Sakalım olsa
Radikal · 7 Kasım 2003
Keşke sakalım olsa! Sakalım olsa, köşelerinde Amerikan tıraşı yapan ve nedense hepsi de erkek meslektaşların karşısına geçip sıvazlayacağım. Sıvazlarken de soracağım kendilerine: "N'aber sayın stratejler? Kim haklıymış Irak'ta? Ne zaman özür dilemeyi düşünüyorsunuz, fos çıkan öngörüleriniz için? Hani nerede sizin silindir Amerika? Hani Irak'ı dümdüz ettikten sonra Türkiye'den tezkere hesabı soracaktı? Kim alıp veriyor şimdi hesabı? Kimmiş bakiim, hiçbir gücün karşı koyamayacağı dünya patronu? Irak'ta kim kazanıyor, kim kaybediyor savaşı? Ne zaman teşekkür edeceksiniz Türkiye'yi bu belaya bulaşmaktan alıkoyanlara?"
Hiç bu kadar eksikliğini duymamıştım, sevgili okurlar, KÖSE ZEKÂ'lara karşı sıvazlanacak bir sakalın... Adamlar nato kafa, nato mermer, daha doğrusu berber: Sakalları var, ama köse beyinleri içte ve dışta, her konuya Amerikan tıraşı kesiyor. Ve her tıraşta çuvallıyorlar. İkinci tezkerenin reddi Türkiye'ye prestij kaybettirecek dediler, Türkiye prestij kazandı. Prestij kaybını, asıl üçüncü tezkerenin kabulüyle sağladılar: ABD istiyor diye göndermeye kalktıkları asker, ellerinde kaldı. Üstelik her defasında, suyuna girdikleri ve suyunda gittikleri ABD yalancı çıkardı hepsini. Her defasında, ABD yarım bıraktırdı başladıkları tıraşı. Bunlardaki Amerikan tıraşı merakı, bizzat Amerikalılarda bile yok. En vatansever Amerikalıdan bile daha Amerikancı bu berberler!
Örneğin eski ABD Büyükelçisi Joseph Wilson'dan daha ABD'ci sayılırlar... O Joseph Wilson ki, karısı CIA ajanı ve bizim köse zekâların tersine, vatanseverliğini George W. Bush'un dünyaya söylediği yalanları ortaya dökerek gösterdi ve ABD'nin Irak politikasındaki hezimetini başlatan adam!
Türkiye ve dünya basını Joseph Wilson'ı iki kez haber yaptı. Birincisi 1991 yılında, Saddam'ın 'Amerikalıları saklayanları asacağız,' tehdidine karşı gazetecilerin karşısına kravat yerine taktığı ipten ilmikle çıkan ve 150 Amerikalıyı Kuveyt Büyükelçiliği'nde saklayan diplomattı. İkincisi, geçen temmuz ayında, New York Times gazetesine yazdığı makale ile gündeme geldi. Bu makalede Wilson, Bush'un "Saddam'ın elinde nükleer silah var, 2002 yılında Nijerya'dan uranyum satın aldı," tezini yalanlıyordu.
'Neocon' diye anılan Beyaz Saray'lı şahinler öyle kızdılar ki Wilson'a, karısının CIA ajanı olduğunu 'ifşa' etmekten çekinmediler basına.
Oysa bir CIA ajanını ifşa, yani 'outing', ABD'de 'federal suç' sayılıyor. Hem CIA küplere bindi bu ifşa dolayısıyla, hem de Joseph Wilson korkutulamadı Bush ekibi tarafından, 'neocon'lara veryansın gidiyor. Bugünlerde Fransa'da olan Wilson, kusursuz Fransızcasıyla gazetelere demeç üstüne demeç veriyor, casus olduğunu başından beri bildiği karısı Valerie Plame'i savunmakla kalmayıp, kendisini yıldıramayan George W. Bush takımı hakkında 'cami duvarına işediler' anlamına gelen, 'They messed with the fucking wrong gus!' diyor açıkça. Deyimde cami duvarı görevini üstlenen, kendisi.
Eski büyükelçi ve Clinton'ın danışmanı Wilson'ın gelecek ABD seçimlerinde başkan adayı, Demokrat John Kerry. Massachusett senatörü Kerry, rastgele bir aday değil. Vietnam gazisi olarak, henüz 25 yaşındayken Senato'ya çıkıp savaşa karşı nutuk çekmek cesaretini gösteren biri. Eski büyükelçi Wilson, seçilebilir dediği Kerry hakkında: "Biraz öfkelenmesi gerek, kızdırmak için çalışıyoruz!" diyor. Umarız seçilir, çünkü dünyanın gerçekten savaşı bilen ve savaşa karşı bir ABD başkanına ihtiyacı var. Yoksa halimiz harap. Neyse ki ABD'de, bizim Amerikan tıraşçılar kadar yurtsever olmayan Amerikalılar da var.