Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Cayır cayır

Radikal · 14 Ocak 2004

"Mumlar neden eriyip sönerler de

Tersine doğru yanmazlar

Uzayarak yeniden?

Ve insan doğmak ister mi,

Bir daha ölmek için?"

METİN ALTIOK

...Ve Metin Altıok'u bir daha öldürecekler. Ve demek ki cinayet, ortaktı. Ve demek ki, Metin Altıok ve 36 yoldaşını Sivas Madımak Otelinde yakanların imanbirlikçileri, ağa babaları, fikirdaşları, zaten aramızda dolaşıyorlardı, ARTIK işbaşındalar. Başına geçtikleri 'iş'te, kolları sıvamış, paylaştıkları fikrin tetikçilerini, bu ülkenin son kalesi, adaletin pençesinden çekip almak niyetindeler. Kapalı kapılar ardında, gizlice, fısır fısır kurulan kumpaslarla.

Sözüm ona PKK'lı teröristlerin köküne kibrit suyu ekecek ve suçunu itiraf ve örgütü ihbar eden ama yakalanamayan katilleri 'topluma yeniden kazandırmak' amaçlı yasa, tek bir PKK'lının teslim olduğuna bakılırsa, zaten yakalanmış, suçu sabit ve itiraf edeceğini etmiş olanları hapisten kurtarmak için çıkarılmış meğerse. Meğer bu yasa, düpedüz ve besbelli artık, PKK'nın köküne kibrit suyu ekmek için değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin

köküne kibrit suyu ekerken yakalananları serbest bırakmak için yapılmış, anlaşıldı.

Radikal'in iki gündür izlediği gelişmelerin sonucu ne olursa olsun, 2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Oteli'nde 37 kişiyi cayır cayır yakarak öldürenleri 'topluma yeniden kazandırma' yasasından yararlandırmak iradesi, ortada. Belki başaracak, belki başaramayacaklar. Kararı 17 Ocak'ta, son kale adalet verecek yine. Ama... Öyle kapalı kapılar ardında, gizlice, fısır fısır kurulmuş bir kumpas ki bu, eğer CHP milletvekili Gürol Engin soru önergesi verip Adalet Bakanı Cemil Çiçek yanıtlamak

'zorunda' kalmasaydı, Sivas cehenneminin zebanilerini yeniden aramıza salmak 'iradesi'nden haberimiz bile olmayacaktı. Sonuç ne olursa olsun, AKP'nin, Sivas Madımak oteli katliamcılarını 'topluma yeniden kazandırmaya' hiçbir itirazı olmadığı, artık açık. Peki, özünde ABD'nin

'hararetli' önerisiyle çıkarılan bu yasanın, PKK'nın köküne kibrit suyu ekmek yerine, cumhuriyetin köküne kibrit çakanların ekmeğine yağ süreceğini başta TSK, MGK, CHP ve cumhurbaşkanı Sezer, öngörmüşler miydi, hesap etmişler miydi? AKP'nin ne düşündüğü belli de, onlar ne düşünüyorlar şimdi acaba?

Ben de ne soru soruyorum yahu?

Bir devlet ki, kendi okulları cayır cayır yanıyor. Penceresini takamadığı, odununu alamadığı, suyunu akıtamadığı, elektriğini veremediği, helasını yapamadığı sefil okullarında; minicik öğrenciler ve fedakâr öğretmenlerin tiner döküp, benzin döküp tutuşturmaya kalktığı tarih öncesi sobalardan çıkan yangınlarda öğretmeni de yanıyor, öğrencisi de. Oysa aynı devletin besleyip büyüttüğü, kendi okullarına vermediği paraları döktüğü imam hatip okullarında öğrencilerin de, öğretmenlerin de bir eli bilgisayarda, bir eli Kur'anda. Oralarda yakıtsız soba yok, çoğunda kalorifer var zaten. Bu devlet, kendi eliyle kendi değerlerini yakıyor sayılmaz mı?

Bir devlet ki, okullarında en değerli çağdaş yazarları okutmaz, Nâzım Hikmet'i de ders kitaplarından çıkarmış zaten bu yıl; ama cehennem

zebanileri yetiştiren tekkelere, kurslara, tarikatlara ilişmez, o devlet kendi eliyle kendi köküne kibrit suyu ekiyor değil midir?

Bir devlet ki, Radikal gazetesini MGK'nın 'gizli' yönetmeliğini yayınladı, benim gibilerini tahkir ve tezyif etti diye mahkemeye verir; ama Vakit gazetesinde alenen 'kâfirleri öldürmek için Müslümanların da öldürülebileceğini', yani düpedüz İstanbul'u kana bulayan suikastçıları savunan Mustafa Kaplan adlı 'yazarı', bırakın yargılamak, adresini bulamaz! Çünkü yoktur böyle bir yazar, bütün gazete Kaplan soyadlı olup, kimlerle doluştuğu bellidir. Mahkûm edildiği tazminatları ödemez, tehdit eder, küfür eder, yine de kapatılamaz!

Şakır şakır televizyon karartıp, düzgün gazeteleri ve gazetecileri,

'özgürlük' ya da 'barış' diye pankart açan öğrencileri sürüm sürüm mahkemelerde süründüren bu devlet, İstanbul Şişhane'deki açık adresiyle basılıp dağıtılan ve İstanbul'da yüzlerce insanın canını alan teröristleri

'şehit' ilan edip, henüz teröre bulaşmayan 'müminleri', 'Yüreğine mi indi düzenin hıncı/Şehitler borcunu ödedi/Sıra sende Akıncı' diye 'göreve' çağıran, dünyanın hiçbir demokratik düzeninde yayınına izin verilmeyecek,

ırkçı ve dinci terör propagandası yapan bir dergiye gık çıkarmamaktadır!

Ne tuhaf bir raslantı: Zeynep Altıok'un babası Metin Altıok'un anısına yayımladığı 'Gölgesi Yıldız Dolu' adlı kitap dün geldi. Öldükten sonra cennete gitmek için yaşadıkları cenneti, ormanından insanına cehennem ateşlerinde yakan zebanilerin, bu zavallı toplumu nasıl aydınlık insanlardan mahrum ve öksüz bıraktığını anlamak için, gölgesi yıldız dolu Metin Altıok'u okuyun.

Bu devletin, kendi kendini cayır cayır yaktığının resmidir.