Ölçümler ve biçimler
Radikal · 27 Ağustos 2003
Biz Türkler tartılmaya, nabız saydırıp tansiyon ölçtürmeye pek meraklıyızdır. Bu ilgi ne kilomuzu indirir, ne de tansiyonumuzu düşürür ama ne gam. Ev ve hastanelerde yapılan ölçümler yetmediğinden, arz talep kuralı gereği doğan sokak tartıcılığı ve tansiyonculuğu, cennet yurdumuzun ekonomi alanındaki KOBİ'lerin en çok seyyar ve en az sermayelisi olarak yerini almış, çok da iyi olmuştur. Halen seyyar tartı ve tansiyon işletmeleri, yurdumuzun en sevimli turistik atraksiyonlarından sayılmakta olup, yabancıları neşeye garketmektedir.
Türkler, yalnız somut ve edilgen anlamda ölçülmeye değil, aynı zamanda toplumun soyut ve etkin anlamda eğilim, nabız ya da tansiyonunu ölçmeye de meraklıdırlar. Her birimizin ruhunda amatör bir anketçi yatmakta ve elimize geçen her türlü aletle her fırsatta ölçmeye kalktığımız ortak meta siyaset olup, halkın ne düşündüğüdür. Kendimiz de halk olduğumuzdan, halkın ne olduğunu anlamak elbette kolay değildir. Ama bazılarımız için halkın eğilimini tartmak, nabzını tutmak ve tansiyonunu ölçmek gerçekten çok zordur. Çünkü bu tür eylemler için halkın arasına karışmak gerekmektedir. Oysa halk, yazın terler kışın kokar. Bazıları soğanlıdır, bazıları sarmısaklı. Hiç yıkanmayan halk bile vardır. İşte bu anlamda ruhunda amatör anketör yatan 'üst' halk, 'alt' halka inebilmekte güçlük çekmekte, tutabildiği halkın siyasal nabzını ve tansiyonunu ölçmekle yetinmektedir.
Profesyonel kamuoyu araştırmalarında 'örnekleme' diye adlandırılan bu yönteme, amatör kamuoyu yoklamalarında 'ördekleme' denilmemekle birlikte; kamuoyu oluşturup bozuşturmakla yükümlü medyamızda köşe yazarlarının tuttuğu halk nabız ölçümlerinin, ciddi araştırma sonuçlarıyla aynı önem ve çapta yer bulduğuna bakılırsa aynı kapıya çıkılmaktadır. Oysa genelinde
'üst halk', özelinde kadın, erkek köşe yazarlarımızın ölçtüğü denekler hayli sınırlıdır. Pek çoğunun elinin altındaki 'alt halk', eve gelen hizmetçi ya da özel şoförlerinden ibaret olduğundan, toplumun ne düşündüğünü ve siyasal gidişat eğilimlerini onlardan aldıkları nabız ve tansiyon ölçümlerine dayandırırlar.
Bazıları ise arabası yoktur taksiye biner, işte en doğru tahminleri onlar yapar. Çünkü taksi şoförleri de birer anketçi olup, kendilerini ölçen köşe yazarlarına gün boyu tuttukları öz hakiki halk nabız ve tansiyonunu aktarırlar. Bütün bu yöntemler toplumsal gidişatı anlamak için yeterli olmasa da geçerlidir.
Sadık yazarınız seyyar ölçüm KOBİ'lerine sık sık kendi ağırlık ve tansiyonunu ölçtürür, ancak halkın nabız ve tansiyonunu tutmaktan aciz, çünkü biraz Fransız kalmaktadır. Eğer Türkiye'de yaşıyor ya da amatör anketörlüğe meraklı olsaydım, herhalde belediye otobüslerindeki sondajları tercih ederdim. Toplumun gidişatı, belediye otobüslerine sıkıştırılmış denek gurubunun güzergâhından ibarettir.
Ancak Türkiye'nin eriştiği muasır medeniyet seviyesi, yalnız ve yalnız şehirlerarası otobüs seferlerinde kavranabilir. Bendeniz bu yaz Türkiye'yi çeşitli otobüs seferleriyle turladım ve edindiğim pek çok yanlış kanıyı değiştirdim. Örneğin uzunca bir süredir, Türkiye'de yeni bir tavuk türünün geliştirildiğini, New Türk tavuklarının kanattan ibaret olduğunu düşünmeye başlamıştım. Yer gök kanat restoranlarıyla dolmuş, aziz milletim kanat yiyordu da yiyordu çünkü. Meğer tavukların hâlâ göğsü varmış! Kanatları şehir içi lokantalarda tüketilirken, beyaz et mıntıkaları yalnızca şehirlerarası otobüslerin mola verdikleri tesislerde yeniyormuş. Şimdi tavuk butlarının nerede yenildiğini araştırıyorum, kanatları üzerinde yürümüyorlarsa, bulurum herhalde.
Ama son seferimde, Tekirdağ mevkiinde aklımı başımdan alan bir gerçeği keşfettim ki, eğer verilen bilgi doğruysa Namık Kemal hâlâ yaşıyor, ancak devasa bir canavara dönüşmüş! Nasılı cumaya...