Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

İki mektup,iki Türkiye

Radikal · 1 Ekim 2003

İki mektup aynı anda düştü e-posta kutuma. Birincisi bir imam-hatipliden, ikincisi bir TSK mensubundan geliyor. Birincisi korkak, adını vermemiş.

İkincisi cesur, rütbesiyle, adresiyle vermiş, 'Sizde saklı kalsın' bile dememiş. Kimliğini yine de kendime saklayacağım. Türkiye'de karşı karşıya getirilmeye çalışılan ve aslında ikisi de toplumun tabanını oluşturan sınıflar arasındaki gerek ifade, gerekse ifade edilmek istenen düşünce farkını ortaya koyan bu karşılaştırmayı ilginç buluyorum.

Türkiye'de yalnız ekonomik değil, kültür uçurumları var insanlar arasında. Hangisinin tepede, hangisinin dipte olduğu yorumunu size bırakarak, bugün birinci örneği yayımlıyorum:

"Dikkat! Bu satırların yazarı bir İMAM-HATİP'tir. Korkma! Sana burada küfredecek değilim. Ben o işi çoktan gördüm çünkü.

Ne bekliyosunuz bizden? Bunu bilmek hakkımız diye düşünüyorum. Sen tut benim en sevdiğim gazetelerden birinin önemli bir sayfasının köşelerinden birini işgal et ve oradan bana küfürler savur ben de 'oh! Ne güzel yazmış eline sağlık mı diyeyim? Kusura bakma bunu yapamicam. Eeeee ne de olsa imam hatipliyim değil mi? Başbakan da öyle değil mi zaten. Bu gerçeği bir de ben söyleyim de, sen de bi kere daha kudur.

hangi imam, hangi hatip neyi zorla değiştirmeye çalışmış da, birilerine imam edebi, hatip adabına çirkin yakıştırmalar yapma cür'etini vermiştir. Evet mine cevap ver. Hangi imam tanıyosun ki sana böyle bir yazı yazma cesaretini verdi o densiz imam hatip. Aaaah cevabı ne kadar zor sualler (sen şimdi anlamazsın pardon sorular) sordum. İnan cevabını ben de bilmiyorum.

Üslubum hoşuna gitmemiş olabilir ama ne çare senin ki de benim hiç hazzetmediğim bir üslup. Senden bi ricam olacak; lütfen (bak lütfen dedim sakın emir telakki etme) şu tanıdığın ve seni böyle salya sümük bir yazı kaleme almaya iten imam hatiplilerin isimlerini gazetedeki sütununda arz-ı endam ettir de kamuoyu bilgilensin, bilinçlensin, onlara karşı gereken önlemi alsın.

Amacın ne bilmiyorum belki de çok iyi biliyorum. Ama bunun ne önemi var, aracın berbat. Bak bacım! (pardon bu söz seni incitebilir, kim bir imamla kardeş olmayı ister ki dimi, hele birde senin gibi bir ????? hemen düzeltiyorum) bak canım! Bir bayana hiç yakışmayan laflar etmişin. şimdi sen bu sözümden imamların kadın erkek ayrımı yaptığını filan çıkartırsın. Aman bana ne yaa istediğin gibi anla.

Bu yazıyı yazmamdaki ulvi ve nihai amaç seni haklı çıkarmaktır. İmam hatiplere yakıştırdığın edepsizliği, adapsızlığı benim şahsımda artık örneklendirebilirsin. Ancak senin yazın benimkinden zaman bakımından önce olduğu için bir özür borçlusun. Ama bundan böyle yazacakların için serbestsin. Neyse sen gene de haddini bil de beni yorma. Parmaklarıma yazık oluyo ben senin gibi yazdıklarım için para da almıyorum zaten. Üstüne üstlük para ödüyorum. Bak yazdıkça sana olan öfkem de geçiyor. Şımarma sakın!

Senin bir akl-ı evvel olduğunu nihayet aklıma getirebildim. Daha fazla yazamicam by byeee..."

Tartışma özürlü, gerekçe, ifade ve dil bilgisi yoksulu bu zavallı satırlar, beni kızdırmayı bile başaramadı.

Mektubun ortasındaki 'arz-endam ettir'le, sonundaki bitirim 'by byeee' arasında sıkışarak, Türkiye'de yaygınlaşan yamama alt kültür örneklerinden birini oluşturan bu okurun, Radikal gazetesini 'en sevmesi', ayrıca düşündürücü...

Ben şahsen düşünüyorum artık, Radikal böylesi okurlara ne veriyor ki pek seviyorlar, diye.

İkinci mektup ve karşılaştırmanın bilançosu, cumaya