Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Dün Sarissa bugün Sivas

Radikal · 3 Eylül 2003

Anadolu topraklarında kurulan en büyük uygarlıklardan biri olan Hititlerin ikinci büyük kenti Sarissa, meğer Sivas'taymış. 3 bin 500 yıllık antik kentte Hititlerin en büyük tapınağı ve ilk bira imalathanesi bulunmuş. Arkeolojik kazıları yöneten Alman profesör Andreas Müllerkarper, insanlık tarihindeki ilk yazılı sözleşme, Kadeş Antlaşması'na ilahi tanık gösterilen, yani üstüne yemin edilen Fırtına Tanrısı'nın Sarissa kentinin baş tanrısı olduğunun Sivas'taki kazılarda ortaya çıktığını belirtiyor. Kazıda bulunan tabletlerden, Hitit başkenti Hattuşaş'ta hüküm süren Büyük Kral'ın her ilkbahar Sarissa'ya gelip, Suppitassu gölünde (herhalde yıkanarak) ibadet ettiği anlaşılmış. Görkemli Sarissa kentinin, bir savaşta YAKILIP yağmalanarak ortadan kalktığı tahmin ediliyor. DHA muhabiri Yüksel Menekşe'nin haberine göre arkeolog Vuslat Müllerkarper, Sarissa'da bulunan bira imalathanesinin 'ilk' Hitit birahanesi olarak kayıtlara geçeceğini söylemiş...

Ne oldum deme, ne olacağım de, ey okur! İşte dünün görkemli Sarissa'sı, işte bugünün Sivas'ı... Hititlerin başkenti Hattuşaş'ın da bizim Çorum olduğu düşünülünce, Einstein üstat dirilip dile gelse, 'Her şey izafidir demiştim' derdi herhalde. Ama herkesten ve her şeyden önce Sivaslı ve Çorumluların: 'Heyhaat! Neymişiz ne olmuşuz...' diye iç çekmeleri gerek.

Meğer bir zamanlar Çorum'da krallar yaşarmış. Eh, tebaa da fena yaşamıyordu

herhalde. Çorum ilimiz bir uygarlığın beşiği, Hitit başkentiymiş.

Meğer bir zamanlar krallar, bir zamanlar var olan gölünde yıkanmaya gelirlermiş Sivas'ın. Bu insanlar saraylar, tapınaklar, hatta kitaplıklar kurmuşlar, kâğıdın icadını beklemeden taşlara, tabletlere yazmışlar, 3 bin 500 yıl sonrasına ders olacak öğretiler, eşsiz sanat eserleri; görkemli, estetik bir mimari, bir kentleşme örneği bırakmışlar.

Hititlerin Hattuşaş'ta 3 bin 500 yıl sonrasına neler bıraktıkları belli. Sarissa'da bıraktıklar kültür mirası da ortaya çıkıyor işte, yavaş yavaş.

Acaba bugünkü Çorum uygarlığı neler, hangi izler bırakacak 3 bin 500 yıl sonraya? Hattuşaş'ta Kadeş Antlaşması yapılmış. Herhangi bir Çorum antlaşması falan geçecek mi acep tarihe?

Ya Sivas'tan geriye, 2000'li yılların 'kültür mirası' olarak ne kalacak 5 bin 500 yılına? Sarissa'yı yakanların toplumsal belleğini Madımak Oteli'ni yakarak korumaktan başka, gelecek kuşaklara parmak ısırtacak görkemli bir kitaplık, bir muhteşem camii, hiç olmazsa bira imal ediyorlar mı acaba?

Örneğin tarihi Hattuşaş kadar eski olmayan, İ.Ö. 753'te kurulan Roma'dan günümüz Roma'sına neler kaldığını bildiğimiz gibi, çağdaş Roma'dan da 2 bin 756 yılına neler kalacağı aşağı yukarı belli. Ne mimari, ne insani kültür aynı kültür olmasa da, pek utanılacak bir yanı da yok. Roma'da tarihin ilk antlaşması yapılmamış, ama Roma'da imzalanan antlaşmalar pek çok, sonuncusu dondurması kadar meşhur olup AB'nin temelini oluşturdu. Paris'in kuruluşu Hattuşaş'tan daha eski, 6 bin yıllık. Ama 3 bin 500 yıl önceki hali, Hattuşaş bir yana, Sarissa kadar bile bayındır değil. Kesinlikle söyleyebiliriz ki, günümüz Paris'inden 3 bin 500 yıl sonraya, öncesinden daha görkemli bir Paris kalacak, yıkılsa bile kalıntıları hayranlık uyandıracak. Özetle durum şu: Paris ezelden beri Paris, Roma da Roma. Öyleyse niye Hattuşaş Çorum'laşmış, Sarissa Sivas'laşmış dersiniz?

Hattuşaş Çorum'un merkezi değil, Boğazkale ilçesinde. Sarissa da Sivas'ın merkezi değil Başören köyünde... Yani kuruluş merkezi olarak biraz uzak kalmışlar, eski kent kültüründen nasiplerini alamamışlar diyebilirsiniz. Ya İstanbul? Tıpkı Paris ya da Roma gibi 2 bin 700 yıl önce Byzantion adıyla kurulan kentin tam ortasından başlayıp genişlemedi mi? İstanbul'un bırakın 3 bin yıllık geçmişinden, yalnızca 80 yıldan beri 'maruz kaldığı' mimari, estetik ve kültürel birikimden(!) ne kalacak 2 bin 700 yıl sonrasına?

Aynı toprakta doğmak, aynı kültürle beslenmek anlamına gelmiyor da, bizim toplum hangi kültürle besleniyor acaba? Einstein'ın evrensel izafiyetini anladık da, bizim ellerdeki bu zafiyet nasıl açıklanacak?

Dün dündür bugün bugündür, yarını olmayanlar için en uygun laf!