Düşler ve sokak
Radikal · 21 Aralık 2003
Mantar gibi biten çocukların kimi zehirli olur."
Chancelier Oxentierna (1583-1654)
Kupürü saklamış, ama üstüne tarih atmamışım. Milliyet'in haberi. İki yıldan eski olmamalı: AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, partisinin Sultanbeyli İlçe Başkanlığı binasının açılışında, 'Çoğalmayın tavsiyesi adeta bir ihaneti vataniye' başlıklı konuşmasında, "Millete yapılan
'Çoğalmayın' şeklindeki tavsiyeler, milleti azaltarak tarihten, dünyadan
silme projesidir. Nüfus olmazsa, halk olmazsa bu ülkede ekonomik sorun olmaz diyorlar. Bu milletin çoğalması lazım. Biz böyle düşünüyoruz. Sakın ha, Allah ne verdiyse..." demiş. Daha doğrusu demişti. Zaten bir o dememişti. Yarım yüzyıldır onun şimdi oturduğu koltuğa oturanların hepsi, aynı vaazı verdiler.
Derken Allah, nüfusu çoğalmayan ülkelere akıl verdi, para verdi, refah ve sosyal adalet verdi. Türkiye'ye bol çocuk verdi. Çocuk bolluğu da Türkiye'yi Tayyip Erdoğan ve partisine...
AKP, lideri ve kadroları, şimdi çoğalan Türkiye'nin köle çocuklarıyla baş başalar.
Türkiye'de beş nüfustan üçü çocuk olarak doğmuyor, köle olarak üretiliyor.
Diyarbakır sokaklarında gece yarılarına kadar çalışan çocukların, kendi minicik elleriyle kaleme aldıkları gönül mektuplarından, hüzünlü güzel yüzlerinin fotoğraflarından oluşan olağanüstü güzellikte bir kitap duruyor önümde: DÜŞLER VE SOKAK.* Kitabın yapımına destek olanları saygıyla selamlıyorum. Ve siz okurlarımdan, çocuğu sokakta çalışmak zorunda olmayanlardan, kendisininkinden başka çocukları da sevebilenlerden, bu yılbaşı eğer oğlunuza kızınıza, kendinize arkadaşınıza bir armağan alacaksanız, bu kitabı almanızı rica ediyorum. Geliri, sizin çocuğunuz kadar şanslı olmayan, köle doğan o masum yavrulara gidecek çünkü. Çünkü bir çocuk o kitapta, proje koordinatörü İrfan Polat'ın "Niçin sokaklarda çalışıyorsun?" sorusunu, "Bunu ben bilemem. Ben çocuğum, siz büyüğümsünüz, siz daha iyi bilirsiniz," diye yanıtlıyor. Çünkü bu kitabı okuyunca, Diyarbakır sokaklarında sömürülen çocukların, Başbakan Tayyip Erdoğan'dan DAHA AKILLI (ya da daha iyi niyetli) olduğunu anlayacaksınız. İşte size
11 yaşında 4. sınıf öğrencisi, çöp toplayıcı B.S.'nin kendi elceğiziyle yazdığı mektup:
"Bazı çocuklar zengin ama bazıları fakir. Bunun nedeni. Bazı aileler 10-15 çocuk doğurur. Bundan dolayı bizi çalıştırmak zorunda kullanmışlardır. Biz bir gün çalışırken çocuklar benimle alay ediyorlardı. Çünkü ben çöp topluyordum. Benim de kalbim çok kırıldı. Elle çöpçülük yapmak istemiyorum dedim. Ve annem de çekirdekçilik yap dedi. Ben çekirdekçilik yapıyordum. Her gün eve geç saatte gidiyordum. Eve geç gittiğim için ödevlerime çalışamıyordum. Ve çekirdek satmaya devam ediyordum ama çekirdek satmayı istemiyordum. Ama fakir olduğumuz için yerine getiriyordum. Bunun nedeni çok çocuk yaşıyordu sonra da bize bakamıyorlar. Hepimiz hasta olursak hangimize ilaç alacaklar. Okulda kitab istiyorlar hangimize kitab defter alacaklar. Bundan çalışmak zorunda kalıyoruz."
Ve işte size, günün birinde, masumiyetini yitirince, hele tarikatlar tarafından tavında dövülüp beslenince, bir kamyonete doldurduğu gübre/nitrat ile kendisiyle birlikte gitmek istemeyen başkalarını da cennete götürenlerin, çocukken neler düşündüklerine ilişkin bir ipucu:
"Ben cennete gitmek istiyorum orda kuşlar, kelebekler, güzel renkli çiçekler mis gibi kokuyor. Orda elma, portakal, muz,kivi, her türlü meyve yemek istiyorum. Ve boyacılık işini artık hiç yapmak istemiyorum. Oturup dinlenmek istiyorum orda. Güzelcene yatıp uyumak istiyorum. Dışarda kar yağıyor üşüyorum."
Cenneti beklerken üşüyen o çocuk, henüz dokuz yaşında. Ayakkabı boyacısı.
Hâlâ mı çoğalalım? Hâlâ mı çoğalsınlar?
Doymadılar mı taze ilik, beyin, yürek sömürmeye, çocuk yamyamlığına?
(li) Bilgi için Tel. 0412 223 85 16 / polat_irfan@mynet.com