Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Edep, adap, recep

Radikal · 25 Eylül 2003

Gün geçmiyor ki, imamlık tahsil ve terbiyesi almış bir başbakandan feyz almayalım, AKP ampulüyle yaydığı ziya ile aydınlanmayalım, aziz okurlar. İşte dün de ampulünü yaktı, YÖK’e çevirdi ve bizleri üniversite rektörleri hakkında, üniversite rektörlerini de edep konusunda aydınlattı. Veciz vaazından anladığımız kadarıyla, rektörler hükümeti edebe sığmayacak biçimde eleştiriyorlarmış. Öğrendik ki başbakanın aldığı edep, onlara aynı dilde yanıt vermesini engelliyormuş. Ders aldık ki, rektör olmak, insanlara edep dışına, adap dışına çıkma yetkisi vermezmiş.

Vay canına.

Demek ki başbakanın yetkileri arasında, üniversite rektörlerine “edepsiz” diyebilmek de varmış... Acaba bu yetkiyi, hangi edepten, daha doğrusu nereden edindiği edepten almış?

Edep dediğiniz, terbiye. Terbiye ise eğitim. Türkiye’de verilen eğitimin en üst düzey yöneticileri olduklarına göre, üniversite rektörlerinin nerede nasıl ne terbiyesi aldıkları belli. Üniversite rektörlerini edep dışı ilan ettiğine göre, başbakanın başka bir edep, başka bir eğitim referansı var. Sakın imam hatip eğitimi olmasın?

Örneğin ben, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olmadan önce, çok edepli, pek terbiyeli bir gençlik fotoğrafını anımsıyorum: Afganlı İslamcı terörist Gülbiddin Hikmetyar’ın önünde ve huşu içinde el bağlayıp diz çöktüğü fotoğrafını. Acaba başbakana verilen edep, o demler Gülbiddin Hikmetyar Hoca’sından aldığı edep mi? Eğer öyleyse, üniversite hocası rektörlere “edepsiz” demesi doğal.

Çünkü onlar imam hatip terbiyesi almadıkları için, Gülbiddin Hikmetyar gibi “hoca”ların önünde diz çökmeyi bilmezler. Şimdi de imam başbakanın önünde diz çökmüyorlar tabii. Edep el bağlayıp diz çökmek, boyun kırıp “eyvallah” demek edep olunca, üniversite rektörleri de “edepsiz” oluyor tabii Recep’çe. Zaten bu rektörler, sağ ellerini sol göğse koyup baş eğerek “eyvallah” demeyi de bilmezler. Oysa imam başbakanlık edebi ya da raconu böyle. Üniversite rektörleri bırakın öyle edebi, ne Kasımpaşa raconunu bilirler, ne külhanbey terbiyesi. Mahalle kabadayılığı adabından bile habersizdirler. Bunca racon, edep, adap yoksunu olana nasıl hem rektör denir, hem hoca?

Türkiye, imamlara şeyhlere “hoca” diyen politikacılara alışık. Laik CHP lideri Deniz Baykal’ın bile feyz aldığı böyle bir hocası, “oğul” nasihatını duvarına astığı Şeyh Edebali’si olduktan sonra...

Elbette değiştirir bu imam hatipli hükümet, YÖK’ü. Türkiye’nin hükümeti artık imam hatipli. Eskileri az mı tarikatçıydı? Binlerce Kur’an kursunu, mimam hatip okulunu kimler açtı? Elbette üniversite rektörleri de imam hatipli olacak artık. TÜSİAD’ın imam hatipli halefi MÜSİAD olduğu gibi, YÖK de olacak MÖK: Mümin Öğretim Kurumu, elbet.

Başbakan kararlı. YÖK tasarısıyla ilgili olarak, “Biz bir şeye söz verdik ve sözümüzde duracağız,” diyor. Oysa üniversitenin ta kendisi, rektörler ve öğretim üyeleri bu tasarıya karşı. Demek ki söz, onlara verilmedi. İster istemez kuşkulanıyor insan, Türkiye’deki üniversite “hoca”larının istemediği değişiklik sözü, kimlere verildi?

Mısır’daki El Ezher “hoca”larına mı? Yoksa Riyad ya da İslamabad üniversitesi rektörlerine mi?

Belki de Türkiye’deki imam hatiplere, hocalarına, hacılarına, düpedüz camiilerde, tercihen cuma namazlarında vaaz olarak verilmiştir...

Değiştirilmek istenen eğitim kurumunun başlıca yöneticilerine karşı değişikliği zorla yapmak inadı, bilmem demokratik edep ve adaba nasıl sığar? Sığsa sığsa, imam edep ve hatip adabına sığar kuşkusuz.

O da başbakanda var, bakanda var. Hükümet tepeden tırnağa edep, iktidar adap.

--------------------------

Örneğin CHP lideri Deniz Baykal’ın da