Katil uşak mı, yoksa muhiddin mi?
Radikal · 16 Kasım 2003
Eğer insanı hayvandan ayıran en önemli özellik, doğarken sahip olunan içgüdüsel bilgi değil de yaşarken edinilen bilgi birikimiyse, uygarlık diyebileceğimiz insana özel yeteneğin uç noktası sanattır. Sanatı ise kendisini başkasının yerine koyabilen, başkası olabilen insanlar yaratır, dolayısıyla sanatın orta direği, tiyatrodur. Ve ben bugün size, nedense tüm sanatlarda genel bir gerileme gösteren Türkiye’de, evrenselleşmeyi başaran tiyatroculardan ve bir tiyatro gurubu, Açık Tiyatro’dan söz edecektim. Diyecektim ki size, halen İstanbul’da iki oyun var mutlaka görülmesi gereken, ben gördüm, siz de kaçırmayın: Akatlar Kültür Merkezi’nde “Katil Uşak” ve Beyoğlu Maya Sahnesi’nde “Muhiddin’le Geçen şen Günlerim”.
Kararlıydım, bu pazar politikokriminel ya da psipatolojik teşhislerimle korkutmayacak, filoterapötik arayışlarımla canınızı sıkmayacaktım. Size Katil Uşak’ta Lale Mansur’un oyunculuk olgunluğunda vardığı heyecan verici üstünlükten, Yeşim Büber’in sahnede estirdiği taptaze rüzgardan söz edecek, Şakir Gürzümar’ın yönetim deneyiminde vardığı doruk noktasını, Ali Cem Köroğlu’nun olağanüstünü sadelikle yaratan sahne tasarımını övecektim. Ve tabii, Katil Uşak’ı yazıp, Muhiddin’le bize geçirttiği şen günleri ise hem yazıp, hem oynayan, bence çağdaş Türk tiyatrosunun son dehası Kubilay Tunçer’i anlatacaktım size; yönetmen Mehmet Ergen sayesinde zaptırapta alınan trajikomik haliyle...
Derken, İstanbul’da kendilerini politikokriminel sanan, aslında tanrı delisi fanatik psikopatlardan oluşan karanlık orduların iki saldırısı onlarca can aldı, yüzlerce insanı canlarında ve ruhlarında yaraladı. Kanlı haberi aldığımda, korkuyla ürperdim, çünkü kendimden korktum. Kendimden korktum, çünkü 1 Kasım günü TÜYAP Kitap Fuarında, Karadeniz salonunu dolduran okurlarıma, bunun böyle olacağını söylemiştim ben; evet, söylemiştim! Dinleyenlerin de bugün, sözlerimi anımsadıklarına eminim: “Türkiye AKP iktidarıyla başa çıkar, ancak dinci çevreler AKP’yi ılımlı buluyor. Bu ülkede Hizbullah’ın öldürdüğü 60 ceset bulundu, hapiste 120 Hizbullahçı var. İBDA-C de bitmedi, benzerleri de. Kendilerine yakın gördükleri hükümeti, ne yapacak diye rahat bıraktılar şimdiye kadar. Ama İslami radikalleşmeyi yeterli bulmadıklarında, Türkiye’yi yeni bir terör dalgasına savurmalarından korkuyorum!” demiştim. Salondaki bir okur, sözlerimi destekleyen bir bilgi verdi. Hizbullah, 1990’lı yıllarda Güney Doğu’da, yalnız 100 bin nüfuslu bir ilçede 400 küsur kişiyi öldürmüştü.... Bu katil orduları, elbette buharlaşıp uçmamışlardı bugüne kadar. Bir yerlerde, bir şeyleri bekliyorlardı.
Hizbullah, İBDA-C gibi guruplar, PKK’ya karşı bizim devlet, bizim hükümetlerimiz tarafından yaratıldı, ya da en azından desteklendi. Dr. Frankeistein’ın can verdiği canavar, ABD’nin yaratığı Talibanlar gibi, şimdi o gruplar devlete ve hükümete karşı, Türkiye’yi kana buluyorlar, istikrarsızlığa sürüklemek için harekete geçtiler. Bu grupların, El Kaide’de aradıkları uluslararası kaynak, ideoloji ve lojistik desteği buldukları gün gibi açık tabii...
Düşünüyorum da, bu teröristlerin mümin/katil fanatizmi, Katil Uşak’ta Lale Mansur’un Melek ve Süheyla rollerinde oynadığı melek/şeytan arası kişilik bölünmesinden farklı değil aslında. Kimliğini ikizleyerek Melek ve Süheyla’ya bölünen ruh hastası (Lale Mansur), ikizinden birine, birine değilse ötekine zarar vereceğine inandığı “milletvekili”ni iç rahatlığıyla öldürüyor, üstelik doktor/avukat Yeşim Büber’i, yani toplumun yerleşik değerlerini, suya götürüp susuz getirdiğine emin. Din fanatiği katiller de Allah inancıyla ikiye bölünmüş deliler değiller mi? Bir yandan karınca ezmeyi günah sayıp, öte yandan sevap diye insan öldürmüyorlar mı? Allah’ın kendilerine katillikten cennetlik biçtiğine inanmaları başlı başına bir delilik değil mi?
Peki ama ya bu katiller aslında birer Muhiddin’se? Önemsizliğini, ezilmişliğini ve cehaletini kendisine önemli roller uydurup, sonuçta nefret ettiği insanlığa ait değerleri yakarak unutmaya çalışan Muhiddin gerçekten farklı mı; kendisine Allah’ın celladı payesiyle cennet biçen bu sakat beyinler?
----------------------------------------------------------