Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2003

Apışanlar ve yapışanlar (2)

Radikal · 27 Aralık 2003

Fransa’nın Katolik Kilisesi’ne karşı verdiği savaşın en önemli kazanımı olan laiklik, hala daha karşı saldırıların hedefi olup, nihai bir zafer değildir. 1795 yılında kabul edilen devlet ve din ayrımına 1801 Concordat’sıyla son verilmiş, 1830 Devrimi yeniden laikliği getirirken Alsace ve Moselle bölgesini Concordat’ya bırakmak zorunda kalmış, laikliği ilk tanımlayan 1905 yasası İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman işbirlikçisi ve Katolik Kilise’sinin desteklediği Vichy hükümeti tarafından rafa kaldırılmış, 1945 yılında yeniden yürürlüğe girmesi için Katolik Kilisesi’nin “laisizm” kavramını reddedip “laicite” kavramını kabulünün ardında, Almanlarla birlikte Kilisenin de “mağlup” olması vardır!

Ancak devrim ve karşı devrim laiklik muharebeleri, hala devam etmektedir. 1946 yılında Anayasa’ya yazılan laiklik maddesi, 1958 yılındaki Anayasa’ya aynıyla alınmış olmakla birlikte, bugünkü orta öğretimde laik/anti laik çatışmalarına yol açan “Cumhuriyet tüm inançları tanır” tümcesi eklenmiştir. İşte bu tümceden yola çıkarak, Fransız devleti orta öğretimde 60 bin 81 laik ve bedava kamu okulunun yanısıra 9 bin 97 özel okula para yardımı yapmaktadır. Yarıya yakını Katolik ya da Protestan kilisesi tarafından yönetilen bu okullara para yardımı ve diploma eşdeğerliliği, devlete özel okullar üzerinde denetim sağlamasına karşın, eğitimde yüzde yüz laiklik taraftarlarınca aktif bir karşı saldırının hedefi. Oysa devlet denetimi, bugüne kadar din kökenli özel okullarda verilen din derslerinin zorunlu değil, “seçmeli” olmasını sağladı. Yarın ise, eğer yeni çıkarılacak laiklik yasası yetmezse ve gerekli görürse, devletin özel okulları da dini simgeler yasağı kapsamına almasına hukuki hak tanıyor. Örneğin gerek sağ, gerekse sol partilerden pek çok parlamenter ve düşünür, yeni yasa için bu tutumu savunuyordu. Chirac, ortalığı bulandırmamak için özel okullara dokunmamayı tercih etti. Alsace ve Moselle bölgesinin yasa kapsamına girip girmeyeceğini henüz kimse bilmiyor. Çünkü Almanlarla Fransızlar arasında gidip gelen ve 1918’den sonra 1945’te Fransa’ya dönen bölge, 1801 Concordat’sından beri eğitimde Alman geleneğini uygulamakta serbest, yani Fransız kamu okullarında seçmeli bile olmayan din dersi, seçmeli olarak var. Oysa uygulama, bölge halkını hala bölüyor. Laiklik konusunda en sert mücadele, bu bölgede oluyor. Laikler, Alsace Moselle’deki Concordat ayrıcalığının anayasal olmadığı iddiası ve öğrencilerin %70’den fazlasının din derslerine zaten girmediğini belirterek uygulamanın kaldırılmasını istiyorlar. Dini inançları tanıyan Concordat’nın son yıllarda en çok İslami cemaatin örgütlenmesine yaraması, Müslümanlara karşı düşmanlığın ve ırkçılığın en fazla burada yayılmasını sağlıyor.

Özetle dünyanın ilk ve temeli en köklü laik devleti Fransa’da bile laiklik savaşı iki yüz yıldır sürmekte, hala Alsace Moselle bölgesi muaf ve laikliğin oturması için daha çok mücadele vermek gerekecektir. Fransa’nın yeni laiklik şahlanışına apışanlar, Anglosakson örneklere yapışıyorlar elbet. Ancak bu yapışkanlıkları, tıpkı yalakalık alışkanlıkları gibi, bilgiye dayalı olmayan bir övgü ya da yergi seçimi. Çok başka tarih ve geleneklerin ürünü Alman ya da Anglosakson örneklerle Fransa’yı anlamaya ya da açıklamaya çalışmak, hiç bir zaman kurtulamayacakları bir cehalet zırıltısı olduğunca, kendilerini en açık gerçeği görmekten engelliyor: Fransa, yasal laikliği güçlendirmekle yeni bir din savaşını önlüyor, toplumsal barışını koruyor.

Bugün “İslamizm”in Almanya tarafından yasal anlamda önlenememesi, ilerde Almanya’yı Müslümanlara karşı Nazizm benzeri bir çıkışın ya da Protestanlarla Katolik Kilisesi arasındakine benzer bir din savaşının eşiğine getirecek. Aynı olasılık, tüm Kıt’a Avrupa’sı için söz konusu.

Bu böyle biline. Kafasının içi sakallılarla, huri beyinliler apışma/yapışma zırvalarına son vere...