyıllardır devam eden ideoloji savaşlarının bir devamından ibarettir. Her ideolojinin kendi ahlakı vardır ve bir topluma kayıtsız şartsız, topyekûn kabul ettirilen ya da ettirilmek istenen ideolojik ahlak, ister

istemez faşist yöntemler kullanacaktır. İşte bu yüzden, gerçekten özgür olmak istiyorsak eğer, ahlakı yeniden, ideolojik ve dini yasaklardan bağımsız olarak tanımlamalıyız.

Ve bağımsız bir ahlak tanımı demokraside bile değil, ancak laik bir sistemde mümkün.