Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Mehter takımı akp

Radikal · 14 Aralık 2003

“İkiyüzlü Fariziler sivrisineği süzer, deveyi hamuduyla yutarlar.”

İncil (Aziz Mathieu tefsiri, XXIII, 24.bab)

Türker Alkan hocamız, dün “Kurnazlıklar” başlığını taşıyan Radikal yazısına: “AKP kurmayları kurnaz mı kurnaz, akıllı mı akıllı,” saptamasıyla başlamış ve seçimlerde bizzat parti başkanı Tayyip Erdoğan’ın ağzından milletvekili dokunulmazlığını kaldıracağını ilan eden AKP’nin, ulusa verdikleri bu sözden “Yargı bağımsız değil, güvenmiyoruz...” gerekçesiyle çark etmesini, “Ne zekice bir bahane. 40 yıl düşünse insanın aklına gelmez,” diye ince ayarlı alaya alıyordu.

Çok sevdiğim Türker hoca kusura bakmasın, ama ben aynı fikirde değilim! AKP kurmayları ne akıllı, ne de kurnaz. Zeka testi yapılsa, elbette ortalamanın (90-100 puan) altına düşmezler, hatta aralarında dahi (160 puan ve ötesi!) olanlar bile vardır, belki. Ama biliyorsunuz, işlenmemiş zeka, elmaslaşmamış kömür parçası olup; Prof. Nurettin Şazi Kösemihal’den duyup hiç unutmadığım uyarı gereği, “New York sokakları Einstein olamamış 160’lık dahi çöpçüler ve hatta çöpçü olamamış dahi serserilerle doludur.”

Aslında şöyle bir düşününce, AKP kurmayları arasında bir Einstein bulunmadığı kesin. Ama hepsi bir baltaya sap ve hiç biri ziyanı zebil olmadığına göre aralarında deha düzeyinde zeka sahibi olmadığı, belki de daha doğru. Hiç bir soruna dahice çözüm bulamadıklarına, ama iktidara gelmek başarısını gösterdiklerine bakılırsa, hepsi normal zekada.

Ne kurnaz, ne de akıllı, normal zekada ve yarı cahil insanlarla karşı karşıyayız. Yarı cahiller, çünkü yarım eğitim almışlar. Yarım eğitim almışlar, çünkü aldıkları eğitim yüksek düzeyli bile olsa, misyonları aldıkları bilgi doğrultusunda biçimlenmemiş; tam tersine edindikleri bilgiyi misyonları doğrultusunda biçimlemeye çalışıyorlar. Oysa bilginin koşullanmadan bağımsız bir akışı vardır, o akışı yöne bağımlı çevirdiğiniz zaman yanlış olanı gösterir.

AKP iktidarı bugüne değin attığı iki adımdan birini geri çekmek zorunda kaldı. Çünkü “ileri” dediği tüm adımlar misyonuna yönelikti ve gerek tarih, gerek politikada sahip oldukları varsayılan bilgi, yanlışı gösteriyordu. Örnek çok: YÖK reformu, orman yasası, okullara Kur’an kursları, vb.

AKP’nin malum misyona kilitlenmiş yürüyüşünde, sanki bir iktidar partisiyle değil, Mehter takımıyla karşı karşıyayız. İki ileri, bir geri. Yavaş ama, afili gidiyorlar hedefe. Bazıları bu mehteran tavrına “kurnazlık” diyebilir. Ancak devirdikleri son çam, muktedir dokunulmazlıklarını korumak için gösterdikleri “Yargı bağımsız değil!” gerekçesi, ne kurnaz, ne de akıllı olduklarının bence en kesin kanıtı. Çünkü...

Türkiye büyük belalarla boğuşmak zorunda bir ülke. Bütünlüğüne ve istikrarına yönelik çok vahim saldırılara karşı kendini demokrasi sistemi içinde korumak zorunluluğu, Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası platformlarda sık sık zor durumda bırakıyor. Bugüne kadar bu devlet, fikir suçlarından terör suçlarına, “Falancayı mahkum etmeyin, filancayı hapisten çıkarın, fişmekanı yasaklamayın!” türünden dış baskılara, hep ve her devlet adamı, hatta her politikacının ağzından: “Türk yargısı bağımsızdır, yasalar var, mahkeme ne derse o olur, karışamayız!” tartışılmaz gerekçesiyle karşı koydu, direndi.

Yargının bağımsız olmadığını en üst düzeyde “itiraf” eden AKP iktidarı, bu talihsiz açıklamasıyla Türkiye’nin dış baskılara karşı tek silahını elinden almış ve hasımlarının eline tutuşturmuş bulunmaktadır. Kullandığı kozu hasmına armağan edenler “kurnaz” olmadıkları gibi, devlet adamı olmadıkları ve olamayacakları da böylece anlaşılmış bulunmaktadır.

Türkiye’nin bu açıklamadan gördüğü ve göreceği zarar, çok vahimdir.

---------------------------------------