Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Rus hıyarı ve türk politikası

Radikal · 5 Ekim 2003

Yeni yasama dönemine başlayan TBMM’nin lokantası da yeni besleme dönemine, baştan aşağı yenilerek girmiş, basından öğrendik. Bazı milletvekillerinin isteği üzerine lokanta mönüsünde de bazı değişiklikler yapılmış ve örneğin, mönüdeki Rus Salatası çıkarılarak, yerine Amerikan Salatası, yazılmış. TBMM garsonları, her iki salatanın da aynı (yani Rus) kaldığını, vekillerin tepkisi nedeniyle isim değişikliğine gidildiğini ifade etmişler...

Bu haber sizin için ne ifade ediyor bilmiyorum, çünkü Türkiye’de toplumsal bellek kısa, her kuşak yeniden keşfeder Amerika’yı, ama tarih meraklıları bilir ki... Lokanta mönülerindeki ideolojik değişiklikler, ülkenin siyasal rotasını çizer.

Rus Salata’sının Amerikan Salatası’na TBMM dönüşümü, dünkü Milliyet’te Melih Aşık’ın köşesinde “Irak’a asker tezkeresinin kabul edileceği”ne yorumlandı, Cumhuriyet’te ise Ali Sirmen Türkiye’deki siyasal salata tarihimize şiirsel bir ışık tuttu. Bendeniz Türkiye’nin kaderini değiştiren ilk salata rotasına yetişemedim, henüz doğmamıştım. Herhalde günümüz TBMM’sindeki bazı milletvekilleri de doğmamışlardı: Rus Salatası, ülkemizde ilk kez 1946 yılında Amerikan Salatası olarak yeniden doğmuş meğerse. Ben kendisini ilk kez, Rus olarak tanıdım: 27 mayıs 1960’dan sonra Rusluğa rücu etmişti, 12 mart 1970’ten öteye tekrar Amerikan Salatası’na dönüştü, 1985’ten öteye yine Rus Salatası kökenine kavuştu. Ancak zavallı salatanın kültürel kimlik hakları 2003 yılında, yeniden ve üstelik Türkiye’yi AB’ye taşımaya kararlı bir TBMM’nin bazı mensupları tarafından çiğneniyor. Nerede kaldı Kopenhag kriterleri, ne olacak salataların kültürel kimlikleri, Rus Salatasının ezelden ebede Rus’um demeye hakkı olmayacak mı?

Yoksa Rus Salatası, aslında Amerika dağlarında yetişen bir salatadır mı, denilmek isteniyor?

Yanlış efendiler, yanlış! Salatanın Rus’u var, Amerikan’ı var. İkisi arasındaki tek benzerlik, ufak ufak doğranmak. Ya da doğramak. Amerikan salatasında, pirinç var, mısır taneleri var, kırmızı dolmalık biber ve bazen kuru barbunya fasulyesi, bazen de ton balığıyla karıştırıyorlar.

Oysa patates, havuç, bezelye gibi sebzelerin mayonezle harcı demek olan Rus Salatası’nda hem ötekiler yok, hem de olmazsa olmaz bir malzeme daha var: Hıyar!

Hem de Rus usulü, bizim ağız tadımıza en uygunundan turşu hıyar. Zaten milletçe, Amerikan Salatası’ndan çok Rus Salatası’na düşkün olmamız ve ideolojik değişikliğin göbeğine oturtmamız, bu hıyar turşusu yüzünden.

Hıyara meraklıyız vesselam, ya da hıyarlığa.

Salatadaki Rus kimliği kimisini rahatsız mı ediyor?

Yeme kardeşim. Sil mönüden. Ama Amerikan da deme. Tüm dünya Rus diyor, Rus biliyor çünkü, riski var: Türkiye’de ideolojik mönü değişikliklerini anlamak kolay, ama git ABD’ye, gel Avrupa’ya da Amerikan Salatası ısmarla bakalım, sana o haşlanmış pirinçle mısırları yuttururlar.

Aslında Türkiye’nin ne siyasal rotası değişti yarım yüzyıldır, ne ideolojik mönüsü, sevgili okurlar.

Çünkü kafa, aynı kafa. Yarım yüzyıldır oturduğu kucağı bazen unutuyor, bazen hatırlıyor. Hatırladığı zaman dönüp, yalakalık yapıyor. Rus Salatası, oluyor size Amerikan...

Umumi Hela Vergisinin mucidi Vespasianus, yalnız “paranın kokusu yoktur”un değil, “imparatora ayakta ölmek yakışır” sözünün de sahibidir: Dacet imperatorem stantem mori...

Kucağına oturduğu imparatorluk adına ideolojik salata üreten zihniyet nasıl ölür acaba?

Asker karşılığı kredinin kokusu var mıdır? Kan kokusu mesela...

----------------------------------------