El kanıyla gerdek
Radikal · 23 Ağustos 2003
Türkiye'de ikinci tezkerenin tartışıldığı günlerdi. Irak'a saldıran ABD'ye asker desteği için Meclis'in kararı bekleniyordu. Yalnız Amerikalı değil, Avrupalı meslektaşlarım da kararın olumlu çıkacağından, Türkiye'nin Irak'a asker göndereceğinden emindiler ve 'Eli mahkûm,' diyorlardı. Fransızca konuşan ülkelerin televizyonu TV5'in Kiosque programında konuyu tartışırken, 'Ben o kadar emin değilim,' dedim, 'Meclis bölünmüş durumda, aksi yönde karar çıkabilir.' Program sonrası öngörülerimi açmamı isteyen Amerikalı bir meslektaşıma ise ABD'nin Irak'ta saplandığı bugünkü batağın tablosunu çizdim ve: "ABD'nin halen Türk askerine reel bir ihtiyacı yok Irak'ta. Aslında var da, yok sanıyor. Ama yarın, Türkiye'nin ayaklarına kapanacak," dedim. Bu sütunda Irak'a asker gönderilmesine karşı çıkarken de şimdiki ABD açmazını tarif ediyor, Türkiye'ye yeniden ve daha fazla muhtaç olacağını yazıyordum zaten. Güldü geçti, arkadaşım. Temmuz ayı başında bir yemek yedik birlikte. "Senden özür dilerim," dedi. "Beni şaşırttın, tüm tahminlerin doğru çıktı. Söyle bakalım, bundan böyle Irak'ta ne olacak, ABD ne yapacak, Türkiye nasıl bir tutum takınacak?"
Yanıtım şöyleydi ve değişmedi: ABD, Irak'ta giderek daha fazla batacak. Türk askerini önce olmasa da olur gibi çağıracak, ardından ısrarla isteyecek. Türk askeri gönderilecek, giderek daha çok gönderilecek. Ancak ABD, Türkiye ile birlikte hareket etmek yerine, 2004 genel seçimleriyle değişecek iktidarın yeni politikası gereği Amerikan güçlerini kademeli olarak savaş bölgesinden çekip Türkiye'yi ve Türk askerini Irak'ta kendi yerine yetkili kılıyormuş gibi yalnız, sınırları içine sıçraması kaçınılmaz uluslararası bir terör dalgasıyla baş başa bırakacak. Türkiye, gerek terörle mücadelede, gerekse bölgeyi yönetimde tarihsel deneyimi olan
bir ülke. Fakat hem siyasal anlamda hassas ve hem de ekonomisinin çok zayıf olduğu bir dönemden geçiyor. ABD'nin bıraktığı kanlı pisliği temizleyip bölgeye hâkim olabilirse, Irak petrolünden büyük pay alır. Başaramazsa, Irak'ta saplanacağı askeri batak hem AKP hükümetinin sonu olur, hem de toplumun geniş genelinde TSK'ya duyduğu güven sarsılır, saygı zedelenir, hatta emir komuta bütünlüğü güç kaybeder...
Kişisel görüşüm değil, bir öngörü olan bu yorum, Irak'a asker sevkiyle ilgili bir tasarının TBMM tarafından kabulü halinde olabileceklere ilişkin tahminlerden ibaret, sevgili okurlar. Kişisel görüşüme gelince: Türkiye'nin Irak'a asker göndermesine yalnız yürekten ve vicdanen değil, zaten bir gazetecinin çekincesiz ve peşinen kabullenmesi, en azından uyması beklenen gazetecilik etiği gereği karşı olduğumu, bilmenizi isterim.
Türk basınında bir haftadır süren ve kimi askerlerle kimi gazetecileri karşı karşıya getiren polemiği hayretle, ibretle izliyorum.
Herhalde tüm dünyada kimi sivil bazı medyanın savaşa sokmak isteyip, kimi emekli bazı askerin savaşa girmemekte direndiği tek ülke, Türkiye'dir. Başka bir örneği olamaz, çünkü eşyanın tabiatına aykırı!
Eğlendirici basını bir yana bırakırsak, gazetecinin temel işlevi habercilik, tali işleviyse yorumlamaktır. Biz köşe yazarları tali işlev yaparız. Ama bildiğim kadarıyla hiçbir gazeteci, savaşmak için eğitilmez, harp tarihi ya da dövüş teknikleri öğretilerek yetiştirilmez. Dolayısıyla asli görevi sivil, kamuoyunu bilgilendirmek ve toplumsal iletişimi sağlamak olan kimi gazetecilerin askeri eğilimlerini, eğilimden öte allamelik birikimlerini anlamakta güçlük çekiyorum. Özellikle mesleği askerlik olan insanların riskli gördükleri bir savaşa, gireriz ezeriz geçeriz naraları attıkları zaman. Keşke akıllarından zorları var diyebilsem, fikirlerinden kuşkuluyum daha çok.
Aynı kişiler, Irak'a ABD ile birlikte saldıralım tezini savunmuşlardı. Onlara bakılırsa, ABD Irak'a petrol kuyusuna girer gibi girecek, boru çeker gibi çıkacaktı. Eğer TBMM bu teze he deseydi, bugün Irak'ta Amerikalılarla birlikte ölüyor olacaktı çocuklarımız. Aynı kişiler, öngörülerinin hepsi yanlış çıkmasına ve Amerika'nın saplandığı
batağa baka baka, yine asker gönderelim diyorlar. Bırakın miyadı dolmuş kendilerini, içlerinden birinin oğlu gidecek olsa oraya, yine böyle savaş çığırtkanlığı yaparlar mıydı acaba?
Başkasının eliyle girilen gerdekte, akacak kan tabii onlarınki değil.
Üstelik, Irak savaşının başından beri yanlış yere bakıyorlar: Türkiye girmezse, ABD cezalandırır diye korkutuyorlar. Oysa halen Irak'ta, canı yanan ve cezasını çeken ABD. Oraya girmek, hak edilmeyen bir cezaya ortak olmak demek.
Türkiye mi mazoşist, bunlar mı sadist, yakında göreceğiz.