Yalnız sipahi
Radikal · 23 Kasım 2003
Fransa’ya sık sık ticari “çıkarma” yapan, yani mal satmaya gelen Türklerin en büyük hayali, Paris’e bir Türk’ün heykelini dikmektir. Bu hayali, Fransa’yı donatan Ermeni anıtları yaratmış, son olarak da Paris’in ortasına dikilen Ermeni müzisyen Komitas’ın heykeli “ihtiyaç” haline getirmiştir. Ancak Paris’in göbeğine Türk heykeli deyince, akıllarına yalnızca Atatürk gelir, geçen haftaki Paris çıkarmasının kahramanları İTO’cular ise iyice uçarak, denize kıyısı bile olmayan başkente Barbaros Hayreddin Paşa heykeli önermiş, Fransız makamlarına da iletmişlerdir. Söz konusu makamlar, öneriyi Ankara havasıyla mı karşıladılar, yoksa Konya kaşıklarıyla mı, bilmiyorum.
Ama Paris’e bir gün, hem de Fransızlar tarafından heykeli dikilecek Türk’ü biliyorum: GÖKŞİN SİPAHİOĞLU. Dünya basın fotoğrafçılığının bu yaşayan efsanesinin adı, Fransız devletinin en büyük nişanı Legion d’Honneur tarihine zaten ünvan olarak çoktan yazıldı: Şövalye. Bu nişan derecesine layık görülen ve madalyası resmi devlet töreniyle Elysee sarayında cumhurbaşkanının eliyle takılan iki Türk’ten biri o. Diğeri, Yaşar Kemal.
Fransız basını Gökşin Sipahioğlu’nu iki lakapla anar hep: Grand Turc (Büyük Türk) ve Mr.Sipa. Büyük Türk’lüğü hem evrensel başarısı, hem de basketçi boyu posuyla hak eden Gökşin; Mr. Sipa’lığı dünyanın üç büyük fotoğraf ajansından birinin kurucusu olmakla kazanmıştır.
Sipa Press’in otuzuncu kuruluş yıldönümü dolayısıyle Gökşin Sipahioğlu’na, tarihinde hiç bir Türk’e nasip olmayan bir övgü seliyle alkış tutan dünya basını, bugünlerde Büyük Türk’ü yeniden, ama bu kez buruk bir saygıyla anıyor. AFP ajansının verdiği haberin yarattığı heyecanı Le Monde başlattı, diğerleri izliyor, dün Liberation tam sayfa ayırmıştı yine Gökşin’e, ama kreşendoya yılbaşında ulaşılacak, haber fotoğrafçılığının “yalnız sipahisi”ne asıl saygı fırtınası o zaman kopacak. Çünkü Gökşin Sipahioğlu, 2004 başında Sipa Press’ten ayrılıyor. Liberation gazetesinin manşeti, “ Oğlu’suz Sipa”ydı. Aslında tersi olmalıydı. Çünkü Sipa’nın babası Gökşin. Ve kendileri için bir tapınak olan ajansın ünlü fotoğrafçıları, çalışanları öksüz kaldıklarını biliyorlar, dünyanın dört bir yanından sevgi, minnet, hatta “yanındayız, gel dediğin an gelmeye hazırız” türünden destek mesajları yağdırıyorlar “baba”larına. Çünkü Gökşin, kendi isteğiyle ayrılmıyor Sipa’dan. Ayrılamazdı. Sipa’nın yeni sahibi Fransız şirketi Sud Communication’la anlaşamadı.
1970’li yıllarda A takımı diye anılan üç büyükler, Sipa, Sygma ve Gamma ajansları arasında haber fotoğrafçılığının geçirdiği ekonomik krize en uzun süre direnen Sipa oldu. Sygma, Bill Gates’in Corbis’ine, Gamma Hachette-Filipacchi’ye satılırken, Gökşin Sipahioğlu önce kendisine gelen Corbis’in önerdiği 22 milyon doları, ardından Reuters’in teklifini elinin tersiyle itti. Ancak nümerik fotoğrafın gerektirdiği devasa yatırım, AP, AFP ve Reuters gibi haber ajanslarının fotoğraf rekabeti onu da yendi sonunda ve göz bebeği ajansını, salt yönetimde, başında kalabileceği umuduyla çok daha ucuza bir Fransız şirketine sattı.
Böyle uluslararası bir ajansın başında bir Türk’ün, üstelik Fransız basınının hayretle karışık bir saygıyla Gökşin’den her söz edişte anımsattığı gibi “Türk yurttaşlığını asla bırakmamış, hatta çifte vatandaşlık bile istememiş” bizden birinin bulunması Türkiye açısından önemliydi. İstanbul’daki İslamcı terör katliamları, Gökşin’in Türk gazetelerinde görüp satın aldığı ve Sipa’nın dağıttığı fotoğraflarla yansıdı dünya basınına. Büyük Türk, giderayak genç bir Türk fotoğrafçısını lanse etti evrensel çapta: Alp Sime’nin Milliyet’te yayımlanan o müthiş fotoğrafı, bu hafta Paris Match’ın göbek sayfası. Çoşkun Aral, Reza, Abbas, Delahaye, Apesteguy da Gökşin’in çocuklarıdırlar. Bugün France Soir’ın yazı işleri müdürü François Mattei de ilk röportajını onun sayesinde gerçekleştirmişti. Genç ellerinden tutacak bir el, bir destek arayan fotoğrafçılar artık Gökşin’siz başarmak zorundalar.
Ama ardında 30 milyon fotoğraflık bir arşivi ve ekonomik sıkıntıdaki üç büyüğün arasında yine de en iyi durumda Sipa’yı bırakan Gökşin Sipahioğlu için hayat yeniden başlıyor. 76 yaşındaki bu “fotoğraf delikanlı”sı, mesleğe yeniden başlamaya kararlı. İlk iş teklifi geldi bile: Irak’a gidiyor. Ajans sahibi değil, fotoğrafçı olarak röportaj yapmaya hem de.
Şeytan tüyü vardır onda. Estetikli Saddam’ı bulur mu, bulur size. Bir zamanlar Küba krizi, salt o orada diye patlamıştı. Arnavutluk’a, Çin Halk Cumhuriyeti’ne ilk kim girdi? Tabii ki bizimki.
Ne yapar eder, Irak’ta da bir “haber” bombası patlatır. Eminim.
--------------------------------