Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Onları öldürdüler

Radikal · 18 Ekim 2003

Yukarıdaki başlık dünkü Milliyet’in manşetiydi. KAMER başkanı Nebahat Akkoç, Güneydoğu Anadolu’da Kadın Merkezlerine başvuran kadınlarla yapılan 5100 görüşmenin sonucunda, özelinde Batman, genelinde tüm bölgede görülen intihar vakalarının, intihar süsü verilen namus cinayetleri olabileceğini belirtmiş. Doğrudur. Dünya istatistiklerinde, psikolojik dengesizlik nedeniyle intihar edenlerin oranı çok düşüktür. İntiharların büyük çoğunluğunu, kişi ya da olayların yol açtığı “teşvik” mekanizması oluşturur. Belli bir bölgede yüksek oranlı intihar, en azından baskıyla yönlendirme, bazen de düpedüz öldürüp intihar süsü vermekle mümkündür.

Diyarbakır, Kızıltepe, Batman ve Bingöl’deki kadın merkezlerinin kurucusu olan Nebahat Akkoç, herşeyden önce takdir edilmesi gereken örnek bir çalışmayla, çok önemli gerçeklere dikkat çekiyor. İntihar olaylarının kiminde, aile ya da aşiret üyelerinin “namus kiri” gerekçesiyle ölüme mahkum ettikleri kıza ya da kadına, “Seni biz öldüreceğimize intihar et!” baskısı yaptığı, kiminde ise muhkumun doğrudan öldürülüp “intihar etti” denilme olasılığı yüksek. KAMER’e başvuran 1800 kadının maruz kaldığı şiddet istatistikleri ise başlıbaşına tüyler ürpertici: Mağdurlardan % 99’u psikolojik, 57’si fiziksel, 8’i tecavüz, 74’ü sözlü taciz, 46,9’u cinsel taciz ve...Yüzde 19’u ENSEST ilişki kurbanı.

Nebahat Akkoç, aile meclislerinin aldığı ölüm kararlarının 3 ila 5 ay içinde infaz edildiğini belirterek, “mahkumu” bu süre içinde kurtarmaya yönelik müdahalelerde, KADER’in Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan yardım isteyeceğini açıklamış ve: “Çünkü infaz kararları, bir takım yerel dini otoritelere danıştıktan sonra uygulanıyor,” demiş.

İşte burada durup, düşünün, sayın okurlar. Demek ki kızlarını ve kadınlarını namus kirletti diye ölüme mahkum eden bu aile ve aşiretler, korkunç kararlarını infaz etmeden önce bir hacıya, hocaya, tarikat şeyhine falan danışıyor, cumhuriyet yasalarını hiçe sayıyor, ama dini bir meşruiyet arıyorlar. Demek ki dindarlar. Ama bu dindarlıkları, kendi saflarından her yüz erkekten yarısından fazlasının kadın kız dövmesine, yarıya yakınının sarkıntılık etmesine, her yüz babadan ya da ağabeyden on dokuzunun kendi kızı ya da kız kardeşinin ırzına geçmesine engel olmuyor!

Öldürmeye gelince, hacıdan hocadan, şeyhten şıhtan ulvi “cevaz” alıyorlar. Din bir otoritenin kendilerine “Öldürün, bu cinayet günah değildir,” demesine ihtiyaçları var. Ama kızlarının kardeşlerinin ırzına geçmek, komşusunun karısına kızına tecavüz etmek, dövmek, sövmek için böyle bir cevaz almak ihtiyacı duymuyorlar. Acaba niye? Nasıl oluyor da içleri rahat ediyor, günah işlemiş olmaktan yana kaygıları yok?

Kimi töre cinayetlerinde, oğlan bekar kız bekar, gayrı meşru ilişki yaşamışlar, ikisinin de öldürüldüğünü, yani cezalandırıldığını biliyoruz. Evli olup başka kadınla ilişki kuran erkeğin de “günahkar” kadınla birlikte infaz edildiğini gördük. Ama kızının ya da kız kardeşinin ırzına geçen bir baba ya da ağabeyin infaz edildiğini hiç duymadık! Oysa 1800 denekli bir araştırmada, yüzde on dokuz ensest vakası, dehşet verici bir orandır.

Baba kız ya da kardeşler arası cinsel ilişki demek olan ensest, tüm din ve toplumlarda yasaklı olmasına karşın, ister dini olsun ister laik, hiç bir toplumsal düzende tam anlamıyla engellenemeyen bir günah ya da suç. Ancak ırz suçları arasında yüzde on dukuzluk bir oran, başka hiç bir yerde yok!

Acaba kadınların erkeklerle eşit ve aynı haklara sahip olduğu bir dini ya da laik toplum organizasyonunda ensest böylesine yaygınlaşabilir miydi? Bu konuyu irdelemeye devam edeceğim.