Çevir kazı al papazı
Radikal · 20 Eylül 2003
Siz bu pazar sabahı, bu satırları okuduğunuz sırada, sizinle aynı ülke, aynı kentte yaşayan, ancak sizin nasıl yaşadığınızdan, ne düşünüp ne hissettiğinizden bırakın haberi, umuru bile olmayan bazı kişiler, Boğaz’a nazır evlerinden, villalarından çıktılar, varsa çocuklarını, yoksa köpeklerini, belki hanımlarını yanlarına alıp haftalık sağlık yürüyüşlerini yapıyorlar, deniz kıyısında. Denizi olmayan ama önemi olan kentlerde ise, orman vasfını henüz kaybetmemiş ve mangal kömürü tüketip çöp üreten, en önemlisi de manzarayı bozan gecekondu ahalisine karşı koruma altına alınmış temiz patikalarda, derin derin soluyarak yürüyorlar.
Çocuklar, hanımlar ve köpekler ya da köpekler, çocuklar ve hanımlar yanlarında ya, bazılarının dönüp bakmadıkları arkalarında, yaklaşık on metre geriden, adımlarını adımlarına uydurarak ve kara gözlükleriyle sağa sola tos bakışlar atarak ilerleyen korumaları da var.
Bu kişiler az sonra denizimsi ormanımsı bir kahvenin önünde duracaklar, korumalar kapıda kalacak ve onlar, hafif müzik ve kallavi bir kahvaltı eşliğinde pazar keyfi yapacaklar. Büyük ihtimal ve bir süre sonra, uykusu ya da tenis randevusu gelen çocuklar, mama saati gelen ya da rahat durmayan köpekler şoförle eve gönderilecekler. Ve onlar, şıkır şıkır denize ya da yeşil yeşil ormansı bahçelere karşı çaylarını bitirip, tabii ki Türk kahvesi değil, birer “expresso” söyleyecekler, arkalarına yaslanıp, “İşler iyi gidiyor yav!” diyecekler.
Önlerinde duran gazete tomarına henüz dokunmadılar. Ama o gazetelerde ne okuyacaklarını peşinen biliyorlar, çünkü kendileri yazdılar: “İşler iyi gidiyor”.
Expresso geldi bu arada, canları birer sigara istedi adamların. Kimisi, kanser korkusuyla karışık bir suçluluk duygusuyla, dayanamadı yaktı. Diğerleri uzun yaşamaya kararlı, dayandı, içmiyor. Ama hepsinin keyfi yerinde, hanım karşıda, çocuklar evde, korumalar kapıda, zaten evin alarmı da var, eh paralar da (tercihen yabancı) bankada, işler iyi gidiyor yav, hakkaten!
İşler öyle iyi gidiyor ki, yıllardır hiç birisi arabasının benzinini, evin ekmeğini, etini, sebzesini kendisi almadı, çoçuğun okul taksidini kendisi yatırmadı, pasaport sırasına girmedi, uçakların turistik sınıfına binmedi. Yıllardır şehirlerarası otobüslere binmediği için yolu Dolapdere’ye, Alibeyköy’e; arabasının bakımını kendisi yaptırmadığı için sanayii mahallesine düşmedi.
Cuma günleri, namaz çıkışlarında Eyüp kavşağından geçmemeye özen gösteriyor her birinin şoförü. Çünkü Çiftetelli’ye giden otoyol tıkanıyor. Bak yolun tıkandığını, şoförden duyuyor, dolayısıyla biliyorlar. Ama yolları hiç bir zaman Eyüp’ün, Kocamustafapaşa’nın içinden geçmiyor asla. Sokaklarda namaz kılanları, ne bir kez kendi gözleri gördü, ne hanımlarınınki. İyi ki. Çünkü o hanımlar, o sokaklardan, üstelik namaz zamanı geçseler, kafalarında saç, sırtlarında Dolce Gabana, ayaklarında Jourdan ya da Converse farketmez, kalmaz. Parçalarlar.
Ama işler iyi gidiyor bak, hükümetin Allah’ı var, zaten onlar da Sokullu Mehmet Paşa camiine hayatlarında bir kere bile gitmediler, dolayısıyla camiin Kur’an Kursunda kafalarını sallaya sallaya “eğitilen” ve Taliban kılıklı eğiticilerinden habersizler!
Allah’ı olan hükümet, İmam Hatip liselerini meslek okulu olmaktan çıkaracak, zaten başbakanı imam olan iktidar elbette üniversiteleri imanlı kadrolara teslim edecek, Türkiye’deki tüm eğitimi “vahyeyi pozitif bilimin üstünde tutan” din eksenine oturtacakmış. Eh, olur o kadar. Onların çocukları nasılsa ABD’de, Avrupa’da eğitim görecek, işler iyi gidiyor yav...