Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Şahidi karga olanın

Radikal · 13 Ağustos 2003

Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıcından çok Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunu, bir başbakan oğlunun evliliğinden çok bir veziri azam mahdumunun izdivacını andıran meşhur düğünde, 1900'lü yılların modası geri gelmiş gibiydi. Hani davetliler zengin değil de yoksul, sonradan paralanmış değil de eski ve köklü aileler olsalar, ninelerinin dedelerinin sandıklarından aynı yaşmakları, aynı türbanları, aynı kara çarşafları, yeldirme, potur, hatta aynı çarliston dekolteleri çıkarıp giyseler ve ortalıkta salınsalar, koca bir yüzyılın alaturka giyim kuşamda hiçbir değişiklik yapmadığını, dolayısıyla modadan da söz edilemeyeceğini görürdük.

Nikâh şahidi olurlar mıydı bilmem ama, Yirminci Yüzyıl başındaki saltanat düğünlerine de ekalliyet ve yabancı misyon, daha doğrusu Batılı devlet temsilcileri davet edilirlerdi. Acaba onlar İslamiyet hakkında ne düşünürler, ne konuşurlardı?

Çünkü T.C.'nin Müslüman mümin muhafazakâr Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'nın ricası üzerine Müslüman mümin muhafazakâr mahdumunun nikâhında şahitlik yapan İtalyan Başbakanı'nın, İslamiyet hakkında ne düşündüğü malum. Bakınız 26 Eylül 2001'de, Berlin'de yaptığı ve 11 Eylül olayını değerlendirdiği bir konuşmada, neler demişti Berlusconi:

"...İslamiyet âlemiyle aynı değerleri paylaşmıyoruz. Bu konu üzerine düşünmeli, ancak biz, kendi uygarlığımızın üstün olduğunu bilmeliyiz. Batı uygarlığını kucaklayan ülkelerde, İslam ülkelerinde olmayan refah, insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü vardır. İslam dünyası, hoşgörülü Batı uygarlığının karşıtıdır. Tek boyutlu bir düşünce âleminde yaşar. Bu iki karşıt uygarlık, aynı düzlemde değerlendirilemez. Bu halkları fethederek Batılılaştırmak, bizim kaderimizdir. Şimdiye dek ilgi alanımızın ve İslam dünyasının bir bölümünü fethettik. Ancak İslam âleminde hâlâ 1400 yıl öncesinde kalan ülkeler var..."

Bir yüzyıl önce, veziri azam mahdumu nikâhına olmasa bile İslami Osmanlı İmparatorluğunun çöküşüne şahit olan İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, kısacası Payitaht'ta cirit atan ekalliyet ve yabancı misyon temsilcileri de bir yüzyıl sonra Berlusconi'nin dile getirdiği düşünceleri taşıyorlardı belki de, kim bilir? Eğer öyleyse bizim ellerde İslami tesettür modası, hatta genelinde İslamiyet âlemi değişmedi, onlarda da İslamiyet'e bakış...

Acaba Berlusconi, kankası Recep Tayyip'i tanıdıktan sonra ne düşünmektedir İslamiyet hakkında? Örneğin Müslüman muhafazakâr AKP'yi Türkiye'de iktidara taşıyan halkı, artık Batı uygarlığı tarafından fethedilmiş mi saymaktadır, yoksa hâlâ 1400 yıl öncesine mi takılıp kalmış?

Malum nikâhta tesettürlü gelinin elini tutmaya, hatta öpmeye kalkıp hava aldığına bakılırsa, Müslüman Türkiye'nin Batı uygarlığınca ne kadar fethedildiğini çaktığı açık. Acaba Müslüman Türk dostu Silvio Berlusconi, gelin elinin öpülmediği bir Türkiye'yi AB'yle başgöz etmeye bu düğünden sonra da aracı olacak mı?

Umarım caymıştır, olursa yandık. Çünkü kılavuzu Berlusconi olanın zaten burnu giremez AB'ye. Tıpkı ABD'nin tavsiye ettiği Türkiye'nin giremeyeceği gibi. AKP'nin de amacı bu: AB'yi istermiş görünmek ve ne kadar reddedilecek aracı varsa, onları görücü göndermek.