Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Ha bu diyarların aha budur demokratı!

Radikal · 17 Aralık 2003

Irak Geçici Hükümet Konseyi üyesi Muvaffak El Rubai, ABD'nin işgal yönetiminin ülkede egemen bir devlet kuruluncaya kadar idam cezasını askıya aldığını anımsatarak, "Saddam'ı özel mahkemede yargılar, 30 Haziran'da egemen olur, 1 Temmuz'da asabiliriz," demiş...

Amerika, yarım yüzyıldır megaloman Saddam'ın diktasından başka siyasal referansı olmayan bu ülkeye demokrasi rejimini yerleştirmeye çalışıyor, biliyorsunuz. Zaten demokrasinin yarım yüzyıldır geldiği Türkiye'de basın da biliyor ki, Saddam'ın ele geçiriliş öyküsüne, saklandığı fare deliğinde içtiği 7 Up şişeleri ve Nescafe, yediği Amerikan çikolatası, sucuk kangalları, yumurta kabukları, lokum, kivi, muz, salatalık, giydiği boxer külotları, kirli/ temiz gömlekler, bir çift erkek ayakkabısı ve terliklerden yaklaştı.

Oysa ben ekleyeyim, Oyukta Saddam Kapama'nın mutfak malzemeleri arasında, Türklerin gözünden kaçmaması gereken müthiş bir ayrıntı vardı, Liberation gazetesinde yayımlandı, boş yumurta ambalajının tam arkasındaki pembe kutunun üstünde KÖŞEM yazıyordu! Ben markayı tanımıyorum, şeker olabilir, ama Ö ve Ş harfleri ha bu diyarlarda ancak bizim alfabede var, üstelik laf da bizim dilden olduğuna göre Saddam, anlaşılan Amerikan çukulatasına Türk gıdasını katık ediyordu! Tabii bu kadar bol mutfak malzemesi arasında kaybolan Türk basını, 'Köşem' kutusu ve çok güzel köşe yazıları olabilecek içeriğini

ıskaladığı gibi; Amerikan fedaisi, demokrasi havarisi El Rubai'nin Irak'ın siyasal geleceğine ışık tutan kafasından fışkıran demokratik feyzi de yakalayamadı ve...

"Behey Irak'ın geçici demokratı, yargılayacaksanız nasıl şimdiden asabiliriz diyorsun, yok asacaksanız niye yargılamadan söz ediyorsun, yoksa sizin oralarda da mı 'yargı bağımsız değil'?" diye soramadı. Zaten Amerika da El Rubai'nin ziline basmamış, üstelik Saddam'ı ne yapacağını kuluna soracak değil, kendi kendine çalıyordu garip. İşgaldeki Irak'ın geçici uçucu demokratları Saddam'ı nasıl değil de ne zaman asacaklarını düşünedursun; iki işgalciden biri, İngiltere, idam cezasına karşı olduğunu açıkladı. BM de öyle. Ama herhalde masumları bile sık sık elektrikli sandalyeye gönderen baş işgalci ABD öğretemez Iraklılara, demokrasinin her şeyden önce kafalarda yeşeren ve yetişen bir düşünce vahası olduğunu.

Anlaşılan Iraklılar da, bizim 1960'larda 'bebek'ti, 'köpek'ti diye ipin ucunda sallandırdığımız demokrasi yollarından geçecekler. Eğer bizim idamlık demokrasi, hatta sonrakilerde gencecik delikanlıları astığımız demokrasilerin güzergâhını izlerlerse, Saddam'ın idamından sonraki 10 yıl içinde Menderes gibi ölümsüz bir efsaneye kavuşması, adına partiler kurulması, nutuklar atılması, naaşından geri kalan kemiklere anıt mezar yapılması, hayatta kalan akrabalarının bulunmaz Hink kumaşı gibi

'demokratik sistem' tarafından paylaşılamaması, işten bile değil.

Üstelik Amerikalılar, Irak'a ne kadar istikrar getirmeye çalışıyor, halk psikolojisini ne kadar tanıyor, emin değilim. Ne kadar kanlı bir diktatör olursa olsun, Saddam'ın dişlerini bir beygir gibi muayene ettikleri ve kafasında bit aradıkları sahneler, milyonlarca insanın içini ezdi, bir acıma yarattı sabık lidere karşı. Üstelik, özellikle Türk basınında atılan 'Korkak, direnmedi, intihar bile edemedi' naraları, 'Bağdat bülbülü' tanımları, yersiz olmakla kalmayıp, biraz safça.

Bülbül gibi öttüğü yalan olduğu gibi, ben Saddam Hüseyin'de, Apo'da tutuklanır tutuklanmaz başlayan korku ve 'işbirlikçi teslimiyet' görmedim. Niye intihar etsin ki? İntihar etse konuşamayacaktı. Oysa La Haye'de yargılanan Miloşeviç'i hatırlayın, kök söktürüyor yargıya, neredeyse haklı hale geldi kimi suçlamalarında. Saddam Hüseyin de konuşacak ve belki de ABD'yi çok zor durumda bırakacak...

Üstelik, bir tahmin, ama şahsen Irak'taki Amerikan karşıtı gerilla hareketlerini Saddam'ın yönettiğine inanmıyorum ben. Tutuklanmasıyla

ortalık durulur mu, azar mı, henüz belli değil.