İslami cumhuriyete doğru
Radikal · 6 Aralık 2003
Türkiye’nin on yıl sonra kimler tarafından ve hangi “ideoloji”yle yönetilmek üzere hazırlandığını artık “öngörmek” gerekmiyor. Görmek yetiyor. Ancak görmek için, önce bakmak gerek, sayın seyirciler. Olayları birbiri ardına sıralayıp, bütüne bakmak. Salt dünkü gazeteleri önünüze serip birkaç haberi birbirine ekleseniz, GERÇEK apaçık ortaya çıkıyor: İslami kadrolar Türkiye’yi on yıl içinde karşı konulamayacak yoğunluk ve güçte bir halk hareketiyle, yani yirmi yıl önce İran’da olduğu gibi, İslami bir cumhuriyet rejimine hazırlamaktadırlar. Meslektaş olmakla övündüğüm birkaç gazeteciden biri Murat yetkin, dün Radikal’e manşet olan “Kur’an kursları okullara giriyor” haberinin ayrıntılarına girdiği köşe yazısına, “Hükümet ne yapmak istiyor?” başlığını koymuştu. Ben söyleyeyim: Türkiye’nin on yıl sonraki İslami cumhuriyet kadrolarını hazırlıyor!
Bir hükümet düşünün ki, yönettiği ülkenin en büyük kentinde İslamcı teröristlerin öldürdüğü insanların cesetleri henüz soğumamış, kopardıkları kolların, bacakların, çıkardıkları gözlerin yarası kapanmamış, yıkımın şoku, korkusu atlatılamamış, patlamaların gürültüsü henüz kulaklarda ve o hükümet ne yapıyor? Ülkenin dört bir yanını Kur’an kurslarıyla donatmakla kalmayıp, denetim dışı hale getirecek “yeni” Kur’an kursları yönetmeliğini çıkarıyor. Böyle bir yönetmeliği, böyle bir zamanda çıkaran hükümetin başı; Çeçenistan, Afganistan, Pakistan’daki kamplardan ve herşeyden önce, HEPSİ henüz yaşken Türkiye’deki Kur’an kurslarında eğilen, beyinleri kana susamadan önce, ya da susasın diye Kur’an kurslarında kurutulan teröristlerin eylemine İslamcı terör diyemez elbet! Kur’an kurslarında okuyan tüm çocuklar, tabii ki terörist olmuyor, olmaz. Ama benim dikkat çekmek istediğim nokta, İslamcı teröristlerin hepsinin Kur’an kurslarından geçmiş olması bir, ikincisi de ilk koşullanmaya bu kurslarda uğrayan gençlerin ezici çoğunluğunun, tarafsızlık yeteneklerinin köreltilmiş ve bilinçlerinin dinden özgür düşünceye kapanmış olmasıdır.
AKP iktidarı, adını koyamasa da İslamcı terörden yana değil. Ama niyeti çok açık, gizlemeye bile gerek görmüyor artık: Şeriatçı tabanı genişleterek Türkiye’yi demokratik yollardan İslami bir cumhuriyete dönüştürmek. Hitler de seçimle iş başına gelmişti, hatırlayın! Ve ben, suikastların hemen ardından gelen yeni Kur’an kursları yönetmeliğinde, şöyle bir mesaj görüyorum teröre kayabilecek şeriat yanlısı yığınlara: Sertleşmeyin, biz bu işi zamana yayıp gençlerimizi eğiterek demografik yollardan çözeceğiz! AKP’lilerin seçmenlerine yönelik çoğalın, çocuk yapın önerisi ve kürtajı engellemek için hazırladıkları yasa tasarısı bu mesajın en belirgin göstergesi değil mi zaten?
Üstelik AKP, nihai niyetini yalnız Kur’an kursları yönetmeliğiyle de belli etmiyor. AB İlerleme Raporu’nu görüşmek üzere toplanan TBMM komisyonunda, AKP milletvekili Nihat Eri, resmen ve fütursuzca tekkelerin “resmen” açılmasını önerebiliyor (Bk. Hürriyet 5.12.2003)! Üstelik bu önerisini, sanki İstanbul’u mezbahaya çeviren kişiler Türkiye’yi gayrı resmen zaten saran tekkelerde eğitilmemişler gibi, “tekkeler kapatıldığı için din eğitimi ehli olmayan kişilerin eline düştü” gerekçesine dayandırıyor! Oysa tam da aynı gün Milliyet’te, bombacıların Kur’an kurslarında, İmam Hatip liselerinde yetişen çocukları evlerindeki tekkeleri, tekke yaşantılarını ve babaları ölmeseydi suikastlardan duydukları memnuniyeti anlatıyorlar (Bk. Elif Korap’ın röportajı)!
Ve yine aynı gün, Başbakan Erdoğan ve Savunma Bakanı Gönül,YAŞ toplantısında iki İslami mürtecinin ordudan ihraç kararına, BİR KEZ DAHA şerh koyabiliyorlar.
Artık herşey çok açık ve Türkiye’nin “neye” hazırlandığını görmeyenler, görmek istemiyorlar demektir. Ancak... Kör, sağır ve dilsiz taklitçileri unutmasınlar: Kimsenin suçlu olmadığı yerde herkes sorumludur! İhanetin bir adı yardakçılıksa, diğeri teslimiyetçilik. Onlar unutursa, biz hatırlatırız.
-----------------------------------------------------