Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Yasus elias !

Radikal · 14 Eylül 2003

‘Ölüm kimi kez ceza, çoğu kez mükafat ; bazıları içinse lütuftur.’

Seneque

Bugün bana müsaade.

Yazın dünyası bir yazar, Yunanistan bir ozan, Türkiye bir dost, biz dostları bir büyük kardeş kaybettik.

Elias Petropulos’u uğurluyoruz bugün önce ateş, sonra su yolculuğuna. Son yolculuğuna.

Anadolu topraklarında yeşeren ve açtıkları çiçekleri yle birlikte köklerinden koparılıp Ege’nin ötesine sürülenlerin o güzelim şarkılarına, ünü dünyayı tutan Rebetika kitabında yeniden hayat vermişti Elias.

Sahte haydutların korkulu rüyası, ‘gibi’ yapanların baş belası, yiğit bir kabadayıydı Elias. Yunan dilinde yazan Yunanlıların en titizi, Yunan edebiyatının en bükülmez bileği, öfkesiydi.

Büyük haydutları sevdi. Büyük ve dürüst haydutları. Çapulcuları hiç affetmedi. Ve cuntaları ve cuntacıları. Uğrunda önce Almanlara, ardından Albaylara karşı dövüştüğü ülkesi Yunanistan’a; uğrunda yıllarca hapis yattığı, işkence gördüğü demokrasi nihayet geldikten sonra bile geri dönmedi. Çünkü ne ırkçılığa tahammülü vardı, ne de milliyetçiliğe.

Politikacılardan nefret etti. Aptallığı hiç affetmedi. Türk kahvesine el koymaya kalkışan yurttaşlarına karşı, ‘Türk Kahvesi’ kitabını yazdı. Talan edilen Osmanlı mezarlıklarına sahip çıktı, Türkçe kökenli kelimeleri Yunancaya mal etmeye kalkışanlara savaş açtı.

Yunan yemeklerini özlediğinde, Paris’teki Türk lokantalarına giderdi.

Son sözleri, ‘Öpücüklerin bilgisi, dil bilgisi kadar gerekli…’ oldu.

Vefakar yoldaşı, en büyük aşkı, sevgili eşi Mary’den son dileği ise, okşanmak.

Elias Petropulos’a kendisini bir daha uyanmamak üzere uyutacak olan altın vuruş, o yüksek dozda morfin demek olan kurtuluş, Mary kendisini okşarken vuruldu.

Ruhunu kimseye, hiç bir merciye teslim etmeyeceğini yazmıştı vasiyetinde.

Zaten ‘athe’ kayıtlıydı Yunanlı kimliğine. Üstelik daha 1975’de, nüfus memurunun yüreğine, gerçek bir haydut korkusu salarak yazdırmıştı böyle.

Tabutundaki haç ve herhangi bir dini hatırlatan tüm işaretler söküldü.

Lokuma bayılırdı. Bir lokum koydu Mary, sevdiği adamın artık yaşamayan ağzına.

Yakılmak istedi Elias. Ve külleri sulara karışsın ve hiç bir mezar taşına yazılmasın adı.

O ölümsüz adını, kitaplarına kazıdı ince uzun elleriyle.

Dostlarının belleğineyse, yakışıklı öfkesini.

Bugün bana müsaade.

Elias’ın acısını uğurluyorum.

_______________