Terör dinci de, ya terörcü neci?
Radikal · 5 Aralık 2003
Başbakan Tayyip Erdoğan, uzun süre gevelediği 'şeyi' sonunda ağzından çıkardı, evirip çevirip iyice inceledikten sonra 'neyi'ni açıkladı.
Günlerdir onun ağzına bakan ve gevelediğinin çetin ceviz mi, yoksa mercimek taşı mı olduğunu anlamaya çalışan bizler de öğrendik: Bildiğimiz 'bakla' olup, Türkiye'yi vuran dinci terör ya da terör dinciymiş, meğer! Bak Allah'ı var, şahidim, Başbakan Tayyip Erdoğan 'dinci'
lafından oldum olası nefret eder, artık içim rahat, kendisi bu tanımlamayla teröre, elbette kendi ölçülerinde en ağır darbeyi vurmuş sayılmalıdır. Çünkü... Sayın Başbakan'la aramda, henüz başbakan olmadan önce avukatı aracılığıyla 'dinci'lik babında bir 'fikir teatisi' yaşanmıştır.
20 Şubat 2002 günü, naçiz yazarınız R. Tayyip Erdoğan vekili avukat Hayati Yazıcı'dan kelimesi kelimesine şöyle bir e-posta mesajı alır:
"Sayın Mine G.Kırıkkanat,
Radikal gazetesindeki köşenizde 20.02.2002 günlü 'Allahlıklarımız' başlıklı yazınızda, sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'la ilgili olarak 'Dinci Tayyip ERDOĞAN...' demektesiniz. Bilindiği gibi kelimelerin sonuna gelen 'cı' takıları, o işin ticareti anlamına gelir. Ekmekçi, oduncu, kömürcü gibi. Dolayısıyla siz çok Recep Tayyip Erdoğan'a büyük haksızlık yapmakta, hakaret etmektesiniz. Eleştiri hakkını kullanırken, küçültücü, hakaret içerikli kelimeler dışında amacı ifade etmeye yarayacak pek çok sözcük bulunmaktadır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a kişisel olmasa da, AK Parti Genel Başkanı olarak, kibarca davranmak suretiyle görüş ve eleştirilerinizi ifade edebilecek sözcüklerle donanımlı olduğunuz kanısındayım. 5680 sayılı yasanın 19'uncu maddesi gereği köşenizde yer vermenizi saygıyla rica ederim."
Bu nazik mesajdaki "çok Recep Tayyip Erdoğan'a büyük haksızlık" ifadesinden, her şeye rağmen "Recep Tayyip Erdoğan'a çok büyük haksızlık" sonucunu çıkaran naçiz yazarınız ise, aynı gün saat farkıyla kelimesi kelimesine aşağıdaki yanıtı e-postalar:
"Sayın Av. Hayati Yazıcı,
'Allahlıklarımız' başlıklı yazıda, 'dinci' sözcüğüyle sayın Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiğim görüşünüze kesinlikle katılmıyorum. Eğer hakaretamiz bir davranış gözlediyseniz, hukuki yollar açıktır. Eğer mantığınız doğru olsaydı, 'politikacı', 'iktisatçı', 'yabancı', 'İslamcı',
'gazeteci', hatta sayın beyefendi, zatialiniz için de kullanılan 'hukukçu' sözcüklerinin hakaret telakki edilmesi gerekirdi ki, böyle olmadığı tarafınızın da malumudur. Ben gazeteci olarak gazete yapımına katkıda bulunuyorum, ama satmıyorum. Siz hukukçu olarak hukukla iştigal ediyorsunuz, ama hukuk ticareti yapmıyorsunuz sanırım. Bilgisayarcı denildiğinde bilgisayar satan değil, bilgisayar bilimine haiz kişiler kastedilir. 'Yabancı' da bildiğiniz gibi 'yaban' ticareti yapan kişiler değildir.
Sayın dinci Tayyip Erdoğan, indimde politikacının politika, gazetecinin gazete, hukukçunun hukukla iştigal ettiği gibi dinle uğraşan biridir. Örnekleri çoğaltabiliriz.
Gerçekten talep ediyorsanız, gönderdiğiniz itirazı gazetemde yayımlarım. Ama aynı sütunda ve aynı gün, kendi yanıtımı da koyarım. Ve kamuoyu, sanırım benim mantığımı kabul eder. Karar sizin. Saygılarımla."
Benim bellek damağımda leziz bir tat bırakan 'dinci'lik üstüne bu tartışmadan sonra karşı taraf sessiz kaldı ve kendilerinden bir daha haber alamadım, sevgili okurlar. Ancak...
Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın 'dinci terör'den kötü bir şeyler anladığı kesin, ama 'dinci' sıfatını hâlâ yanlış kullanıyor. 'Dinci' sıfatı, 'dini' ve 'dinsel' ile eşanlamlı olup, İslam, Yahudi, Hıristiyan ya da herhangi başka bir dine ilişkin referanstır. Türkiye'yi kana bulayan, ekonomisinden turizmine, AB'yle ilişkilerinden siyasal istikrarına arkadan vuran
'İslamcı terör'e 'dinci terör' demek, mücadele edilmesi gereken tehlikeyi her türlü dinsel referansa genişletip, fikirsel 'hedef' dağıtmaktır. Oysa... Hedefe kilitlenmeyen bir 'atıcı'nın, hedefi ıskalayacağı kesin olduğu gibi; niçin fikirsel yoğunluk sağlayamadığı ve dağınık kaldığı da ASIL sorunu oluşturabilir.